11 Ağustos 2020 Salı

CHP YÖNETİMİ VE MUHARREM İNCE İYİ DÜŞÜNMELİ!

CHP YÖNETİMİ VE "MUHARREM İNCE İYİ DÜŞÜNMELİ"!

Türkiye' yıllardır AKP yönetiminde istikrarsızlığa sürüklenişi! Bir macera değil gerçeğin kendisidir.

Bir ülkede iktidarın iç ve dış siyasetinde tutarlı olması çok önemlidir. Siyasal yönetim anlayışında ve uygulamasında tutarsızlık, değişkenlik ve demokrasi anlayışından sapmalar o ülkeyi yönetenleri hem seçmenler karşısında hem de uluslararası arenada çok zor durumda bırakır ve itibar, saygınlık kaybına uğratır.

Özellikle ‘de Laik Sosyal Hukuk Devleti olan Cumhuriyetimiz “Ortadoğu coğrafyasında bir ülkenin çok daha siyasal istikrarlı ve güven veren bir siyasi yönetime sahip olması bölgesel olarak kaçınılmazdır oysa AKP’li yönetimin yıllardır yürüttüğü yanlış politikalar iç ve dış siyasetindeki tutarsızlığı siyasal istikrar yokluğu adı verilmektedir.

Siyaset-en düzenli olan ve siyasetinde sapmalar sergilemeyen ülkeler iç ve dış barışın güzelliğini yaşar.

Bunda başarılı olamazsa güven kaybına uğrar ve yerkürenin yalnız ülkelerinden biri olur”. Tıpkı yıllardır bölgesinde yalnızlığa terk edilmiş kaderiyle baş başa bırakılan Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu cumhuriyette de olduğu gibi…

SİYASİ SAPMALAR VE EKONOMİK İSTİKRARSIZLIK!

Ülkelerin ekonomik yapıları ve göstergeleri siyasal istikrar ile doğrudan orantılıdır.

Ekonomi başarılı olabilmek için tutarlı ve düzenli siyasete muhtaçtır. Siyasal çalkantılar, hükumet bunalımları, hükumetin tutarsız kararları ekonomiyi olumsuz olarak etkiler. Sermaye sahipleri siyasal geleceği belirsiz bir ekonomik yapıya yatırım yapmak istemez. Siyasetin geleceğini göremeyen ve siyasi iktidarların devamlılığına inanamayan sermaye, yatırım yapmaktan vazgeçip fabrikalarını bir başka ülkeye bile taşımayı düşünerek siyasi istikrarsızlığın ekonomiyi bir dar boğaza sokmasının çok önemli ve olumsuz sosyo-ekonomik sorunları beraberinde getirmesi kaçınılmazdı.

DAR KALIPLARDA “SIKIŞMIŞ AKP SİYASETİNİN KISIR DÖNGÜSÜ!

2002’de iktidar olan AKP kadrolarının devlet yönetme deneyimleri yoktu.

Partinin önde gelen isimlerinin çoğunluğu belediye yönetmenin dışında kamusal bir sorumluluk almamıştı. Kurmak istedikleri din esasına dayalı bir devletti yönetimi her gecen gün cumhuriyeti biraz daha uçuruma sürüklenirken “Osmanlı örneğinde olduğu gibi tek adama anlayışına dayalı bir yönetim anlayışını gündeme getirmesi kaçınılmazdı”.

Nitekim öyle oldu. Demokratik laik bir Cumhuriyette bu sonucu elde etmek elbette kolay değildi ama amaçlarına engel olabilecek kurumların içeriğini ve işlevini değiştirmekte son derece başarılı oldular ve ülkenin hızla demokrasiden ve hukuktan uzaklaşmasını sağladılar.

Ülke fakirleşti, kamuya ait tüm işletmeler satıldı, devlet 650 milyar dolara yakın bir borç altına sokuldu ve ülke “biat edenler” ülkesine dönüştürüldü.

Laik demokratik düzen yerine din eksenli bir yönetim anlayışı egemen kılındı; bunu sağlamak için de insan hakları ve demokratik kurumlar askıya alındı. İnsan hakları konusunda çok duyarlı olan Batı ülkelerinin Türkiye ile aralarına mesafe koymaları gecikmedi ve ardından yabancı sermaye bu ülkeye gelmez oldu.

PATRONLAR KULÜBÜ “TÜSİAD” DAHİ BU GİDİŞTEN YAKINIYOR VE EMEKÇİ İŞÇİ BEDEL ÖDÜYOR!

Demokratik düzenin ve ekonominin ucunda ışık görülmeyen bir tünele sokulmasına en önemli tepki Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TÜSİAD) yöneticilerinden geldi. Parlamenter düzeni askıya alan OHAL uygulamasına derhal son verilmesini ve demokrasiye işlerlik kazandırılmasını istedi. Birçok iş yerinin kapandığını, iflasların yaşandığını ve siyasal istikrarsızlık nedeni ile yabancı sermayenin gelmediğini vurguladı.

İstikrarsızlıktan dolayı doların önlenemez artışı ile dolarla kredi kullanmış işverenlerin nefes alamaz duruma geldiğinin altının çizildiği günlerde geleceğin belirsizliği fevkalade umut kırıcı olmaktadır. Sadece işverenler değil işçiler de siyasal istikrasızlık nedeni ile zor günler yaşamaktadır.

Her şeyden önce iş yerlerinin hızla kapanması işsizler ordusuna yeni eklemeler yapmaktadır.

İş yeri kapanmaları, iş yerlerinde çalışanların sayısının azaltılması, yeni yatırımların yapılmaması gibi nedenlerle işsizlik 2020’de yüzde 25 ’ye yükselmiş. İŞKUR’a iş aramak için başvuranların dışındakilerle beraber ülkemizde işsiz sayısı 15 ila 20 milyon gibi ürkütücü bir düzeye ulaşmıştır.

Ekonomin yaşadığı bu karmaşa içinde toplu iş sözleşmeleri düzeninde çok ciddi sıkıntıların yaşanması kaçınılmazdır. İşverenler toplu sözleşme masalarında sendikaların istedikleri ücret zammı oranlarına asla yanaşmayacak ve grevler kaçınılmaz olacaktır “ama işçi sevdalısı olmayan hükumet bu grevleri ertelemek için ekonomide yaşanan sıkıntıyı ulusal güvenlik nedeni sayarak grevleri ertelemek için rahatlıkla kullanabilecektir.

AKP yarattığı bunca siyasal ve ekonomik sıkıntı içinde bu yıl veya gelecek yıl seçime giderse kaybedeceğini çok iyi bilmektedir”.  AKP ve MHP’ nin yıllardır yaptıkları oyunlara yen oyunlar ekleyeceği unutulmamalıdır.

Muhtemel bir erken secimi ve tükenmiş yönetim istikrarsızlıklarını önlemek için “ İktidarda kalma adına” yen bir dış tehlike yaratmak ve dikkatleri oraya çevirmek sık başvurdukları bir oyundur. Sınıflar arasında derin gelir farklılıkları yaratan, demokrasiyi bir adamın ihtirasına kurban eden bir hükumetin” Derhal AKP ve MHP’den bu cumhuriyeti ve Türk milletinin geleceği mutlaka ilk seçimlerde kurtarılmalıdır… Ali Berham ŞAHBUDAK…

 


Hiç yorum yok:

SİYASETTE İLKELERİN ÇÖKÜŞÜ:

SİYASETTE İLKELERİN ÇÖKÜŞÜ: İFTAR SOFRASINDAKİ AYDINLIK VE KARANLIK? Bugün önümüze düşen o fotoğraflar, aslında bizlere görünü nenin çok...