“Çünkü
Oylanacak Bu Anayasaya göre; ülkenin ve insanların geleceğiyle ilgili tüm
kararları tek bir kişi veriyor, o da Laik Cumhuriyetimizin bölünmesi demektir.
Tıpkı YUGOSLAVYA örneğinde
olduğu gibi, bu da biz yurttaşlar için yeterli
ve en önemli bir nedendir HAYIR dememiz için”.
1-Cumhurbaşkanı aynı
zamanda parti Genel Başkanı oluyor. Partili olan bir cumhurbaşkanı sadece kendi
partisinden oy verenleri temsil edeceği için, tüm toplum
kesimlerini kucaklayamaz. Zaten bugüne dek yaptığı düşmanca uygulamalarıyla
herkesi kucaklamadığını da ortaya koymuştur.
2-Tayyip Erdoğan
hem İktidar Partisi Genel Başkanı, hem Cumhurbaşkanı, hem Hükümet, hem Meclis,
hem Mahkeme, hem Genelkurmay Başkanı ve Başkomutan, hem Emniyet,
hem üniversiteleri yöneten Yüksek Öğretim Kurumu (YÖK) oluyor. 3-RTE Devletin
ve yürütmenin başı oluyor. Başbakanlık ve
Bakanlar Kurulu kalkıyor. Cumhurbaşkanı Kararnamelerle tüm bakanlıkların ve
kamu kuruluşların kurulmasına ve kapatılmasına karar veriyor.
4-Cumhurbaşkanı
yardımcıları ve bakanları, Cumhurbaşkanı tarafından atanır ve görevden alınır.
Yine Genelkurmay Başkanı, Yüksek Öğretim Kurumu (YÖK) üyeleri,
Büyükelçiler, Valiler ve diğer tüm üst düzey yetkililerde Cumhurbaşkanı
tarafından atanıyor. Ayrıca, Cumhurbaşkanı Parti Genel başkanı olarak ta AKP’nin Genel Başkan
Yardımcılarını, Parti Karar organlarında yer alan tüm yöneticileri, Meclis
Başkanını, AKP’li Meclis Başkan Vekillerini ve İdare Amirlerini, Meclis
Komisyon Başkanlarını, AKP Grup Başkanvekillerini, kendi Milletvekillerini Belediye Başkanlarını, bütün AKP il ilçe Başkan ve yöneticilerini
belirleyecek.
5-Bu düzenlemenin
göze çarpan ilk boyutu, Cumhurbaşkanı tarafından atanacak "Cumhurbaşkanı
Yardımcıları"nın sayısının kaç olacağı ve bu kişilerin hangi ölçütleri
taşımaları gerektiği konusunda herhangi bir netlik yoktur. Bu durum
Cumhurbaşkanı'nın iradesine bırakılmıştır. Cumhurbaşkanı çocuklarından birisini
yardımcılık görevine atayabilir ve vekâleti de ona bırakabilir. Böylece Cumhurbaşkanı
Vekili ile saltanat baba‘dan oğulla geçiyor.
6-Anayasa
Mahkemesinin 15 üyesinden 12’sini Cumhurbaşkanı atıyor. Bu şekilde
oluşmuş bir Anayasa Mahkemesi'nin Cumhurbaşkanı'nın iktidar partisi genel
başkanlığını yaptığı Meclisten gelecek kanunların Anayasa'ya uygunluğunu etkin
bir biçimde denetlemesi kuşkuludur. Ayrıca, bu
mahkeme Cumhurbaşkanı, Yardımcılarını ve bakanları, Yüce Divan olarak
yargılama fonksiyonunu tarafsız ve bağımsız bir şekilde yerine getirmesi mümkün
değildir.
7- HSYK’nın
(Hâkim ve Savcılar kurulu) 13 üyesinden 4‘ünü Cumhurbaşkanı atıyor, "İktidar Partisi Genel
Başkanı" olması sıfatıyla da AKP‘nin çoğunlukta olduğu
Büyük Millet Meclisi‘de kalan 7 üyeyi atayacaktır. Bu durumda tüm Mahkemelere hâkim
ve Savcı atayan, HSYK‘nin 13 üyesinden 11 tanesi
Cumhurbaşkanı RTE ve AKP’nin seçtiği üyelerden oluşmaktadır.
8- AKP’li Cumhurbaşkanı, hukuk dışı uygulamalarından mağdur
olanlar, İktidarı eleştiren ve itiraz edenler mahkemelerde AKP yandaşı
yargıçların karşısına çıkacaktır. Bu "yargı" mensupları, demokrasi
güçleri hakkında sürekli soruşturmalar açarak, gözaltına alma, tutuklama ve
ağır cezalar verme gibi işlemleri yapacaklardır. Buna göre, Yürütme'nin ve
devlet’in gücüne karşı, artık yargı vatandaşlar için bir güvence olmaktan
çıkarılmaktadır. Böylece Bu teklif, İktidar Partisi Genel Başkanı ve
Cumhurbaşkanı RTE, hâkimleri işe alma, işten atma ve yüksek mahkemeye atama
yetkisi vermektedir. Bu durumda Tayyip Erdoğan hem polis, hem savcı ve hem Hâkim
olarak yargılama sürecine aktif olarak müdahil oluyor. Böylece AKP‘illeşen Hakim
ve Savcıların aldığı kararlarda hukuki değil, siyasi olacaktır.
9- Olağanüstü
yetkilere sahip Cumhurbaşkanı, Cumhurbaşkanı yardımcıları ve bakanlar,
milletvekili olmadıkları halde yasama dokunulmazlığı verilerek
yargılanmaları imkânsız hale getirildi. Cumhurbaşkanı RTE, Cumhurbaşkanı
yardımcıları ve bakanlar hakkin da Türkiye Büyük Millet Meclisi 400 Milletvekili’nin gizli oyuyla yargılanmak üzere Yüce Divana (Anayasa
Mahkemesine) sevk kararı alabiliyor. Bu karardan sonra Cumhurbaşkanı Tayyip
Erdoğan‘ın, 15 üyesinden 12’sini kendi atadığı Anayasa Mahkemesine
„yargılanmak“ üzere gidecek. Partili Cumhurbaşkanı RTE, Kendi partisine yakın
olanları atadığı üyelerden oluşan bir Mahkemenin Tayyip Erdoğan’ı ve
diğerlerini yargılaması mümkün değildir. Cumhuriyet Tarihi boyunca
hiç bir parti parlamentoda bu kadar sayısal çoğunluğa zaten sahip olamadı.
10 - Bu Anayasa değişikliği ile Cumhurbaşkanının, ailesinin ve
bakanlarının karıştığı 17-25 Aralık hırsızlık ve yolsuzluk dosyalar için
soruşturma açılması imkânsız hale geliyor.
Böylece Tayyip Erdoğan ve suç ortakları için bu düzenleme resmen bir Af yasası
özelliğini taşıyor. O halde ne yapmamız
gerekir? Her ikisinden kurtulmak için
Tam bağımsız ve özgür bir Türkiye için tekrar bir “Lozan Antlaşması” mı gerekir
o halde 16 Nisanda Türk Halkı bunu sandıkta tekrar gösterecektir?
11 - Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı olan kişi Meclis’i fesih kararını
tek başına alabiliyor. Ancak Meclis 360 oy çoğunluğuyla Cumhurbaşkanının görevine son verebiliyor.
Bu teklifle, halkın iradesi yok sayılarak Türkiye Büyük Millet
Meclisi’nin yetkileri Bir kişi‘ye
devredilmiştir. Artık Meclisin ve muhalefetin, yürütmeyi ve onun başı olan AKP’li Cumhurbaşkanını, yardımcılarının
ve bakanlarını gensoru yoluyla denetleme yetkisi yoktur.
Parlamento dışından atanacak hükümet için güvenoyu aranmayacak. Meclisin
yetkileri tırpanlanırken Milletvekili sayısı 550‘den 600’e çıkarıldı. Bu 50 milletvekiline
halkın cebinden toplam 180 Trilyon ödenecektir.
12 - Ülkenin kaynaklarının, ormanlarının,
derelerinin, sularının bir kişinin keyfine göre yandaşlarına peşkeş
çekilmesinin önü açılıyor. Madenlerde, inşaatlarda denetimsizliğin hakim
olduğu, yandaşlar zengin olurken yoksul halk çocuklarının öldüğü düzen yasallaştırılıyor.
Rüşvet ve kayırmacılık yaygın bir uygulama olarak sürmektedir.
13- Seçilme
yaşı da 25 den 18
düşürüldü. 18
yaşında olanlar yaşam ve gelecek kaygısı çeken işsiz ve öğrenci
gençlerden oluşmaktadır. Yaşamlarını ailesinin küçük imkânları ile sürdürmek
durumunda kalan bu gençler, seçilmek için yüz binlerce liralık seçim
harcamalarını nereden bulacaklardır. Daha önce seçilme yaşı 25 olan gençlerden
kaç kişi parlamentoya ve yerel yönetimlere seçilebilmiştir. Bu 18 yaş
düzenlemesi özünde kimlerin çocukları ve torunlarına dokunulmazlık kazandırmak
için çıkarılmıştır.
14 - Ülkenin kaynaklarının, ormanlarının,
derelerinin, sularının bir kişinin keyfine göre yandaşlarına peşkeş
çekilmesinin önü açılıyor. Madenlerde, inşaatlarda denetimsizliğin hakim
olduğu, yandaşlar zengin olurken yoksul halk çocuklarının öldüğü düzen
yasallaştırılıyor. Rüşvet ve kayırmacılık yaygın bir uygulama olarak
sürmektedir.
15- Cumhurbaşkanın
OHAL ilan edebiliyor. Tıpkı bugün olduğu gibi hırsı, mezhepçi, zorba
anlayışı ve uygulamalarıyla başta yaşam hakkı olmak üzere tüm temel insan
haklarını sistematik olarak ihlal etmektedir. Bilim ve bilim insanları
keyfi bir şekilde üniversitelerden tasfiye ediliyor. İzlenen yanlış iç ve dış
politikalar ile ülke ve bölge kan gölüne çevrilmiştir. 15 yıldır binlerce
insanın öldüğü bu kötü gidişatın sorumluluklarından hiç kimse istifa
etmemiştir.
SONUÇ OLARAK:
İnsanların yaşam tarzına karışan, farklı kültür ve İnançlara
saygı duymayan, herkesi kendileri gibi inanmaya ve düşünmeye zorlayan, dini
siyasallaştırarak kendi çıkarları için kullanan, kutuplaştırıcı ve nefret
söylemleriyle, kendisine oy vermeyen toplumun yarısını oluşturanları yok
sayarak cezalandırmayı temel alan uygulamaları ile Türkiye‘yi yaşanmaz
hale getirmiştir. Kimsenin can, mal ve hukuk güvenliğinin kalmadığı, insanların
geleceği ile ilgili tüm kararları bir kişi veriyor. Cumhurbaşkanı ve AKP halkın parasıyla
Saray-saltanat, kadrolaşma ve yandaşlıkta sınır tanımıyor. Bu anayasa
teklifiyle kendisini güvenceye almakla kalmıyor, aynı zamanda Diktatör ve
Devlet Partisi AKP, hâkimiyetini
tümüyle her alanda sağlamayı amaçlamaktadır.
Referandum eşit
şartlarda yapılmıyor. Diktatör ve AKP tarafından muhalif 175 yayın kuruluşu (TV, Radyo, Gazete ve dergi) kapatıldı.
Sadece sınırlı sayıda TV, gazete ve dergi iktidarın saldırılarına
karşı direniyor. Saray ve AKP
ile çok sayıda ihale ve iş bağlantısı olan gerici ve biatçi basın iftira ve
talan eksenli propaganda ile kamuoyunu yanlış bilgilendirmeye devam ediyor.
Bizlerin verdiği vergilerden oluşan Tüm devlet olanaklarını HAYIR diyen bizlere
karşı pervasızca kullanmaktadır. Hayır, çalışmaları baskı, yasak ve
gözaltı ve tutuklamalara rağmen tüm hızıyla sürmektedir. Buna karşın Saray-saltanat
korkmaya ve uykuları kaçmaya devam ediyor.
Özellikle seçim
ve referandum süreçlerinde sınırlıda olsa taraflar ve partiler arasında eşit
davranmayan yandaş kanallara Yüksek Seçim Kurumu’nun (YSK) belirlediği
esaslara aykırı yayın yapan özel radyo ve televizyon kanallarına sınırlıda olsa
YSK tarafından yayın durdurma ve para cezaları verilebiliyordu.
Pişkinlikte
sınır tanımayan AKP iktidarı, son kara(r)name ile yürürlüğe koyduğu
haksız düzenlemeyle artık YSK, yandaş TV Kanallarına Yayın Durdurma
ve Para Cezası veremeyecektir. Bizler ne mezarlıklarla dolu bir ülke, ne de kapalı
cezaevine dönüşmüş bir Türkiye istemiyoruz. Bu ülke hepimizin
ortak emekleriyle oluştu. Hiç birimizin bana ne deme lüksümüz yok. Bunun
için önümüzde tarihi bir süreç ve fırsat bulunmaktadır. Bir kişi bir oy’dur, bizlerin ve tüm
tanıdıklarımızın vereceği karar, insanlığın ve ülkenin geleceği için çok önem
taşımaktadır.
Bizler, Anadolu
topraklarının zenginliğini oluşturan insanların, iktidarın kirli hırs ve
çıkarlarını korumak için savaşa ve ölüme gönderilmesini istemiyoruz. Acılı
yoksul anaların gözyaşları ve gençlerin kanlarıyla bu toprakların sulanmasını
doğru bulmuyoruz. Bilalların ve diğer AKP‘illerin çocuklarının Milyarları
sıfırlayıp saltanat sürerek en, yoksul halk çocuklarının gencecik bedenlerinin
toprağa düşmesini insani bulmuyoruz.
Özlemi
duyulan barış ve sevginin yeşerdiği, kardeşlik türkülerinin hep
birlikte söylendiği bir ülke
istiyoruz. BİZLER BİLİMSEL, LAİK, EŞİT,
ÖZGÜR VE DEMOKRATİK BİR TÜRKİYE VE ANAYASA İSTİYORUZ! 15 YILLIK BU GERİCİ GİDİŞE DUR DEMEK
İÇİN; BENİMDE SÖZÜM VAR, OMUZ
VERMEYE BENDE VARIM DİYEN HERKESİ BİRLİKTE ÇALIŞMAYA VE
HAYIR DEMEYE ÇAĞIRIYORUZ!
DEMOKRATİK KİTLE ÖRGÜTLERİ BİRLİĞİ
PLATFORMU Genel Başkanı A.Berham ŞAHBUDAK
3 yorum:
NEDEN Mİ HAYIR DİYORUZ!
“Çünkü Oylanacak Bu Anayasaya göre; ülkenin ve insanların geleceğiyle ilgili tüm kararları tek bir kişi veriyor, o da Laik Cumhuriyetimizin bölünmesi demektir. Tıpkı YUGOSLAVYA örneğinde olduğu gibi, bu da biz yurttaşlar için yeterli ve en önemli bir nedendir HAYIR dememiz için”.
1-Cumhurbaşkanı aynı zamanda parti Genel Başkanı oluyor. Partili olan bir cumhurbaşkanı sadece kendi partisinden oy verenleri temsil edeceği için, tüm toplum kesimlerini kucaklayamaz. Zaten bugüne dek yaptığı düşmanca uygulamalarıyla herkesi kucaklamadığını da ortaya koymuştur.
2-Tayyip Erdoğan hem İktidar Partisi Genel Başkanı, hem Cumhurbaşkanı, hem Hükumet, hem Meclis, hem Mahkeme, hem Genelkurmay Başkanı ve Başkomutan, hem Emniyet, hem üniversiteleri yöneten Yüksek Öğretim Kurumu (YÖK) oluyor.
3-RTE Devletin ve yürütmenin başı oluyor. Başbakanlık ve Bakanlar Kurulu kalkıyor. Cumhurbaşkanı Kararnamelerle tüm bakanlıkların ve kamu kuruluşların kurulmasına ve kapatılmasına karar veriyor.
4-Cumhurbaşkanı yardımcıları ve bakanları, Cumhurbaşkanı tarafından atanır ve görevden alınır. Yine Genelkurmay Başkanı, Yüksek Öğretim Kurumu (YÖK) üyeleri, Büyük elçiler, Valiler ve diğer tüm üst düzey yetkililerde Cumhurbaşkanı tarafından atanıyor. Ayrıca, Cumhurbaşkanı Parti Genel başkanı olarak ta AKP’nin Genel Başkan Yardımcılarını, Parti Karar organlarında yer alan tüm yöneticileri, Meclis Başkanını, AKP’li Meclis Başkan Vekillerini ve İdare Amirlerini, Meclis Komisyon Başkanlarını, AKP Grup Başkan vekillerini, kendi Milletvekillerini Belediye Başkanlarını, bütün AKP il ilçe Başkan ve yöneticilerini belirleyecek.
5-Bu düzenlemenin göze çarpan ilk boyutu, Cumhurbaşkanı tarafından atanacak "Cumhurbaşkanı Yardımcıları"nın sayısının kaç olacağı ve bu kişilerin hangi ölçütleri taşımaları gerektiği konusunda herhangi bir netlik yoktur. Bu durum Cumhurbaşkanının iradesine bırakılmıştır. Cumhurbaşkanı çocuklarından birisini yardımcılık görevine atayabilir ve vekaleti de ona bırakabilir. Böylece Cumhurbaşkanı Vekili ile saltanat baba‘dan oğulla geçiyor.
6-Anayasa Mahkemesinin 15 üyesinden 12’sini Cumhurbaşkanı atıyor. Bu şekilde oluşmuş bir Anayasa Mahkemesinin Cumhurbaşkanının iktidar partisi genel başkanlığını yaptığı Meclisten gelecek kanunların Anayasa'ya uygunluğunu etkin bir biçimde denetlemesi kuşkuludur. Ayrıca, bu mahkeme Cumhurbaşkanı, Yardımcılarını ve bakanları, Yüce Divan olarak yargılama fonksiyonunu tarafsız ve bağımsız bir şekilde yerine getirmesi mümkün değildir.
7- HSYK’nın (Hakim ve Savcılar kurulu) 13 üyesinden 4‘ünü Cumhurbaşkanı atıyor, "İktidar Partisi Genel Başkanı" olması sıfatıyla da AKP‘nin çoğunlukta olduğu Büyük Millet Meclisi‘de kalan 7 üyeyi atayacaktır. Bu durumda tüm Mahkemelere hakim ve Savcı atayan, HSYK‘nin 13 üyesinden 11 tanesi Cumhurbaşkanı RTE ve AKP’nin seçtiği üyelerden oluşmaktadır.
8- AKP’li Cumhurbaşkanı, hukuk dışı uygulamalarından mağdur olanlar, İktidarı eleştiren ve itiraz edenler mahkemelerde AKP yandaşı yargıçların karşısına çıkacaktır. Bu "yargı" mensupları, demokrasi güçleri hakkında sürekli soruşturmalar açarak, gözaltına alma, tutuklama ve ağır cezalar verme gibi işlemleri yapacaklardır. Buna göre, Yürütmenin ve devlet’in gücüne karşı, artık yargı vatandaşlar için bir güvence olmaktan çıkarılmaktadır. Böylece Bu teklif, İktidar Partisi Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı RTE, hakimleri işe alma, işten atma ve yüksek mahkemeye atama yetkisi vermektedir. Bu durumda Tayyip Erdoğan hem polis, hem savcı ve hem Hakim olarak yargılama sürecine aktif olarak müdahil oluyor. Böylece AKP‘illeşen Hakim ve Savcıların aldığı kararlarda hukuki değil, siyasi olacaktır.
1/2-9- Olağanüstü yetkilere sahip Cumhurbaşkanı, Cumhurbaşkanı yardımcıları ve bakanlar, milletvekili olmadıkları halde yasama dokunulmazlığı verilerek yargılanmaları imkansız hale getirildi. Cumhurbaşkanı RTE, Cumhurbaşkanı yardımcıları ve bakanlar hakkin da Türkiye Büyük Millet Meclisi 400 Milletvekilinin gizli oyuyla yargılanmak üzere Yüce Divana (Anayasa Mahkemesine) sevk kararı alabiliyor. Bu karardan sonra Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın, 15 üyesinden 12’sini kendi atadığı Anayasa Mahkemesine „yargılanmak“ üzere gidecek. Partili Cumhurbaşkanı RTE, Kendi partisine yakın olanları atadığı üyelerden oluşan bir Mahkemenin Tayyip Erdoğan'ı ve diğerlerini yargılaması mümkün değildir. Cumhuriyet Tarihi boyunca hiç bir parti parlamentoda bu kadar sayısal çoğunluğa zaten sahip olamadı.
10 - Bu Anayasa değişikliği ile Cumhurbaşkanının, ailesinin ve bakanlarının karıştığı 17-25 Aralık hırsızlık ve yolsuzluk dosyalar için soruşturma açılması imkansız hale geliyor. Böylece Tayyip Erdoğan ve suç ortakları için bu düzenleme resmen bir Af yasası özelliğini taşıyor. O halde ne yapmamız gerekir? Her ikisinden kurtulmak için Tam bağımsız ve özgür bir Türkiye için tekrar bir “Lozan Antlaşması” mı gerekir o halde 16 Nisanda Türk Halkı bunu sandıkta tekrar gösterecektir?
11 - Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı olan kişi Meclis’i fesih kararını tek başına alabiliyor. Ancak Meclis 360 oy çoğunluğuyla Cumhurbaşkanının görevine son verebiliyor. Bu teklifle, halkın iradesi yok sayılarak Türkiye Büyük Millet Meclisinin yetkileri Bir kişi‘ye devredilmiştir. Artık Meclisin ve muhalefetin, yürütmeyi ve onun başı olan AKP’li Cumhurbaşkanını, yardımcılarının ve bakanlarını gensoru yoluyla denetleme yetkisi yoktur. Parlamento dışından atanacak hükumet için güvenoyu aranmayacak. Meclisin yetkileri tırpanlanırken Milletvekili sayısı 550‘den 600’e çıkarıldı. Bu 50 milletvekilline halkın cebinden toplam 180 Trilyon ödenecektir.
12 - Ülkenin kaynaklarının, ormanlarının, derelerinin, sularının bir kişinin keyfine göre yandaşlarına peşkeş çekilmesinin önü açılıyor. Madenlerde, inşaatlarda denetimsizliğin hakim olduğu, yandaşlar zengin olurken yoksul halk çocuklarının öldüğü düzen yasallaştırılıyor. Rüşvet ve kayırmacılık yaygın bir uygulama olarak sürmektedir.
13- Seçilme yaşı da 25 den 18 düşürüldü. 18 yaşında olanlar yaşam ve gelecek kaygısı çeken işsiz ve öğrenci gençlerden oluşmaktadır. Yaşamlarını ailesinin küçük imkanları ile sürdürmek durumunda kalan bu gençler, seçilmek için yüz binlerce liralık seçim harcamalarını nereden bulacaklardır. Daha önce seçilme yaşı 25 olan gençlerden kaç kişi parlamentoya ve yerel yönetimlere seçilebilmiştir. Bu 18 yaş düzenlemesi özünde kimlerin çocukları ve torunlarına dokunulmazlık kazandırmak için çıkarılmıştır.
14 - Ülkenin kaynaklarının, ormanlarının, derelerinin, sularının bir kişinin keyfine göre yandaşlarına peşkeş çekilmesinin önü açılıyor. Madenlerde, inşaatlarda denetimsizliğin hakim olduğu, yandaşlar zengin olurken yoksul halk çocuklarının öldüğü düzen yasallaştırılıyor. Rüşvet ve kayırmacılık yaygın bir uygulama olarak sürmektedir.
15- Cumhurbaşkanın OHAL ilan edebiliyor. Tıpkı bugün olduğu gibi hırsı, mezhepçi, zorba anlayışı ve uygulamalarıyla başta yaşam hakkı olmak üzere tüm temel insan haklarını sistematik olarak ihlal etmektedir. Bilim ve bilim insanları keyfi bir şekilde üniversitelerden tasfiye ediliyor. İzlenen yanlış iç ve dış politikalar ile ülke ve bölge kan gölüne çevrilmiştir. 15 yıldır binlerce insanın öldüğü bu kötü gidişatın sorumluluklarından hiç kimse istifa etmemiştir.
1/3-SONUÇ OLARAK:
İnsanların yaşam tarzına karışan, farklı kültür ve İnançlara saygı duymayan, herkesi kendileri gibi inanmaya ve düşünmeye zorlayan, dini siyasallaştırarak kendi çıkarları için kullanan, kutuplaştırıcı ve nefret söylemleriyle, kendisine oy vermeyen toplumun yarısını oluşturanları yok sayarak cezalandırmayı temel alan uygulamaları ile Türkiyeyi yaşanmaz hale getirmiştir. Kimsenin can, mal ve hukuk güvenliğinin kalmadığı, insanların geleceği ile ilgili tüm kararları bir kişi veriyor. Cumhurbaşkanı ve AKP halkın parasıyla Saray-saltanat, kadrolaşma ve yandaşlık ta sınır tanımıyor. Bu anayasa teklifiyle kendisini güvenceye almakla kalmıyor, aynı zamanda Diktatör ve Devlet Partisi AKP, hakimiyetini tümüyle her alanda sağlamayı amaçlamaktadır.
Referandum eşit şartlarda yapılmıyor. Diktatör ve AKP tarafından muhalif 175 yayın kuruluşu (TV, Radyo, Gazete ve dergi) kapatıldı. Sadece sınırlı sayıda TV, gazete ve dergi iktidarın saldırılarına karşı direniyor. Saray ve AKP ile çok sayıda ihale ve iş bağlantısı olan gerici ve biatçı basın iftira ve talan eksenli propaganda ile kamuoyunu yanlış bilgilendirmeye devam ediyor. Bizlerin verdiği vergilerden oluşan Tüm devlet olanaklarını HAYIR diyen bizlere karşı pervasızca kullanmaktadır. Hayır, çalışmaları baskı, yasak ve gözaltı ve tutuklamalara rağmen tüm hızıyla sürmektedir. Buna karşın Saray-saltanat korkmaya ve uykuları kaçmaya devam ediyor.
Özellikle seçim ve referandum süreçlerinde sınırlı da olsa taraflar ve partiler arasında eşit davranmayan yandaş kanallara Yüksek Seçim Kurumunun (YSK) belirlediği esaslara aykırı yayın yapan özel radyo ve televizyon kanallarına sınırlı da olsa YSK tarafından yayın durdurma ve para cezaları verilebiliyordu.
Pişkinlikte sınır tanımayan AKP iktidarı, son kara(r)name ile yürürlüğe koyduğu haksız düzenlemeyle artık YSK, yandaş TV Kanallarına Yayın Durdurma ve Para Cezası veremeyecektir. Bizler ne mezarlıklarla dolu bir ülke, ne de kapalı ceza evine dönüşmüş bir Türkiye istemiyoruz. Bu ülke hepimizin ortak emekleriyle oluştu. Hiç birimizin bana ne deme lüksümüz yok. Bunun için önümüzde tarihi bir süreç ve fırsat bulunmaktadır. Bir kişi bir oy’dur, bizlerin ve tüm tanıdıklarımızın vereceği karar, insanlığın ve ülkenin geleceği için çok önem taşımaktadır.
Bizler, Anadolu topraklarının zenginliğini oluşturan insanların, iktidarın kirli hırs ve çıkarlarını korumak için savaşa ve ölüme gönderilmesini istemiyoruz. Acılı yoksul anaların gözyaşları ve gençlerin kanlarıyla bu toprakların sulanmasını doğru bulmuyoruz. Bilalların ve diğer AKP‘illerin çocuklarının Milyarları sıfırlayıp saltanat sürerek en, yoksul halk çocuklarının gencecik bedenlerinin toprağa düşmesini insani bulmuyoruz.
Özlemi duyulan barış ve sevginin yeşerdiği, kardeşlik türkülerinin hep birlikte söylendiği bir ülke istiyoruz. BİZLER BİLİMSEL, LAİK, EŞİT, ÖZGÜR VE DEMOKRATİK BİR TÜRKİYE VE ANAYASA İSTİYORUZ! 15 YILLIK BU GERİCİ GİDİŞE DUR DEMEK İÇİN; BENİMDE SÖZÜM VAR, OMUZ VERMEYE BENDE VARIM DİYEN HERKESİ BİRLİKTE ÇALIŞMAYA VE HAYIR DEMEYE ÇAĞIRIYORUZ!
DEMOKRATİK KİTLE ÖRGÜTLERİ BİRLİĞİ
PLATFORMU Genel Başkanı A.Berham ŞAHBUDAK
Yorum Gönder