6 Mayıs 2020 Çarşamba

"VATANSIZ” VATAN HAİNLERİ! NASIL KIYDINIZ FİDANLARA!


"VATANSIZ” VATAN HAİNLERİ! NASIL KIYDINIZ FİDANLARA!

Aradan tam 48 Yıl Geçti: Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan'ın İdamı Unutulmadı asla da unutulmayacak milyonların yüreklerinde her gecen çok daha büyüyerek yaşıyorlar. "Solculuk toprağın üstündeki bayrağı indirmek değil, bayrağın dalgalandığı toprağı adil kılmak mücadelesidir. Solculuk öncelikle yurdunu sevmektir"...

"Cumhuriyetin tam bağımsızlığını ölümüne savunan sol hareketin en etkin isimleri alan Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan, idam edilmelerinin 48'inci yılında Atatürkçü Kemalist Devrimci yoldaşlarımı tüm kalbimle selamlıyorum darağacındaki fidanları"…
Unutmayın işbirlikçi vatansız vatan haini! ABD emperyalizminin ülkemizdeki işbirlikçi piyonları “Deniz gezmiş ve diğer dava arkadaşlarının sadece bedenini aldınız “Düşünceleri söylemleri idealleri bugün ülkemizde milyonların dilinde her geçen gün bu idealleri ve söylemleri “bir kartopu gibi daha da büyüyerek artıyor”.

Bu fidanların tek suçları Tam Bağımsız Türkiye'ydi yaşadıkları ülkelerinin emperyalizme karşı korumaktı çünkü kurtuluş mücadelesinde verilen mücadelenin bir kurtuluş savaşından öte tam bağımsızlığı için verilen mücadelenin bedeli ülke topraklarının her metre karesi şehit kanlarıyla kazanıldığını biliyorlardı cumhuriyeti kuran iradenin tam bağımsızlık mücadelesiyle onurlu ve gururlu genç fidanları mücadelesi olduğunu biliyorlardı.

"Bugün 97 yıllık cumhuriyette onca soygun onca vurgun anaysa ihlalleri ve talan yapılırken ses çıkarılamayan bir süreç yaşanmakta"!

97 Yıllık Cumhuriyette "Cumhuriyette kurucumuz ulu önder Mustafa Kemal Atatürk’ün ölümünden sonra "taş üstünde taş bırakılmadığını gören yurtsever devrimci fidanlar" adeta Adnan Menderes hükumetiyle başlayan emperyalist bağımlılığı ve onların işbirlikçi piyonlarına karşı verilen mücadelenin sonucu cumhuriyeti peşkeş çekenlere karşı bağımsızlığımızı ölümüne savunmuş Türkiye Türk Gençliğine Atatürk tarafından emanet edildiğini biliyorlardı.
Tam bağımsızlığı yerine getirmek için " Devlet yönetiminin ekseri büyük bir bölümünün emperyalist güçlerinin etkisinde olduğunu görmüş kendilerine emanet ülkeyi felakete sürüklediklerini görüyorlardı " tıpkı bugün 18 yıllık AKP iktidarlarında olduğu gibi!

12 Eylül sonrası oluşturulmak istenen siyasi dizaynının yapıldığı Cumhuriyetin ekseninin kaydırıldığı bugün çok daha iyi anlaşılmakta. Eğer bugün bunan ses çıkmıyorsa işte bu 12 Eylül faşizminin yarattığı emperyalist bağımlılığının ve Darağacında üç fidan ve diğer fidanların ülkelerini savundukları için idama mahkum eden vatansızların ve bu idama sesiz kalan emperyalist piyonlarının eseridir!.. 

Çünkü bütün dünya biliyor ki siz ve sizin gibi vatan haini vatansız alçakların ne bu dünyada nede o bir dünyada yatacak yerimiz var! Bu fidanlar Asla “Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde kurulan bu Cumhuriyete nede Türk Milletine ihanet etmedi nede anayasal düzene karşı çıktı” sadece ABD emperyalizmine karşı çıktılar ABD'nin mersin limanına inen 6; filoya karşı çıktılar tüm suçları buydu!

SONUCU OLARAK: Bugün, 1968’in anlamı tartışılırken çok şey söyleniyor, ama 1968’in ana aktörü devrimci gençlik hareketinin anti-emperyalizminin pek az sözü ediliyor. Oysa Türkiye 1968'in anti-emperyalist kitle eylemlerinin damgasını vurmuştur. Bu konuda en önemli sembolik olay, bundan tam 50 yıl önce 17 Temmuz 1968 günü, öğrencilerin İstanbul Dolmabahçe önünde demirlemiş 6. Filo’nun sahile çıkmış olan erlerini denize dökmesidir. 

Bu, 6. Filo'nun İstanbul limanına demirlemesinden sonun başlangıcı olacaktıDolmabahçe eylemi Türkiye devrimci hareketinin tarihinde şanlı bir sayfadır. Bugün emperyalizmin dünya çapında yeniden azgınlaştığı, bölgemizi karşı devrimci bir ateş içine attığı, bir dünya savaşının temellerini yeniden attığı bir dönemde tarihi mirasımız konusunda belleğimizi taze tutarak, Türkiye devrimci hareketinin bu geleneğini yeniden canlandırarak yaşatmak, işçi sınıfı sosyalistleri için somut bir politik görevdir.

60’LI YILLARIN ANTİ-EMPERYALİZMİ!
Dolmabahçe’de ABD donanmasının erlerinin denize dökülmesi elbette bir boşluk içinde aniden ortaya çıkan bir eylem değildi. Devrimci gençlikte uzun süredir birikmekte olan bir öfkenin en etkili biçimde patlak vermesiydi. 1960’lı yılların başından itibaren Türkiye’nin ilerici gençliği politize oldukça emperyalizme karşı ciddi bir tepki geliştirmeye başlamıştı.
Başlangıçta üniversite kantinlerinde Coca Cola’ya karşı eylemler, petrolün millileştirilmesi gibi daha etkili birtakım taleplerin desteklenmesi şeklinde biçimler alıyordu bu tepki.

İlk önemli kitle eyleminde öğrenciler işçilerle birlikte yer alıyorduKasım 1966’da Türk-İş Ankara'daki Amerikan üslerinde çalışan işçilere yapılan baskıları protesto etmek üzere bir miting düzenliyordu. Bu mitinge 1965’te eski düzenin örgütlerinden ayrılarak sosyalist bir doğrultuda oluşturulmuş Fikir Kulüpleri Federasyonu (FKF) işçilerin yanı sıra katılıyordu. Bu gösteride “Kahrolsun Amerika! ”Türkiye sömürge değildir!”, “Yankee go home!”, “İşçi gençlik el ele!” gibi sloganlar atılıyordu.
Yürüyüş kolu Kızılay'a vardığında FKF gençliği Ankara'nın en merkezi yerinde olan USIS (ABD Enformasyon Merkezi) binasını kuşatarak protesto ediyordu. Daha sonra gelecek olayların bir ilk habercisi olarak başbakan Demirel’in Adalet Partisinin adamları ile devrimci gençler arasında bir kavga çıkıyordu. Sağ, emperyalizmin fedaisi rolünü üstlenmeye başlamıştı!

Bu eylemi, 1967’deki ilk 6. Filo protestosu izledi. 6. Filo, ABD ile Türkiye hükumetleri arasındaki çok yakın askeri ilişkilerin bir ifadesi olarak 60’lı yılların başlarından itibaren Türkiye limanlarına ikmal ve askerlerine moral gerekçeleriyle geliyordu. Elbette bu gerekçelerin ardındaki daha da önemli saik, Türkiye ve daha genel olarak Ortadoğu halklarına silah göstermekti.

Erler karaya çıktıklarında şehirde gürültülü biçimde dolaşıyor, o zamanlar “pavyon” adı verilen ve “konsomatrislerin çalıştığı yarı batakhanelerde “eğleniyordu. 6. Filo’nun geliş tarihi ilan edilir edilmez bu batakhaneler kapılarına (güzel kızlar, soğuk bira)” türü duyurular asıyordu. O zamanlar Beyoğlu'nun arka sokaklarından birinde, Abanoz Sokağında bulunan genelevler sağlık kontrolünden geçiyor, duvarlarına badana yapıyor, Amerikan ordusuna hazırlanıyordu.
Kısacası, 6. Filo’nun ziyaretleri, biraz onuru olan insanlar için bir ulusal utanç vesilesi haline geliyordu. 1967 Haziranında düzenlenen ilk 6. Filo eylemine 10 binin üzerinde insanın katılması sorunun toplumda ciddi bir tepki aldığının kanıtıydı.

1968 Temmuz’undaki denize dökme olayının koşulları adım adım hazırlanıyordu bunu gören emperyalizm ülkemizde bulunan piyonlarını ve işbirlikçi vatansızları birlikte devreye sokarak " anti demokratik darbeler silsilesi de böylece hazırlıyor yurtsever Atatürkçü devrimci gençlik cumhuriyette daha fazla ilerlemesinin önü kesilmeliydi diyerek o alaca karanlık ağır agır kara bir bulut gibi!.

"Atatürk’ün 1919 dan 1923 kadar ki geceli gündüzlü verdiği aydınlanma meşalesi kurtuluştan kuruluşa giden bağımsızlık mücadelesi yolunun da artık emperyalist işbirlikçi vatansızlar la birlikte tekrar karanlığa sokulmalıydı". “Bugün “emperyalizm”, “üst akıl”, “faiz lobisi” ve sayısız örtülü ifadeyle güya Amerika ile karşı karşıya geldiğini iddia eden İslamcı hareket ise 6. FiloyuABD'yi ve NATO'yu tekbir sesleriyle, Allah'ı emperyalizm uğruna diline alarak, cansiparane savunmuştur”! Ali Berham ŞAHBUDAK

Hiç yorum yok:

SİYASETTE İLKELERİN ÇÖKÜŞÜ:

SİYASETTE İLKELERİN ÇÖKÜŞÜ: İFTAR SOFRASINDAKİ AYDINLIK VE KARANLIK? Bugün önümüze düşen o fotoğraflar, aslında bizlere görünü nenin çok...