BAĞIMSIZLIK BENİM KARAKTERİM DIRAncak hür fikirlere sahip olan insanlar vatanlarına faydalı olabilirler ve onlardır ki vatanlarını kurtarıp muhafaza etme kudretine malik olurlar. Biz Türkler bütün tarihimiz boyunca hürriyet ve istiklale timsal olmuş bir milletiz. Bu memleket tarihte Türk'tü, Hal’de (e n. şimdi ‘de) Türk'tür ve ebediyen Türk olarak yaşayacaktır. Mustafa Kemal Atatürk.
Efendiler! Avrupa'nın bütün ilerlemesine, yükselmesine ve medenileşme sine karşılık Türkiye tam tersine gerilemiş ve düşüş vadisine yuvarlana durmuştur. Artık vaziyeti düzeltmek için mutlaka Avrupa'dan nasihat almak, bütün işleri Avrupa'nın emellerine göre yapmak, bütün dersleri
Avrupa'dan almak gibi birtakım zihniyetler belirdi. Halbuki hangi istiklal vardır ki, ecnebilerin nasihatleriyle, ecnebilerin planlarıyla yükselebilsin? Tarih böyle bir hadiseyi kaydetmemiştir!
Egemenlik ve saltanat hiç kimse tarafından hiç kimseye, ilim icabıdır diye; görüşme ile, münakaşa ile verilmez. Egemenlik, saltanat kuvvetle, kudretle ve zorla alınır. Osman oğulları, zorla Türk Milletinin egemenlik ve saltanatına el koymuşlardı; bu musallat olmalarını altı asırdan beri devam ettirmişlerdi. Şimdi de, Türk Milleti bu mütecavizlerin hadlerini ihtar ederek, egemenlik ve saltanatını, isyan ederek kendi eline açıkça almış bulunuyor.
Bu bir
oldubittidir. Söz konusu olan; millete saltanatını, egemenliğini bırakacak mıyız, bırakmayacak mıyız? Meselesi değildir. Mesele zaten olupbitti haline gelmiş bir hakikati ifadeden ibarettir. Bu, mutlaka olacaktır. Burada toplananlar, Meclis ve herkes meseleyi tabii görürse, fikrimce uygun olur. Aksi takdirde, yine gerçek gerektiği şekilde ifade olunacaktır. Fakat ihtimal bazı kafalar kesilecektir. (1922)
Saltanatın kaldırılmasını tartışan Meclis komisyonunda yaptığı konuşma. Bu konuşmanın son cümlesini söylerken elini komisyon başkanının boynu hizasından geçirerek kafa kesme işareti yapmıştır. Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir. Emperyalizm ölüme mahkumdur. Geldikleri gibi giderler! 13 Kasım 1918 Boğaziçi, İtilaf Donanmasının Boğaza girdiğini gördüğünde, yaverlerinden birinin üzüntüden ağlamaya başladığı sırada...
Hürriyet kayıtsız şartsız serbest olmak değildir. Onun akitleri, şartları vardır. Kayıtsız şartsız serbest olmak ormanlardaki hayvanlara mahsustur. İlmi esaslara göre ferdin hürriyeti başkasının hürriyetinin hududu ile sınırlıdır. Başkasının hürriyet hakkını tanımayan kendi hürriyet hakkını da tanıyamaz. Siyasi anlayış sahibi olan hakiki ve zeki inkılapçılar bu lekeden masumdurlar. Onlar ne vakit şiddet ne vakit yumuşaklık göstereceklerini bilirler. Milletlerini hürriyet ve adalete doğru yürütürler.
İstiklal-i tam, bizim bugün deruhte ettiğimiz vazifenin ruhu aslısıdır.
Bu vazife bütün millete ve tarihe karsı deruhte edilmiştir. Bu vazifeyi deruhte ederken, kabiliyeti tatbik-iyesi hakkında şüphe yok ki çok düşündük. Fakat netice olarak hasal ettiğimiz kanaat ve iman, bunda muvaffak olabileceğimize dairdir. Biz böyle bir ise başlamış adamlarız. Biz yaşamak isteyen, haysiyet ve şerefiyle yaşamak isteyen bir milletiz. İstiklal-i tam denildiği zaman tabii ki siyasi, mali iktisadi adli, askeri, her hususta istiklal-i tam demektir.
Bu saydıklarımın herhangi birinde istiklalden
mahrumiyet millet ve memleketin hakiki manasıyla bütün istiklalin mahrumiyeti
demektir.Mesleki içtimai itibariyle dahi düşündüğümüz zaman biz hayatını, istiklalini kurtarmak için çalışan bir halkız. Milletin bağımsızlığını yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır. Milletin esaretten kurtuluşu, egemen ve bağımsız olarak topraklarımızda yaşayabilmesi, ancak Azime ve namuslu ellerin milleti kasa ve doğru yoldan haklarını korumaya ve bağımsızlığa sevki ile kabil olacaktır. Mili benliğini yitirmiş uluslar başka milletlerin avıdır.
Milli egemenlik öyle bir nurdur ki, onun karşısında zincirler erir, taç ve tahtlar batar, mahvolur. Milletlerin esirliği üzerine kurulmuş müesseseler her tarafta yıkılmaya mahkumdurlar. Milli egemenlik uğrunda canımı vermek, benim için vicdan ve namus borcu olsun. Özgürlük olmayan ülkede ölüm, yıkılış vardır. Her ilerlemenin, kurtuluşun anası özgürlüktür.
Özgürlük ve bağımsızlık benim karakterimdir. Ben milletimin en büyük ve ecdadımın en değerli mirası olan bağımsızlık aşkı ile dolu bir adamım. Çocukluğumdan bugüne kadar ailevi, hususi ve resmi hayatımın her safhasını yakından bilenler bu aşkım malumdur. Bence bir millete şerefin, haysiyetin, namusun ve insanlığın vücut ve beka bulabilmesi mutlaka o milletin özgürlük ve bağımsızlığına sahip olmasıyla kaimdir.
Ben şahsen bu saydığım vasıflara, çok ehemmiyet veririm.
Ve bu vasıfların kendimde mevcut olduğunu iddia edebilmek için milletimin de
aynı vasıfları taşımasını esas şart bilirim.Ben yaşayabilmek için mutlaka bağımsız bir milletin evladı kalmalıyım.
Bu sebeple milli bağımsızlık bence bir hayat meselesidir. Millet ve memleketin menfaatleri icap ettirirse, insanlığı teşkil eden milletlerden her biriyle medeniyet icabı olan dostluk ve siyaset münasebetlerini büyük bir hassasiyetle takdir ederim. Ancak, benim milletimi esir etmek isteyen herhangi bir milletin, bu arzusundan vazgeçinceye kadar, amansız düşmanıyım.
Temel ilke Türk milletinin haysiyetli ve şerefli bir millet olarak yaşamasıdır.
Ne kadar zengin ve müreffeh olursa olsun, istiklalden mahrum bir millet, medeni insanlık karşısında uşak olmak mevkiinden yüksek bir muameleye layık sayılamaz. Yabancı bir devletin himaye ve desteğini kabul etmek, insanlık özelliklerinden mahrumiyeti, beceriksizlik ve miskinliği itiraftan başka bir şey değildir.
Gerçekten bu aşağı dereceye düşmemiş olanların isteyerek başlarına bir yabancı efendi getirmelerine asla ihtimal verilemez. Halbuki Türk'ün haysiyet ve izzetinefis ve kabiliyeti çok yüksek ve büyüktür. Böyle bir millet esir yaşamaktansa yok olsun daha iyidir. Bundan ötürü, ya bağımsızlık ya ölüm! Nutuk, 1919, I, s. 13

Türk milleti istiklal-siz yaşamamıştır, yaşayamaz ve yaşamayacaktır.
Türkiye halkı asırlardan beri hür ve müstakil yaşamış ve istiklali bir lazıme-i hayatiye etmiş bir kavmin kahraman evlatlarıdır. Bu millet istiklal-siz yaşamamıştır. Yaşayamaz ve yaşamayacaktır.
Türkiye halkı, yüzyıllardan beri hür ve bağımsız yaşamış ve istiklali, yaşamanın gereği olarak düşünmüş bir milletin kahraman evlatlarıdır. Bu millet istiklal-siz yaşamamıştır, yaşayamaz ve yaşamayacaktır.
Vatanın bağrına düşman dayasın hançerini/ Bulunur kurtaracak bahtı kara moderni!
Kurtuluş Savaş'ının en ümitsiz günlerinde Meclis kürsüsünden Namık Kemale ait "Vatanın bağrına düşman dayamış hançerini/Yok mudur kurtaracak bahtı kara maderini?" dizelerini okuyan bir milletvekilline cevaben söyledikleri.Yabancı bir devletin himaye ve desteğini kabul etmek, insanlık özelliklerinden mahrumiyeti beceriksizlik ve miskinliği itiraftan başka bir şey değildir. Yabancılardan insaf ve iyilik dilenmek gibi bir ilke yoktur.
Türk ulusu, Türk ilinin gelecek çocukları bunu bir an olsun akıllarından çıkarmamalıdır.
Zabitan için ya istiklal ya ölüm vardır. Fakat arkadaşlar ölmeyeceğiz, bağımsızlığımızı muhafaza ederek yaşayacağız ve milletimizi daima bağımsız görmekle bahtiyar olacağız. Ali Berham ŞAHBUDAK.
Kaynaklar Türkiye'nin Kuruluş Yıllarında Bir Yabancı Gazetesinin Ankara Yolculuğu ve Atatürk’le Görüşmesi TBMM.gov.tr Nutuk II, sayfa 691/
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder