Mustafa
Kemal ATATÜRK Ve Kurduğu CHP.!
100 yıldır “Cumhuriyet Halk Partisi” ve taraftarlarının üyelerinin
en övündükleri şey, partilerini ulu önder Mustafa Kemal Atatürk’ün kurmuş
olmasıdır.
Mustafa Kemal Atatürk Kurtuluş Savaşını örgütlemek ve önderlik
etmek için daha önce kurulmuş olan Müdafaa-i Hukuk Cemiyetine üye olduğu
dönemde Erzurum ve Sivas Kongrelerini Müdafaa-i Hukuk Cemiyetinin Kongreleri
olarak da değerlendirmek gerekir.
Erzurum Kongresinde başkanlığına Mustafa Kemal’in seçildiği
Heyet-i Temsiliye, bu örgütün yönetimi haline geldi. Mustafa Kemal, Sivas
Kongresini Cumhuriyet Halk Partisinin 1. Kurultayı olarak kabul eder. Müdafaa-i
Hukuk Cemiyeti, adını Cumhuriyet Halk Fırkası, daha sonra da bugün kullanılan
Cumhuriyet Halk Partisi adını aldı.
Aslında biraz gerilere gidecek olursak, CHP ilk kuruluş yıllarında
Yeni Osmanlılar Cemiyeti, Jön Türkler ve İttihat ve Terakki Partisinin bir
anlamda devamıydı. Namık Kemallerle başlayan Milli Demokratik Devrimimiz, Talat
Paşa ve Mustafa Kemallerle devamından başka bir şey değildir.
Bu açıdan bakıldığında Cumhuriyet Halk Partisi bir devrim ve
kurtuluş partisi olarak kurulmuştur. Cumhuriyet Halk Partisi özetle bir devrim
partisidir.
Burada bir CHP tarihi yazmaya niyetim yok. Çünkü buna benim köşem
yetmez. Ancak şunu söylemem gerekir. Devrime önderlik yapsın diye kurulan bu
parti, süreç içinde, özellikle Atatürk’ün ölümünden sonra adım adım
tutuculaşmaya ve şimdi de karşı devrimci bir konuma yerleşti.
CHP’ yönetimini yıllar içinde “ bazı zafiyetleri ve yetersiz
siyaset üretmemenin sonucu olarak CHP çatısı altında kimi cumhuriyet ve Atatürk
düşman bazı sakalsız yobazların da bulunduğu bir gerçektir…?
Bütün bu yaşanan süreçleri CHP’liler yönetimleri ve üyeleri de
bilmekte ve hatta dile getirmekteler. Peki, o zaman neden CHP’de duruyorsunuz
diye sorulduğunda da, ilk cevap bu partiyi Atatürk kurdu da ondan cevabını
hemen alırsınız. Ve hemen ekliyorlar “Atatürk’ün kurduğu partiden ayrılmak
olmaz diye cevap veriyorlar”...
Oysa Siyasi Partiler bazı dönemlerde içine düştükleri yönetimsel
çıkmazlardan kurtulmak için önce devrim yasalarından sonra ise kuruluş ilkesi
olan bütünlüğünü kapsayan devrimlerden” cağa ayak uydurmak diyerek kaçırıyor
olmaları, gözle görülen en canlı örnektir.
CHP gibi dünyada devrimle kurulmuş İdeoloji Partileri asla
yönetimsel zafiyetlere siyasal olarak düşmezler siyasal inişli çıkışlı yola
girmezler çünkü ideolojiler içinde bulunduğu cağın gerekliliği olan cağa uygun
yenilikler yaşarlar” son 70 yıla baktığımızda ne yazık ki CHP belli dönemlerde
cağa uygun siyasi eylem içinden çok uzak ahbap çavuş ilişkiye girerek bir takım
anlayışına indirgendiğini görürüz bu siyasi zikzaklar belirli bir süre sonra
doğru yolu bulamadığında çürümeye başlar ve ölürler.
Oysa CHP normal bir ihtiyaç olarak değil bir devrim partisi olarak
doğmuştur bu bilinçten uzak sisteme ayak uyduralım diyerek Atatürk ve
cumhuriyet karşıtlarıyla farklı bir örgütlenme yoluna giderek kuruluş
değerlerinden uzaklaşıyorsa ideoloji ve devrimleri askıya aldığı kaçınılmaz kendi
içinde yaşadığı siyasi çatışma kaçınılmazdır.
CHP İttihat ve Terakki partisi Abdülhamit istibdadını yıkmak ve
Osmanlı devletini meşruti bir rejime kavuşturmak için mücadele eden halkın
hürriyetini ve cağa uygun yeni bir devrimini yapmak için kuruldu. O dönemde
bütün devrimciler İttihat ve Terakki Cemiyeti içinde örgütlendiler.
Mustafa Kemal Atatürk’te İttihat ve Terakki Cemiyeti üyesiydi.
İttihat ve Terakki Cemiyeti, 1908 Hürriyet Devrimine ve Türkiye’nin kurtuluş
savaşının ilk dönemine önderlik yaptı. 1. Dünya Savaşında üç kıtada, yedi
cephede vatan savaşına önderlik etti. Savaştan yenik çıkmamız üzerine parti
önderleri yurtdışına çıktılar.
Bazı Partililer devrime karşı çıktıkları için savaş suçlusu ilan
edildi. İttihat Terakki Cemiyeti içinde iki program yarışıyordu. Cemiyet esas
olarak, Osmanlı Devletini meşruti bir rejim altında yaşatmaya çalışan bir
programı vardı. Bunun yanı sıra bir milli devlet çerçevesinde Cumhuriyet kurma
programı da ülkenin gündemine girmeye başladı.
Bu programı da Mustafa Kemal Atatürk ve az sayıda arkadaşı
savunuyordu.
Aslında 1. Dünya Savaşı Osmanlı Devletini koruma ve meşrutiyet
programının çözüm olmadığını gösterdi. Yeni ve modern bir milli devlet kurma,
yani cumhuriyet programı ülkenin gündemine girmeye başladı. Mustafa Kemal
Atatürk’ün öne çıkması biraz da bu tarihsel koşullarla da ilgilidir.
Kurtuluş savaşının ikinci bölümüne önderlik edecek yeni bir parti
kuruldu; bu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti. Dikkat edilirse Müdafaa-i Hukuk
Cemiyetinin ve Kurtuluş Savaşının önderlerinin büyük çoğunluğu eski
ittihatçılardan oluşuyordu.
O saatten sonra Müdafaa-i Hukuk Cemiyetine katılmayarak, İttihat
ve terakki Cemiyetini devam ettirmek isteyenler, gerici bir rol oynamaya
başladılar. Mustafa Kemal önderliğindeki Kurtuluş Savaşına ve örgütlü gücü olan
Müdafaa-i Hukuk Cemiyetine rakip bir örgütü yaşatmak istediler.
Hatta Enver Paşa Anadolu’ya geçerek, mücadelenin başına geçmek
niyetindeydi. Ama Ankara buna izin vermedi. Küçük de olsa bir grup bu
yanlışlarında ısrar ettiler. Hatta Kurtuluş Savaşının zaferle sonuçlanmasından
sonra Atatürk’e suikast düzenlemeye girişecek kadar karşı-devrimci bir konuma
sürüklendiler. İttihatçılar ilk başlarda devrimci iken zaman içinde bir kısmı
karşı devrimci konumlara savruldular.
Bir kısım İttihatçı dışında, İttihatçıların %90’ı yeni kurulan
partiye CHP’ye katıldı ve önderliğine tabi oldular. Şu ise tekrar CHP yönetim
zafiyetinden faydalanan bazı İttihatçıların geçmişte yaşadığı dönüşümü için
tekrar CHP’de yaşamaya başlamıştır.
Atatürkçüler ve devrimciler için CHP’den kopmak artık devrimci bir
görev haline gelmiştir. Atatürk’ün altı okunu savunan, Kemalist devrimi
tamamlama görevini önüne koyan, Vatan savaşına önderlik eden gerçek Atatürkçü
CHP’liler yüzer binler CHP’den kopmak zorunda bırakıldılar…
CHP’de kalmak, CHP’nin kuruluş temelini oluşturan Kemalist
ideolojinin yeniden hayata geçirmek mümkündür çünkü ideolojisi Atatürk’ün
kurduğu partinin de ideolojisidir. Ali Berham ŞAHBUDAK.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder