IRKÇI VE GERİCİ YOBAZ FAŞİSTLERİN ALÇAKCA İŞLEDİKLERİ İNSANLIK SUCU OLAN MARAŞ KATLİAMINI UNUTMADIK?
Gerici ve ırkçı faşistlerin birleşmesi
sonucu" T.C. Devletini
gözetiminde" işlenen Maraş
Corum
Sivas
Gazi katliamlarını unutmadık asla
utturmayacağız " Ve diğer illerdeki insanlık sucu olarak işlenmiş
katliamları da unutmadık" Maraş Katliamının
bir diğer özelliği ise 12 Eylül
faşist darbesine giden yoldaki en önemli
kavşak noktalarından
biri olmasıdır.
Maraş katliamı,43’üçüncü yılında hala aydınlatılamadı perde arkasındaki katiller ve azmettirici vatan haini emperyalist maşaları ve failleri ‘meçhul’ kaldığı bir ortamda Maraş katliamı bu gölge de anılıyor.
Maraş katliamına ilişkin hatırı
sayılır bilgi ve belge 12 Eylül Faşist Darbecilerinden olan Kenan Evren ve
Tahsin Şahinkaya’nın yargılandığı 12 Eylül dava dosyasında yer alıyordu bu dava
dosyadaki bilgi ve belgeler, Maraş katliamının, darbeden önceki birçok katliam
gibi, yükselen sol muhalefeti bastırmak ve ‘Sağ - Sol, Alevi-Sünni karşıtlığını
geliştirerek darbeye uygun zemin hazırlama amacına hizmet ettiği görüşünü
destekliyordu.
Aslında 12 Eylül dosyasına konulan
devletin gizli yazışmaları, bu amaca yönelen provokasyon ve katliamların sadece
belli bir grubun bilgisi dahilinde ‘gizlice’
hazırlanmadığını, devlet organlarının da bu amaca uyumlu bir pratik içinde
olduklarını gösteriyordu.
MİT’in Maraş olayları devam ederken
devletin yetkili birimlerine gönderdiği raporların odak noktasında katliamlar
değil, devlete yönelik ‘isyan’ uyarısı yer alıyor ve bir adım ötesinde ‘iç
savaş çıkacağı’ uyarısında bulunuluyor" aslında bu raporları hazırlayanların
bu katliamlarda nasıl rol aldığının da başka bir işaretleriydi"...
İstihbarat raporlarındaki bilgiler,
MİT’in iktidardaki CHP’yi manipüle etme olasılığını da barındırıyor. Ancak bu
rezervle okunduğunda dahi tarihe ışık tutacak çok önemli verileri içeriyor. Çünkü
bu MİT’e göre ‘Türk-Kürt meselesi’! denilerek dosyaya gizlilik kararı
alınmıştı.
Oysa bu dosyadaki gizlilik kararı
başka bir MİT belgelerine göre Maraş katliamı MHP Maraş il örgütünde ÜGD
(Ülkücü Gençlik Derneği) ile yapılan toplantıda planlandı ve ‘sağcı-solcu veya
Alevi-Sünni meselesinden ziyade Türk-Kürt meselesi görünümü’ veriyordu. Raporlara
göre, olayların, sağ kesim tarafından yönlendirilen hareketler ile
başlatıldığına dair emareler vardı ve 23 Aralık’ta belediyenin hoparlöründen
yapılan “Milliyetçiler toplanın” anonsu önemli bir yer tutmuştu.
MİT’in 17 Ocak 1979 tarihli raporunda
ise katliamın ülkücülerin iki üç hafta önce MHP Maraş il örgütünde il
yöneticileri ve ÜGD mensuplarının katılması ise yaptıkları bir toplantıda
planlandığı belirtiliyor. Rapora göre toplantıya ÜGD Genel Merkezinden bir
yetkili katılmıştı ve bu kişi büyük bir ihtimalle Sefa Şevkat Çetin’di. Rapor,
toplantıda konuşulanları şöyle aktarıyor:
“Toplantıda Maraş’taki Alevilerin ve
sol grubun son zamanlarda ülkücü ve Sünniler üzerindeki baskılarını
artırdıkları gerekçesiyle, bunlara bir ders vermenin zamanı geldiği
belirtilerek ilk önce sol gruba mensup Alevilerin meskun bulunduğu
mahallelerde, ileri gelenlerin adresleri tespit edilmiş daha sonra tespit
edilen adreslere eylem yapacak şahıslar belirlenmiştir. Bu işlemler
tamamlandıktan sonra, müsait bir ortamda eylemin gerçekleştirilmesi için görüş
birliğine varılmıştır.
22 Aralık 1978 günü sol gruba mensup 2
öğretmenin cenaze namazları bahane edilerek ‘Alevilerin Sünnilere karşı baskın
hazırlığında oldukları, Alevilerin çoğunlukta olduğu mahallelerde Sünni
kadınların ırzına geçtikleri’ söylentileri halk arasında yayılarak önceden
planlandığı gibi olay önce cenazelerin bulunduğu cami civarında başlamış ve
daha sonra belirlenen semtlerdeki evlere baskın şeklinde gelişmiştir.”
MİT’in olaylar devam ederken
gönderdiği raporlarda ise ‘ölümlerin çoğunluğunun uzun menzilli silahlardan ve
hemen hepsinin göğüs nahiyesinin üstünden yara alarak’ gerçekleştiğini
belirtiliyor.
25 Aralık 78 tarihli raporda, Sağlık
Koleji’nde okuyan kız öğrencilerin 22-23 Aralık 78 gecesi, çatışmanın olduğu
mahalledeki kolejden Eğitim Enstitüsü’ne nakledilmeleri sırasında, bir polisin
bir kız öğrenciyi vurarak öldürdüğü bilgisi yer aldı. Rapora göre hastane
görevlileri ile baştabip cinayeti görmüştü ama ‘karanlık nedeniyle polisi
teşhis edemeyeceklerini’ söylüyorlardı.
Rapora göre bir sonraki gece de yakınlarını
kaybeden Alevilerin hastane önünde bekledikleri sırada, bir polisin ateş ederek
iki genci öldürdüğü, kalabalığın linç etmek istediği polisin baştabip
tarafından hastane, görevlisi üniforması giydirilerek kurtarıldığı
anlatılıyordu.
MİT’e göre sağcıların tutuklanması
halkı rahatsız ediyor MİT raporunda jandarmanın Mağaralı Mahallesindeki Sünni
grubun oturduğu kesime ateş açarak iki kişiyi öldürdüğü belirtilerek “Askeri
birliklerin bu tarz davranışının devamı halinde sağ kesim ve ülkücüler askere
silahla karşı koyacaktır” ifadeleri kullanılıyor.
MİT’in raporlarında özellikle
ülkücülerin tutuklanmasına veya askerin ülkücülere müdahalesinin önlenmesine
yönelik ifadeler kullanılması da dikkat çekti. Olaylar bittikten bir gün sonra
29 Aralık 1978’de yazılan raporda “Sağ görüşe mensup Sünni vatandaşlar,
komünizmle mücadele için devletin yanında yer alan sağcıların tutuklandığını ve
tutuklamaların devam etmesi halinde nahoş hadiselerin doğabileceğini söylemekte
ve gözaltına alınan şahısların suçlu-suçsuz dövülmesini tasvip etmemektedir”
deniyor.
5 Ocak 1979 tarihli raporda da
olaylarla ilgili gözaltına alınanların çoğunun Sünni olmasının Sünniler
arasında kınandığı belirtiliyor. 29 Aralık 1978 tarihli rapora göre, olayların
bitmesinin ardından sağcılar sıkıyönetim ilanından memnundular ve solun
olaylarda hırpalandığını düşünüyorlardı.
Ökkeş Kenger’e MİT koruması "
MİT’in 8 Ocak 1979 tarihli raporunda, Ökkeş Kenger’in (Şendiller) 5 Ocak günü
yakalandığı, Emniyet Genel Müdürlüğünden gelen beş kişilik bir ekip tarafından
sorgulandığı ve sinemaya bomba attığı iddiasını yalanladığı belirtildi. MİT’e
göre Kenger’in sinemaya bomba attığına ilişkin bir emare yoktu. Kenger’in bomba
attıktan sonra ÜGD Genel Merkezi ile yaptığı telefon görüşmesini duyan bir
vatandaşın ihbarı da ‘patlamayı sağ kuruluşlara mal etmek amacıyla’ yapılmıştı.
12 Eylül dosyasına giren Kenger’in el
yazısı ifadesinde ise olayların gelişimine ilişkin ayrıntılı bilgiler yer aldı.
Kenger’in “Pişman olduğum için hiçbir baskı altında olmadan yazıyorum ve parmak
basıyorum” diye imzaladığı el yazısı ifadesine göre ÜGD ikinci başkanı Mustafa Kanlı
dere, kendisine ‘Güneşi Gördüm’ filminin gösterimi sırasında sinemaya bomba
atılacağını söylemişti.
Kenger’in ifadesinde anlattıkları
şöyleydi: “Birinci başkanla görüştüğünü ve halkı kışkırtmak ve tahrik etmek
için, (solcuların attığı süsü verilerek tahrip gücü az bir dinamit atılarak
halkın isyanını sağlamaktı.) Bu arada 1. Başkan Ankara’ya genel merkeze
gitmişti. 2. başkan dinamitin atılması için Mustafa Tecirli ve bana emir verdi.
O gün saat 3’de Şekerli Cami’nindi gelip almamızı söyledi. Ben de aldım.”
Aldığı paketin ayrıntılarını tarif
eden Kenger, Yunus İlhan, Mustafa Tecirli ve kendisinin sinemada, filme ara
verildiğinde kimsenin oturmadığı ön sıralara bombayı attıklarını ve daha sonra
sloganlarla halkı kışkırttıklarını anlattı. Yunus İlhan da ifadesinde
kendisinin sinemanın damına attığı dinamitin patlamaması üzerine, ön sıralara
bombayı kendisinin değil Ökkeş Kenger’in attığını söyledi.
Bütün bu raporlara ve görgü
tanıklarına rağmen “ MİT ise bu ifadenin ‘işkence altında alındığı için doğru
olmadığını’ ileri sürüyordu. Ali Berham ŞAHBUDAK...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder