SİYASETTE İLKELERİN ÇÖKÜŞÜ:
İFTAR SOFRASINDAKİ AYDINLIK VE
KARANLIK?
Bugün önümüze düşen o fotoğraflar,
aslında bizlere görünü nenin çok daha ötesindeki girift ve kirli ilişkileri
anlatıyor. Bu
karelere dikkatle bakıldığında asıl gerçek tüm çıplaklığıyla karşımıza çıkıyor:
Bu kişiler asla bir "dava insanı" değildir.
Özellikle Özgür Özel’in yüz ifadelerine, o anki duruşuna dikkatli
bakıldığında ne demek istediğimiz çok daha iyi anlaşılacaktır.
Asıl önemli detay ise şudur: Birbirine taban tabana
zıt görünen Mansur Yavaş ile Osman
Gökçek’i aynı masa etrafında buluşturan o gizemli ve karanlık güç kimdir,
neyin peşindedir? Bu sorunun cevabı, Türkiye’nin geleceği için en kritik
noktadır.
Benzer bir tabloyu Özgür Özel’in CHP Genel Başkanı olur olmaz
sergilediği tutumlarda da gördük. Cumhuriyet’in kalbi olan Gazi Meclis çatısı altında; adı karanlık
infazlarla, domuz bağı vahşetiyle ve terör listelerindeki yapılarla anılan
zihniyetin temsilcileriyle yan yana gelmek, toplumsal hafızamızda derin bir
yara olarak durmaktadır.
Bu noktada son 30 yıllık siyasi süreç çok iyi
irdelenmelidir. İdealleri ve ilkeleri olmayan sözde siyasetçilerin çizdikleri
bu zikzaklar, davanın bir erdem hareketi olmaktan çıkıp kişisel çıkarların
tatmin alanına dönüştüğünün kanıtıdır.
Yıllardır "bizdendir"
diyerek peşinden koştuğumuz bu çürümüş figürlerin, kamuoyu önünde birbirine
ağır ithamlarda bulunup kapalı kapılar ardında "vatan-millet" algısı yaratarak saf tutmaları yüreklerimizi
sızlatmaktadır.
Sormak gerekir: Bu kişileri yan yana getiren koşullar sadece basit bir çıkar ilişkisi mi, yoksa doğrudan davaya ihanet mi? Bu kişilerin siyasi ahlak ve adanmışlıklarının; Cumhuriyet’in karakterine, Atatürk ilke ve devrimlerine uyduğu düşünülemez.
Bu zihniyet, bin yıllık
değerlerimizi kullanarak Türk milletiyle alay etmektedir.
Unutulmamalıdır ki; Atatürk’ün cepheden cepheye
koşarak, bin bir mücadeleyle kurduğu bu Cumhuriyet’te, kendi kirli çıkarları
için karşı devrime hizmet eden "sözde" yöneticiler dün de vardı,
bugün de var olmaya devam ediyor. Ancak
tek kurtuluş yolu bellidir:
Gerçek Atatürkçü, Kemalist ve yurtsever devrimcilerin bir an önce
Cumhuriyet’i ve CHP’yi sahiplenmesidir. Türk milletini bu çağ dışı ve çürümüş
zihniyetten kurtaracak olan yine bu iradedir.
Ankara’daki o iftar davetinde, dualar edilirken telefonla uğraşan
ciddiyetsizlikle, o masayı kuran gizli eller aynı madalyonun iki yüzüdür. Gerçekleri görmek ve bu çürümüşlüğe dur
demek her yurtseverin borcudur.
Ali Berham ŞAHBUDAK Cumhuriyetçi Aydınlanma Partisi
Kurucu Genel Başkanı.

