28 Ocak 2020 Salı


YURTTAŞLIK BİLİNCİ “ ONURLU YAŞAMI DİLEMEK OLMALI!
Onur: İnsanın kendine karşı duyduğu saygı, şeref, öz saygı, haysiyet, izzetinefis. Başkalarının gösterdiği saygının dayandığı kişisel değer, şeref, itibar anlamlarına gelir. Onurlu insan şerefli insandır. Onurlu insan kula kulluk yapmayan insandır. Onurlu insan bilgili, kültürlü ahlaklı insandır.
Onurlu, şahsiyetli, şerefli yaşarsan sana herkes değer verir. O değerli davranışlar da insana öldükten sonra bile değer katar. Toplum unutmaz, hatırası önünde de saygı ile eğilir. İnsan yaradılışında onurlu bir canlıdır. Yeryüzünün halifesi olarak yaratılmıştır. Şahsiyetli insan atasının maddi manevi  sermayesi üzerinden pirim yapmaya çalışmaz. Şahsiyetiyle gününü kurar yaşar ve geleceğe kendisi de bir değer bırakır.
Eylemleriniz, hayat tarzınız sizin kişiliğinizi ortaya koyar. Onurum hayatımdır, beraber büyümüşlerdir. İnsan onuru ile yaşar ve onuru ile bu dünyayı terk eder. Kimse kendisini kandırmaya çalışmasın. Onur, şahsiyet insanın manevi elbisesidir. Onurumuz bizim insan olarak varlık dayanağımızdır. Kaybedersek yıkılırız.
Hiç kimse kazandıkları için ödüllendirilmemiştir. Onur o kişinin kazandırdıklarının ödülüdür. İnsan onurunu ölçebilecek bir ölçü aleti yoktur. Yaptıkları ve geride bıraktıkları onun değer ölçüleridir. Onur, engebeli, kıyısı olmayan ada gibidir; Bir kere terk ettiniz mi bir daha dönemezsiniz. Hiç kimse yanlış olanı yaparak onura ulaşamaz.
Onurlu olmak bilgili, faziletli ve erdemli insanların işidir. Onurlu insan yanlışa yanlışla, kötülüğe kötülükle, bilgisizliğe bilgisizlikle, cehalete cehaletle karşılık vermeyip aynı duruma düşmez. Hatta hiç kimseye karşı kötü hiçbir şey yapmayıp ve kötü hiçbir niyet taşımadığın halde sana karşı kötülük yapanlara ve kötü niyet taşıyanlara da asla düşüncenle, niyetinle, sözünle ve davranışınla hiçbir şekilde karşılık vermeyip onurlu davranacaksın.
Seni kimsenin dininden, dilinden, inancından, görüşünden, renginden ve ırkından dolayı hor görüp dışlamasını istemiyorsan sen de asla hiçbir şekilde hiç kimseyi dininden, dilinden, renginden ve ırkından dolayı hor görüp dışlamayacaksın. Çünkü sende olmasını arzuladığın onur diğer insanlarda da olması gereken değerdir.
Herkes kendinden başlayarak onur ve şahsiyetini değerlendirmeli ki, gelecekte birbirimizle mutlu ve sağlıklı yaşayabileceğimiz vatanımız olsun. 
Adamına göre davranıyoruz… Karşımızdaki adam iri ise, “Buyur abi” diyoruz; ufak tefekse, “Ne var lan!” diyoruz. Oysaki insanların onuru eşittir her yurttaşa onurlu bir yaşamak dileğimle…
PEKİ, YA SABIR: 
Bazen çaresiz kaldığımız anlar olur. Elimiz, kolumuz bağlı olarak beklemeyi yaşarız. 
Bizler hatalarımızla büyüyoruz. İnsan hataları ile büyür ve olgunlaşır. Büyürken de, bunlardan geri adım atmasını biliyorsak eğer, mutsuzluğa kılıf hazırlamayla meşgul olacağımıza kendimize bir döner bakarız. İnatla başkalarını suçlamaya devam edersek tünelin sonundaki ışığa hiç bir zaman ulaşamayız.Önce ben” değil de, “önce sen” diyebilsek!
Neler değişmez ki hayatımızda… Dediğimiz zaman değişiyor da. Dargınsak barışırız… Üzgünsek seviniriz… Gitmişsek de, geliriz. Empati yaparak yaşamayı öğrensek, zor olan her şey kolaylaşır değil mi? İster hoşgörü deyin, ister affetmek deyin bunun adına… Sonuçta, bize geri gelen mutluluk olsun da, adı ne olursa olsun.
Hayatı deneyerek öğrenmek varsa, denenmişi denemekte rehberimiz olmalı. Yaşayarak öğrenmek hayatın ta kendisidir. Çünkü hayat yaşayarak öğrenilir. Yaşarken ağlarsınız, kahkaha atarsınız, içiniz burkulur, hüzünlenirsiniz ve pişman olursunuz. Böylelikle çeşitli alanlarda deneyimlere sahip olursunuz.  
Bir şeyi anlamak için illa o olayı yaşamak şart değildir. Zaten her şeyi yaşayarak öğrenmeye ne ömür yeter ne sabır.
Nasreddin Hoca, derdine çare aramayıp, (Ya Rabbi, bu derdi benden alma!) diye dua eder. Duyanlar şaşırıp sebebini sorduklarında,(Bu dert giderse daha büyüğü gelebilir, çünkü mümin, bela ve musibetten kurtulmaz. Buna alıştım, belki ona sabredemem) der. Müminin başı dertten kurtulmaz. 
Bir dert giderse başka bir dert gelir. Mümin, dünyada ahiretteki yerine göre karanlıktadır, ama ahirette ebedi aydınlığa kavuşacaktır.
Kafir de dünyada, ahiretteki yerine göre aydınlıktadır, ama ahirette ebedi karanlığa gidecektir. İkisi bir olur mu?; Ne kadar sabır, o kadar selamet! Ezmeden Ezilmeden… Sevmek, karşılık beklemeden halka hizmet gerek!… Ali Berham ŞAHBUDAK…

Hiç yorum yok:

SİYASETTE İLKELERİN ÇÖKÜŞÜ:

SİYASETTE İLKELERİN ÇÖKÜŞÜ: İFTAR SOFRASINDAKİ AYDINLIK VE KARANLIK? Bugün önümüze düşen o fotoğraflar, aslında bizlere görünü nenin çok...