2023 GENEL VE "CUMHUR BAŞKANLIĞI" SEÇİMLERİNDEN HEMEN SONRA BAŞLAYAN KAOS.?
Hemen hemen her alanda “ülkemiz
üzerinde dolaşan adaletsiz ve hukuksuz bir AKP darbe kokusu hâkim”.?
2023 Genel ve
Cumhurbaşkanlığı seçimleri sonrasın da Türkiye Cumhuriyeti Devletinde artık
mumla aradığımız Adalet, Hukuk, Demokrasi ve insan hak ve özgürlükleri tamamen
askıya alınmakla kalmadı adalet ve hukuku artık "ORTAÇĞA KARANLIĞINA
KALDIRILDI".
"Bu
gidişe başta ana muhalefet CHP olmak üzere TBMM de bulunan irili ufaklı tüm muhalefet
bloğu adeta karanlığa mahkûm olan ülkemiz için derin bir sessizliğe girmeleri
düşündürücüdür".? AKP ve çağdışı zihniyeti 20 yılın verdiği devlet
kuşatılmışlığını kullanarak artık darbe kavramının ülkemizin günlük yerleşik
alanlarına dönüştürdü muhalif olarak kim ağzını açsa derhal darbeci veya
terörist ilan ediliri oldu?
Artık bu cumhuriyette artık Askeri
güç kullanılarak değil fiil görünümlü otoriterlermiş saray yönetimi var
karşımızda meşru yöntemlerle işbaşına gelen sözde AKP iktidarları TBMM
de bulunan tüm muhalefet bloğu ve sözde seçilmişler tamamen etkisiz hale geldi
adeta 100 yıllık bu cumhuriyette kör topal da olsa var olan adalet ve
hukuk sistemimiz son 10 yıldır AKP ve çürümüş bileşenlerinin elinde tamamen ORTAÇAĞ
KARANLIĞINA GÖMÜLDÜ.?
İstisnasın ülkemiz de yaşanılan bu
kaos her alan da hissedilir oldu neredeyse demokrasi ve hukuk kırıntısının dahi
görülmediği bir cumhuriyet yaratıldı ülkemizde demokrasinin türlü yöntemlerle
askıya alınması “ başta CHP olmak üzere tüm muhalif bloğu bu gidişe sesiz
kaldı.
Buradan
hareketle 2023 Türkiye’sinin artık tamamen ağır bir darbe havası soluduğunu
rahatlıkla söyleyebiliriz.
2023 Türkiye’sinde demokratik sistemi kötürüm hale getiren darbeci zihniyet çağdışı çürümüş bir zihniyet elinde olan bu Cumhuriyet Atatürk ilkeleriyle hesaplaşan AKP iktidarı ve 20 yıldır buna ses çıkarmayan ana muhalefet?
12 Mart ve 12
Eylül’ü imal eden yerel ve küresel sermayenin kucağında özenle serpilip
gelişen bu çağdışı çürümüş siyasi geleneğin temsilcisi olan AKP, bugün yine aynı
güruhun birey esaslı toplum iradesi özlemine vurduğu güncel pranganın mimarı ve
uygulayıcısıdır. Hal böyle olunca bugün AKP’nin sözde darbe ve darbecilerle
mücadele yaygarasının da, onlarca yıldır süregelen bu büyük oyunun
perdelerinden bir tanesi olması dışında bu cumhuriyette hiçbir değeri yoktur.
Demokratik bir devlet hedefleyen
toplumları sağlıklı bir demokrasiye götürecek temel koşul, sistemin nüvesi olan
bireyin her türlü etki ve manüplasyondan uzak olarak özgürce oluşturacağı
iradesiyle kamu erklerini denetleme olanağına sahip olduğu bir siyasal düzenin
kurulmasıdır.
Bunun için ise, -muhalefetin
iktidarı denetleme ve iktidar olma olanağına sahip olduğu kanallardan ayrı
olarak- iktidarın hukuka uygun davranmasını beklemek ve ondan adaleti sağlamakla
bağımsız yargı ile toplumun sağlıklı bilgilenme hakkını temin için görev
yapacak olan özgür ve bağımsız basın-yayın kuruluşlarının varlığı zorunludur.
Bu çarklar durdurulduğu anda
demokrasiye öldürücü darbe vurulmuş olur. AKP iktidarı son 20 yılı aşan
iktidarı süresince sistematik uygulamalarla bahsedilen çarkları devre dışı
bırakarak ülkede demokrasiyi askıya almış ve kelimenin tam anlamıyla ülkeyi SİVİL DARBE
ortamına sokmuştur.
Uzlaşma dışlanarak seçilen ve
adeta noter görünümüne büründürülen bir Cumhurbaşkanlığı makamının bulunduğu
bugünün Türkiye’sinde, muhalefet sistemin dışına atılmış, iktidarı denetlemek
bir yana bizzat ona hizmet eden bir yargı, köleleştirilmiş bir medya ve bu
tablonun etkisiyle oluşan susturulmuş bir toplum oluşturulmuştur.
İktidara geldiği dönemdeki
anayasal düzeni askıya alarak sivil-polisiye yöntemlerle demokrasiye darbe
üstüne darbe yapan AKP, ye bağımlı medya ve yargı kurumları ile gerçekleri
tersyüz etmekte, bu çabasında da büyük başarılar elde ettiği de artık dünya
gündemindedir.
Erdoğan’ın ben savcısıyım dediği
günden sonra artık bu cumhuriyette hukuk ve adalet sistemi de o sözden sonra
siyasi yargılamalarını anlamına girdiği de ne yazı ki gerek anan muhalefet
gerekse sivil topluk kuruluşları da AKP etkisine girmiş olduğu
unutulmamalıdır..
Ülkemiz
olarak için bulunduğumuz bu tabloyu doğru okumak yaşamsal önem arz etmekte.
AKP’nin “darbe ve darbecilerle mücadele” etme iddiasıyla başlattığı gürültülü yargılamalar özünde AKP’ye sessiz kalan anan muhalefet ve TBMM de ki diğer muhalefet bloğunu da yok etmeye dönük bu girişimleri de görmekten uzaklaştığı unutulmamalıdır.
Uydurma bağlantı ve belgelerle
sorgusuz ve gerçeklikten uzak siyasi tutsak olanların, tek günahları AKP’ye ve
çürümüş çağdışı zihniyete muhalifi olmak olan onlarca birçok gazeteci, bilim
adamı, rektör ya da aydın kamu görevlisi yok edilmektedir. PKK’lıların
ve FETÖ
terör örgütünün tanıklığıyla Türk ordusuna ve Atatürkçü komutanları terörist
sıfatıyla zindanlarda çürütülmektedir.
5 Ağustos İstanbul buluşması
öncesinde bir siyasi partiye, gençlik örgütüne ve gazeteye yapılan polis
baskınları, artık tamamen deşifre olan gerçeği karartma arayışının yarattığı
infialden duyulan büyük korkudan kaynaklanmaktadır.
Gezi olayları
sonrasında iktidarını yitiren AKP, yaşadığı büyük korku nedeniyle kitlelerin
Anayasa’ya göre silahsız ve saldırısız olarak önceden izin alınmaksızın
yapabilecekleri demokratik gösterilere de katlanamamaktadır.
Silivri’de yaşanan hukuksuzluklara
dikkat çekmek için Anayasal haklarını kullanmaya çalışan muhalifleri
yaka paça gözaltına alan AKP’yi şiddetle kınıyoruz. Yeri gelmişken savunma
hakkına dahi tahammül edemeyen Silivri Zindanında yapılan yargılama sonunda adil
bir sonuca ulaşılacağı kanısını taşımadığımızı ifade edelim.
Ergenekon
davasında sona gelinirken şu hususu tarihe not düşelim: Anayasal düzeni askıya
alarak demokrasiyi rafa kaldırmak affedilmez bir suçtur.
Buna
kalkışanlar, yardım ve yataklık edenler en ağır biçimde gözlerinin yaşına
bakmadan cezalandırılmalıdırlar. AKP
sultası sona erdiğinde, halkımızın gerçek adaleti sağlayacak koşulları
yaratarak gerçek darbecileri sanık sandalyesine oturtacağından hiçbir kuşku
duymuyoruz. Ali
Berham ŞAHBUDAK… 29.06.2023…



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder