6 Mart 2026 Cuma

SİYASETTE İLKELERİN ÇÖKÜŞÜ:

SİYASETTE İLKELERİN ÇÖKÜŞÜ:

İFTAR SOFRASINDAKİ AYDINLIK VE KARANLIK?

Bugün önümüze düşen o fotoğraflar, aslında bizlere görünü nenin çok daha ötesindeki girift ve kirli ilişkileri anlatıyor. Bu karelere dikkatle bakıldığında asıl gerçek tüm çıplaklığıyla karşımıza çıkıyor: Bu kişiler asla bir "dava insanı" değildir.

Özellikle Özgür Özel’in yüz ifadelerine, o anki duruşuna dikkatli bakıldığında ne demek istediğimiz çok daha iyi anlaşılacaktır.

Asıl önemli detay ise şudur: Birbirine taban tabana zıt görünen Mansur Yavaş ile Osman Gökçek’i aynı masa etrafında buluşturan o gizemli ve karanlık güç kimdir, neyin peşindedir? Bu sorunun cevabı, Türkiye’nin geleceği için en kritik noktadır.

Benzer bir tabloyu Özgür Özel’in CHP Genel Başkanı olur olmaz sergilediği tutumlarda da gördük. Cumhuriyet’in kalbi olan Gazi Meclis çatısı altında; adı karanlık infazlarla, domuz bağı vahşetiyle ve terör listelerindeki yapılarla anılan zihniyetin temsilcileriyle yan yana gelmek, toplumsal hafızamızda derin bir yara olarak durmaktadır.

Bu noktada son 30 yıllık siyasi süreç çok iyi irdelenmelidir. İdealleri ve ilkeleri olmayan sözde siyasetçilerin çizdikleri bu zikzaklar, davanın bir erdem hareketi olmaktan çıkıp kişisel çıkarların tatmin alanına dönüştüğünün kanıtıdır.

Yıllardır "bizdendir" diyerek peşinden koştuğumuz bu çürümüş figürlerin, kamuoyu önünde birbirine ağır ithamlarda bulunup kapalı kapılar ardında "vatan-millet" algısı yaratarak saf tutmaları yüreklerimizi sızlatmaktadır.


Sormak gerekir
: Bu kişileri yan yana getiren koşullar sadece basit bir çıkar ilişkisi mi, yoksa doğrudan davaya ihanet mi? Bu kişilerin siyasi ahlak ve adanmışlıklarının; Cumhuriyet’in karakterine, Atatürk ilke ve devrimlerine uyduğu düşünülemez.

Bu zihniyet, bin yıllık değerlerimizi kullanarak Türk milletiyle alay etmektedir.

Unutulmamalıdır ki; Atatürk’ün cepheden cepheye koşarak, bin bir mücadeleyle kurduğu bu Cumhuriyet’te, kendi kirli çıkarları için karşı devrime hizmet eden "sözde" yöneticiler dün de vardı, bugün de var olmaya devam ediyor. Ancak tek kurtuluş yolu bellidir:

Gerçek Atatürkçü, Kemalist ve yurtsever devrimcilerin bir an önce Cumhuriyet’i ve CHP’yi sahiplenmesidir. Türk milletini bu çağ dışı ve çürümüş zihniyetten kurtaracak olan yine bu iradedir.

Ankara’daki o iftar davetinde, dualar edilirken telefonla uğraşan ciddiyetsizlikle, o masayı kuran gizli eller aynı madalyonun iki yüzüdür. Gerçekleri görmek ve bu çürümüşlüğe dur demek her yurtseverin borcudur.

Ali Berham ŞAHBUDAK Cumhuriyetçi Aydınlanma Partisi Kurucu Genel Başkanı.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

31 Ocak 2026 Cumartesi

İyi ki doğdun ALİ - İsme Özel Doğum Günü Şarkısı


Bugün 1 ŞUNAT 2026 #Takvimler beni yine hayal kırıklığına uğrattı!
Sabah kalkar kalkmaz "#günaydın dahi demeden"

Ali Berham bey gözün aydın bu gün siz bir yaş daha yaşlandınız dedi!

Oysa #takvimler bilindiği gibi cansız birer varlıklar sadece gün çizelgemizi gösterir yaş dediğiniz ise sadece bir sayıdan ibrettir yaşadığımız bu kısa yaşam çizgisinde nasıl #yaşadığımız önemlidir.

11 Ocak 2026 Pazar

TÜRK KAMUOYUNA ÖNEMLE DUYURULUR: BU BİR EKONOMİK KRİZ DEĞİL, BİR TOPLUMSAL TASFİYE OPERASYONUDUR!


TÜRK KAMUOYUNA ÖNEMLE DUYURULUR:

BU BİR EKONOMİK KRİZ DEĞİL, BİR TOPLUMSAL TASFİYE OPERASYONUDUR!

Değerli Vatandaşlarım, Yol Arkadaşlarım;

Bugün Türkiye’de bir "emekli sorunu" yoktur; bugün Türkiye’de bir "devlet sözleşmesinin tek taraflı feshedilmesi" suçu işlenmektedir. Cumhuriyetimizin 100. yılını geride bırakırken, bu iktidarın 20 yıllık mirası; nüfusun %75’ini asgari ücrete, emeklisini ise açlık sınırının yarısına mahkûm etmektir.

2008 İHANETİ: EMEKLİNİN CEBİNDEKİ EL

Siyasi rakiplerimiz meydanlarda boş vaatler savururken biz gerçeği haykırıyoruz: 2008 yılında yürürlüğe giren yasayla Maaş Bağlama Oranları (ABO) %90’lardan %35’lere düşürüldü. Bu, Türk tarihinin gördüğü en büyük "yasal" gasp girişimidir.

  • 2002 yılında: Ortalama emekli maaşı asgari ücretin %32 üzerindeydi.
  • 2026 yılında: Emekli maaşı asgari ücretin %10 altına mahkûm edilmiştir.

Bu rakamlar birer istatistik değildir; bu rakamlar bir annenin torunundan kaçırdığı gözleri, bir babanın pazar artığı toplarken yere düşen gururudur!

SADAKA DEĞİL, İNTİBAK!

TBMM’ye sunduğumuz İntibak Yasası önergelerini reddeden AKP-MHP bloku, aslında bu ülkenin temelini reddetmektedir. Onlar 300-400 bin TL’lik maaşlarıyla fildişi kulelerinden bakarken, 20 bin TL ile "geçin" dedikleri emeklimiz, bugün 30 bin TL’lik açlık sınırının altında can çekişmektedir.

Biz onlara diyoruz ki: Bizim emeklimiz sadaka istemiyor. Bizim emeklimiz lütuf beklemiyor. Emeklimiz, 25-30 yıl boyunca bu devlete nakit olarak ödediği primlerin, döktüğü alın terinin hukuki karşılığını istiyor!

İNANCI VE VİCDANI OLANLARA SESLENİYORUM

Kendi çıkarları için dini değerleri kalkan yapanlara sesleniyorum: İnandığınızı iddia ettiğiniz Kur'an-ı Kerim, "İnsan için ancak çalıştığının karşılığı vardır" (Necm, 39) buyurur. Siz, kulun hakkını yemekle kalmıyor, sistemli bir yoksullaştırma politikasıyla bu ülkenin hafızasını, yani yaşlılarını yok sayıyorsunuz.

Bir toplumun medeniyet seviyesi, saraylarının ihtişamıyla değil, emeklisinin huzuruyla ölçülür. Sizin lüks araçlarınızın bir lastiği, bin emeklinin bir yıllık maaşına bedelken, hangi adaletten bahsediyorsunuz?


SÖZÜMÜZDÜR:

Cumhuriyetçi Aydınlanma Partisi olarak irademiz nettir:

  1. 2008 Ayıbına Son: Maaş bağlama oranları derhal 2008 öncesi seviyelere çekilecektir.
  2. Gerçek İntibak: Farklı yıllarda emekli olanlar arasındaki uçurum, geriye dönük hak kayıplarıyla birlikte telafi edilecektir.
  3. Hüküm: Emekli maaşının alt sınırı, açlık sınırının değil, insanca yaşam sınırının (Yoksulluk Sınırı) referansıyla yeniden belirlenecektir.

Bu bir rica değil, bir hak davasıdır. Emeklimizin sofrasından çalınan her lokmayı onlara geri vereceğiz. Çünkü biliyoruz ki; hakkın verilmediği yerde bereket, adaletin olmadığı yerde devlet olmaz!

Ali Berham ŞAHBUDAK Cumhuriyetçi Aydınlanma Partisi Kurucu Genel Başkanı

EMEKLİ HAKLARI VE ONUR SÖZLEŞMESİ

"Diğerleri seçim beyannamesi yazar, biz 'Vatandaşla Sözleşme' imzalıyoruz. Eğer bu maddelerden biri bile eksik kalırsa, bu belge benim halkıma karşı borç senedimdir!"

Biz, Cumhuriyetçi Aydınlanma Partisi olarak; bu ülkenin temel taşlarını döşeyen, fabrikalarında çarkları döndüren, tarlalarında ter döken ve okullarında nesil yetiştiren emeklilerimize karşı aşağıdaki maddeleri Devletin Namus Sözü olarak kabul ve taahhüt ederiz.


MADDE 1: "SADAKA DEĞİL, HAK" İLKESİ

Emekli aylığı bir sosyal yardım veya lütuf değildir. Emeklinin çalışma hayatı boyunca devlete emanet ettiği primlerin, güncel refah payı eklenmiş hukuki karşılığıdır. Hiçbir emekli maaşı, Asgari Ücretin altında olamaz.

MADDE 2: 2008 MAĞDURİYETİNİN DERHAL TASFİYESİ

"Aylık Bağlama Oranı" (ABO) adaletsizliğine son verilecektir. 2008 yılında yapılan ve emekliyi yoksulluğa mahkûm eden düzenleme iptal edilerek; sistem, emeklinin milli gelirden pay aldığı 2008 öncesi hakkaniyetli seviyeye derhal geri çekilecektir.

MADDE 3: TAM VE ADİL İNTİBAK

Farklı yıllarda, aynı prim günü ve aynı kazançla emekli olan vatandaşlar arasındaki maaş uçurumu, "Eşit İşe Eşit Emekli Aylığı" prensibiyle giderilecektir. 2000 öncesi, 2000-2008 arası ve sonrası ayrımı tarihe gömülecektir.

MADDE 4: SAĞLIKTA SIFIR KESİNTİ

Ömrünü bu ülkeye hizmetle geçirmiş emekliden; hastane randevusunda, ilaç alımında veya tedavi sürecinde "katkı payı" adı altında hiçbir ücret talep edilemez. Emeklinin sağlığı, devletin %100 güvencesi altındadır.

MADDE 5: YAŞAMDA SOSYAL ENTEGRASYON

Emeklilik, hayattan kopuş değil; hayatın tadını çıkarma dönemidir.

  • Emekli Kart: Tüm kamu ulaşım araçları, kültürel etkinlikler ve devlet sosyal tesisleri emeklilere ücretsiz veya sembolik ücretli olacaktır.
  • Konut Güvencesi: Kendi evi olmayan emekliler için "Emekli Yaşam Evleri" ve kira destek paketleri ivedilikle hayata geçirilecektir.

MADDE 6: REFAH PAYI VE ENFLASYON KORUMASI

Emekli maaşları sadece kâğıt üzerindeki enflasyona (TÜİK rakamlarına) göre değil; gıda, kira ve enerji gibi temel ihtiyaç kalemlerindeki gerçek enflasyon ve ülkenin büyüme hızından alınan refah payı eklenerek güncellenecektir.

MADDE 7: EMEKLİ SENDİKALARI VE TEMSİL HAKKI

Emeklilerin kendi haklarını savunmaları için sendikal örgütlenmelerinin önündeki tüm hukuki engeller kaldırılacaktır. Emekli, kendi maaşı masaya yatırıldığında o masanın "pazarlık tarafı" olacaktır. 12.01.2026….

Ali Berham ŞAHBUDAK Cumhuriyetçi Aydınlanma Partisi Kurucu Genel Başkanı

 

2 Aralık 2025 Salı

🇹🇷 Kemalizm: Akıl ve Bilimin Rehberliğinde Bir İdeoloji

 

🇹🇷 Kemalizm: Akıl ve Bilimin Rehberliğinde Bir İdeoloji

Virüs Kimdir?

"Kemalizm bir virüstür" diyen o sözde cihatçı kişinin kendisi tam bir toplumsal virüstür. Bu ikiyüzlü, sahtekâr ve çapsız zihniyet, 21. yüzyılın bilgi çağında, "üniversite" adı taşıyan bir kuruma nasıl rektör olarak atanabilir?

Oysa Kemalizm'i "virüs" diye nitelendiren bu kişi, Mustafa Kemal Atatürk'ün kurduğu bu Cumhuriyette yaşayan bir virüstür. Böyle bir kişinin bir üniversiteye rektör olarak atanması zaten başlı başına bir sorundur ve suçtur. Bu kişinin Kemalizm karşıtı söylemleri nedeniyle daha önce çeşitli alanlarda görevden uzaklaştırıldığı da hafızalardadır.


Atatürk’ün Manevi Mirası

Bakın, bu Cumhuriyeti bin bir mücadele vererek kuran Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk ne diyor:

"Ben, manevî miras olarak hiçbir nass-ı katı (kesin hüküm), hiçbir dogma, hiçbir donmuş ve kalıplaşmış kural bırakmıyorum. Benim manevî mirasım, bilim ve akıldır. Benden sonrakiler, bizim aşmak zorunda olduğumuz çetin ve köklü güçlükler önünde, belki amaçlara tamamen eremediğimizi, fakat asla ödün vermediğimizi, akıl ve bilimi rehber edindiğimizi onaylayacaklardır."

"Zaman hızla dönüyor, milletlerin, toplumların, bireylerin mutluluk ve mutsuzluk anlayışları bile değişiyor. Böyle bir dünyada, asla değişmeyecek hükümler getirdiğini iddia etmek, aklın ve bilimin gelişimini inkâr etmek olur. Benim, Türk milleti için yapmak istediklerim ve başarmaya çalıştıklarım ortadadır. Benden sonra, beni benimsemek isteyenler, bu temel eksen üzerinde akıl ve bilimin rehberliğini kabul ederlerse, manevî mirasçılarım olurlar."

Kemalizm Nedir?

Ey çürümüş beyinler! Ey çapsız zihniyetler! Gelin size Kemalizm'in ne olduğunu bir kez daha anlatayım:

Öncelikle Kemalizm'i anlamak için, Mustafa Kemal Atatürk'ün savaş cephelerinde emperyalizme karşı verdiği antiemperyalist mücadelenin ve bunun temelindeki tam bağımsızlık duruşunun ne anlama geldiğini iyi kavramak gerekir.

Çağdaşlaşma ve Modernleşme İdeolojisi

  • Kemalizm İdeolojisi, bir Çağdaşlaşma ve Modernleşme ideolojisidir.

  • Millî Hâkimiyet prensibine dayalı, Demokratik Ekonomik Kalkınma ve Modernleşme İdeolojisidir.

  • Kemalist İdeolojinin en önemli niteliği "Akılcı ve Bilimci" olmasıdır. Bunun anlamı; millî ve uluslararası sorunlara duygusal, dogmatik ve peşin hükümlü kalıplarla değil, akılcı, bilimci ve pragmatik (uygulamacı) bir yaklaşımla eğilmektir.

Totaliter Değil, Demokratik ve Pragmatik

Bu konuda başta belirtilmesi gereken nokta, "Kemalizm "in katı ve değişmez bir "Doktrin" olmadığıdır. Esasen, bizzat Mustafa Kemal, hareketi ve dinamizmi önlediği gerekçesiyle, o çağın Marksizm-Leninizm, Faşizm, Nasyonal Sosyalizm gibi dogmatik ve totaliter doktrinlere karşıdır.

  • Bu nedenle "Kemalizm" ile ifade ettiğimiz görüş; Modern Türk Devletinin kuruluşunda temel olan ilke ve uygulamaların bütününün ortaya çıkardığı davranış ve hayat tarzı anlamındaki pozitivist, akılcı ve ampirik (deneye dayalı) pragmatik bir ideolojidir.

  • Kemalizm, siyasal yelpazede Marksizm-Leninizm ve Faşizm gibi totaliter ideolojiler arasında değil; rasyonalist ve pragmatik olan demokratik ideolojiler arasında yer almaktadır.

  • Faşizmin "ırk," "devlet," "lider" gibi; Marksizm'in ise "sınıf kavgası" gibi değişmez ve dolayısıyla dogmatik kavramlara dayanmasına karşın, Pragmatizm, "mutlak gerçek" yerine deneye; yani akıl ve bilimin gözlem ve bulgularına dayanan ve dolayısıyla zaman içinde değişen gerçekleri kabul eder.

Mustafa Kemal, 1920 ve 1930'ların Komünist ve Faşist doktrin uygulamalarını görmüş, fakat bunları reddetmiştir. Atatürk, katı bir parti programı içinde doktrin oluşturmak yerine, bu işi akıl ve bilimin önderliği altında Türk Toplumunun ihtiyaçlarına göre oluşturma yolunu seçmiştir.

Bütüncül Bir Dünya Görüşü

Kurtuluş Savaşı'ndan sonra Türkiye Cumhuriyeti adı ile oluşturulan yeni Türk devletinin dayandığı "Atatürk İlkelerinin (Cumhuriyetçilik, Milliyetçilik, Halkçılık, Laiklik, Devletçilik ve Devrimcilik)" bir bütün olarak uyumu ve tutarlılığı, "Kemalizm" dediğimiz dünya görüşünü ortaya çıkarır.

  • Dogmatizm'e karşı bir başkaldırma hareketi ve akılcılık demek olan Kemalizm, sürekli çağdaşlık ve ilericilik demektir.

Kemalizm Düşmanlarının Amacı

"Kemalizm'in bir ideoloji olmadığını" ileri sürenlerin başında, Türk Toplumunda bir "ideolojik boşluk" yaratmak ve bu boşluğu, temsilcisi oldukları yabancı ideolojilerle doldurmak isteyenler gelmektedir. Marksizm’den Nasyonal Sosyalizme, Kapitalist Liberalizm ’den Teokrasi ‘ye kadar değişen çağ dışı dogmatik ve totaliter ideolojileri savunan bu gibi kimselerin, Kemalist ideolojiyi inkâr veya tahrif etmek suretiyle bir boşluk yaratma çabası doğal karşılanmalıdır.

Ne var ki, bazıları ideolojiyi sadece "katı ideoloji" anlamakta, çağımızda dogmatik ideolojiler karşısında pragmatik ve demokratik ideolojilerin yer aldığını ve bir "hayat tarzı" anlamındaki bu tür ideolojiler arasında Kemalizm'in yer alabileceği gerçeğini ya bilmemekte ya da gözden kaçırmaktadırlar.

Kemalizm'i Ortaya Çıkaran Nedenler

Mustafa Kemal'i kendinden önce gelmiş reformculardan ayıran nokta, Tanzimat Hareketi gibi sadece kanun ve yönetim alanında kalmayıp, bütün hayatı içine alan bir değişiklik istemesiydi. O, halkı uyandırıp, onu Fransız İhtilali ile doğan ve Batı Avrupa'da gelişen Millî Hâkimiyet kavramına çekmek istiyordu.

  • Gücünü tahakkümden ve kayıtsız şartsız itaatten alan "dinsel kuvvetler", demokrasinin yerleşmesine karşı koyacaklardı. Onun için Mustafa Kemal, siyasi devrimi her şeyden önce bir "inanç devrimi" olarak görüyordu.

  • Kurtuluş Savaşı sonrası, başta bilgisizlik ve geri kalmışlık olmak üzere, bütün iç düşmanların gücü ayaktaydı. Çağdaş milletler düzeyine çıkabilmek için, öncelikle toplumda uyanmış bulunan "millet olma bilincini pekiştirmeye" lüzum vardı.

  • Yüzyılların birikimi olan yanlış inançlar ve anlayışlar yüzünden, milletimiz bu bilinçten oldukça yoksundu. Öyleyse, belirgin ilkeler üzerinde yeni bir devlet yapısının kurulmasına ihtiyaç ortadaydı. Bu da, millet olma bilincinin uyanık tutulmasına bağlıydı.

Böylece; Türk Toplumunun adı Türk Milleti, yeni Türk Devletinin adı Türkiye Cumhuriyeti olarak belirlenmiş, Atatürk ilkeleri ve fikirleri de bu anlayışla gelişmiştir.

Cumhuriyetçilik, Milliyetçilik, Halkçılık, Laiklik, Devletçilik ve Devrimcilik olarak ifadesini bulan bu ilkeler, bir bütünü oluşturan ve Türk Toplumunun ihtiyaçlarından doğan ilkelerdir. Bu ilkeler bir bütünü oluşturan unsurlar olduğuna göre, bunları tek tek değerlendirmeye girişmek yanlış olur. Bütün bunların bir uyum içinde sağlanmasına "Kemalizm" denir.

Kemalizm, dünyadaki rejimler içerisinde ortaya çıkan en etkin demokratik, laik, hukukun üstünlüğü ilkesini önceleyen yönetim biçiminin dünya görüşüdür.

Ali Berham ŞAHBUDAK CUMHURİYETÇİ AYDINLANMA PARTİSİ KURUCU GENEL BAŞKANI

 

SİYASETTE İLKELERİN ÇÖKÜŞÜ:

SİYASETTE İLKELERİN ÇÖKÜŞÜ: İFTAR SOFRASINDAKİ AYDINLIK VE KARANLIK? Bugün önümüze düşen o fotoğraflar, aslında bizlere görünü nenin çok...