7 Haziran 2020 Pazar

ÇIKARLARI İÇİN AKP’yi KORUYAN #MHP VE SÖZDE #SOLCULAR?


ÇIKARLARI İÇİN AKP’yi KORUYAN #MHP VE SÖZDE
SOLCULAR?


AKP'nin tarihsel siyasi eğilimi karşısında kendini Liberal aydın solcu olarak tanımlayan sözde kişiler; Ne yazık ki" AKP karşısında her fırsatta sınıfta kaldı sözde bu Liberal Solcular ve Türk Milliyetçisi olduğunu söyleyen MHP? 

AKP her söylem ve eyleminde siyasi söylem ve hakimiyetini İslami değerleriyle örtüştüğünü iddia ederken yıllardır bu söylemi kalıcı kılmak istiyordu büyük ölçüde de bu söylemi başardı "ta ki 2019 Mart yerel yönetim seçimlerine kadar".!

Üç kuruş çıkarları için AKP ‘yanında yer alan sözde bu Liberal Solcular ve Kendini Türk Milliyetçisi temsilcisi olduğunu iddia eden #MHP yönetimi; maalesef bu grup halen AKP karşısında sınıfta kaldıklarını anlamaktan uzak AKP ‘ile ülkemize #Demokrasi ve #Adaletin geleceğinin hayalini kurmakta.?

Örneğin Taksim 1 Mayıs 2008’e bakın, kendinizi AKP’nin demokratik kapasitesine ikna edebiliyorsanız edin. Şimdi koltuklarımız da geriye yaslanarak “Bir dakika AKP sosyolojisini ve siyasi geçmişini düşünelim buğun Işık kapatma” eyleminin nedenlerine benzer bir eylem AKP karşısın da neden yapılmıyor bunu derinlemesine düşünelim “oysa bizler yıllardır #AKP bir demokrasi ve hukuk güvencesi olmadığını dilimizin döndüğünce yazıp çizdik!

Ama bizler biliyoruz ki ne AKP’ taraftarı olan sözde kendini solcu olarak ifade eden bu döneklerin “ne demokrasiyle nede hukukla ilgisi var çünkü 1970'li yıllarda da bunların bu kavramlarla ilgileri yoktu #AKP saflarında da üç kuruş için yer aldıkları bu yüzdendir... “Çünkü AKP ne sosyolojik nede siyasal olarak Cumhuriyete ve Cumhuriyet devrimleriyle ve Atatürk'le doku uyuşmazlığı içinde"!

Birincisi Susurluk’ta açığa çıkan bu güçlerle sol arasında 1980 öncesinden, sivil alandan gelen bir çatışma vardı!. Ben Eski bir solcuyum ben “liberal solcuyum ben aydınım deneyenlere bir bakmak gerek ülkemizde bu sözde aydın veya kendini Atatürkçü olarak ifade eden eskimişlere günümüz şartlarında bakmak gerek bugün hangi pozisyonda ve nerede duruyorlar.!

Bu eskimiş kişiler bugün kendilerine böyle denilmesine izin verilen kesimin sadece kendiyle sınırlı bir iddianın ifadesi olduğunu düşünmüyorum! Bu kişilerin durdukları pozisyon ortada.
Yani bir toplumsal hareketi veya bir toplumsal kesimi ifade etmekten çok, uzak duran bu sözde kişiler "kişisel çıkarları uğruna gerçek solun geri kalmasına da neden olmuş sözde kişilerdir “doğru yolu gösterme iddialarının tolum karşısında bir karşılığı da yoktur.?

Bu “yola girmiş olanlar bu yolun AKP'yle ittifakı olarak görünüyor. Başka türlü söylersek benim gözümde sözde olan bu “liberal sol” “siyasal kurtuluşu, “toplumsal kurtuluş ”un önüne koyuyor!.

Sorunu: “sermaye egemenliğinde değil, “egemenliğin biçiminde arıyor… 

Aynı hata 1974-1979 döneminde de yapılmıştı. O zamanlar da CHP ittifakı artık Türkiye'nin sola gitmesinin en önemli imkanı olarak görmüş ancak ne var ki dün olduğu gibi bugünde aynı kirli el bu girişime engel olarak CHP içinde barikatlar kurmuştu tıpkı bugün olduğu gibi. Dünde ve bugün aynı karakter kimliğine bürünmüş “ tıpkı 1974 ve 1979 yıllarında olduğu gibi bugün de CHP içinde mevcut yapısını korumaktadır bunların görevi CHP’yi “AKP karşısın da toplumsal olarak etkin siyasi başarı göstermesin diye CHP’yi engellemek bunu da sanıyorum ki başarmış durumdalar!

ÇÜNKÜ AKSİ DÜŞÜNÜLÜYOR OLURSA “AKP 18 YILDA CUMHURİYETİ TÜM KURUM VE KURULUŞLARIYLA PARTİ DEVLETİNE " Çok ilginç biçimde bugün “liberal sol” denilen bu cumhuriyet ve Atatürk düşmanları büyük ölçüde menfaatleri ve çıkarları gereği AKP ’gibi marjinal bir yapıyla birlikte hareket etmezlerdi.

"Sözde bu liberal SOL halen AKP ile ittifak halinde! Gerekçeleri ise ülke olarak demokrasiye ve hukukun üstünlüğüne özgürlüğe AKP ile ulaşacağız saçmalığını dillendiremezlerdi!..

Şimdi gerçek Türk solun geçmişinden çok iyi tanıdığı “başka bir karşı sivil kuvvet var oda kendini“ Türk Milliyetçisi zanneden ancak kuruluşundan günümüze değin Türklükle hiç mi hiç ilgisi olamayan sadece gerçekleri gizleyen AKP’nin arka bahçesi konumunda olan bir MHP var! Ama AKP ve FETÖ terör örgütüyle birlikte Cumhuriyete karşı kurdukları Ergenekon ’kumpasına değinmeyen sadece FETÖ üzerinden değerlendiren siyaset yapan başka bir MHP daha var!

O MHP ki tüm ilişkilerini ve siyasi çıkarları Türk Milliyetçiliğini üzerine kurmuş Türklüğü kullanan ama AKP’nin arka bahçesi konum olan her fırsatta AKP’ ye yarar sağlayan başka bir MHP daha var! Türk milletini aldatmaya yönelik MHP’nin bu sessizliği hiç kuşkusuz ki Ergenekon’ ve Balyoz davaların ortadan kaldır ayamayacağı gibi ” MHP’yi de Türklük savunucusu yapmaz?

Daha çok Devlet kademesi içine sızmış FETÖ terör örgüt yapısı cumhuriyet ve Atatürk’e karşıtı kurulmuş mafyacı anonim tipler. “Yani sivil alanda, bir toplumsal mücadele içeresinde karşı karşıya gelinen değil de", perde gerisinden suikastlarla, sabotajlarla giden bir ekip. 

O nedenle Ergenekon ve Balyoz sürecine giden sözde bu mücadelede daha çok “Atatürkçü ve cumhuriyet taraftarı olan alt kademede bulunan yurt severler subaylar üzerinde algı yaratmak oldu buda TSK içinde yaratılan bir kaos ortamını tetiklemek ve sessizce devlet yönetimi içinde bir darbeyi getirmekti.

Dahası, tanıdık figürlerin ve bir kısım MHP’liler üzerindeki “Liberal sol” etiketinin de tereddütlere bu gidişe yolu açtığı ortada. Ergenekon’a tüm aydın yurtsever Atatürkçüler tavır alıyor, ancak AKP içinde ve AKP’nin denetiminde olan Gazete ve TV ise Ergenekon vardır diyerek kamuoyunu baskılıyor AKP’ye ve FETO terör örgütüne zaman kazandırıyor bunu karşısında sesiz duran MHP yine AKP’nin TBMM çıkardığı tüm yıkıcı yasalara evet diyerek adeta da yasaların çıkarılması için AKP’ye destek veriyor!

Ergenekon meselesinde biz Kemalist Atatürkçü, devrimciler, işçiler, sendikalar, meslek odaları olarak bunun karşısında zaten tarafız. "Kaldı ki, bu ülkede sosyalist olsun solcu olsun asla TSK ve diğer Cumhuriyet kurum ve kuruluşlarına karşı asla bir düşmanlık çıkmaz". 

Ama Ergenekon bir “Filler tepişsin, değil "tam tersi kozmik odalar girilmiş ülkemize dair ne kadar gizli belge ve bilgi varsa AKP eliyle devlet yönetimine bilinçli olarak sızdırılmış olan "Eskisinin cemaatti " buğunun ise FETÖ terör örgütü eliyle emperyalistlere servis edilmesi sağlanmış bir gerçektir AKP tarafından da göz yumulmuş! FETÖ ve AKP işbirliği ile perde arkasında hazırlanan Ergenekon dosyası AKP’nin önüne atıldı yalanı tam bir Liberal ve ikinci cumhuriyetçiyiz diyen dönek solcuların yardımlarıyla.

Yıllardır AKP’nin yanında yer alan bu liberal sol ve kendini aydın yaza çizer zanneden kimi üç kuruşluk kimselerin oluşturdukları bu takımı ’Ergenekon için sabah akşam AKP’ tahsisli medyada da alkış tutuyordu. Oysa bu devleti ve TSK’yı çökertecek emperyalist projeyi AKP tek başına ortaya çıkartmış değil emperyalistlerin Ülkemizdeki uzantısı konumunda bulunan devletin çeşitli makam ve mevkini işgal eden maşaların yalana dayalı belge ve bilgileri bir araya getirilerek AKP ile birlikte hazırlandı. Ergenekon dosyasının Tayyip Erdoğan'a ilk hangi tarihte verildiği belli.

Ama TSK’nın kendisi de bu karanlığa direnmedi sonra, ne oldu 5 Mayıs 2007’de Dolmabahçe’de dönemin Genel Kurmay Başkanıyla bir araya gelen Dönemin Başbakanı Erdoğan’la varılan mutabakatın sonunda yeni bir denklem ortaya çıktıktan sonra Ergenekon soruşturmaları adı altında ilk olarak TSK ve (ADD ) Atatürkçü Düşünce Derneği başta olmak üzere başlayan sonrada Üniversitelere sıçrayan bir aydın Atatürkçü hareketin tasfiye edilmesi süreci başlatılmış FETÖ ve AKP avı başlatıldı...

"Bütün içtenliğimle söylüyorum, Ben o dönemler ADD örtülülüğünü içinde ve en yüksek tepesinde olan ( Cumhuriyet Mitinglerini sürecinde içinde yer almış Atatürkçü yurtsever devrimci olarak tüm yaşanan süreci yakinen takip eden bir yurttaşım"!

Yaşar Büyükanıt 2004’te Kıbrıs'a gidip, orada “Türkiye'nin Kıbrıs politikası yoktur” dediği gün AKP hükumeti Büyükanıt’ı görevden alsaydı ben de o gün AKP’yi alkışlardım. Ama AKP kendisine karşı muhalefet yürütenlerle kader birliği yapmışsa o noktadan itibaren suçun da yarısına ortak olmuş demektir. Şimdi bu kime heyecan verir ki… Ortada heyecanlanacak bir şey yok. Statüko yerli yerinde duruyor, sermaye de sermaye olarak duruyor, ordu da ordu olarak duruyor, AKP’de halen AKP olarak yerinde duruyor. Biz ise diyoruz ki, biz başka bir tarafız.

Biz bu statükonun devamından değil statükonun bozulmasından, değişmesinden yanayız.
12 Eylül faşizminin dayattığı ve yok ettiği tıranva henüz solcular üzerinde bitmeden “ İlhan Selçuk 1999 seçimlerinde” Türk soluna döndü dedi ki, “Ben MHP’lileri affettim, siz de affedin, bunlarla ittifak yapalım sözleri bir yerlere adeta bir mesaj verir nitelikteydi.” Birçok sosyalistin gözünde o gün İlhan Selçuk bitti çünkü 1970’lerin faşist saldırılarını yaşamış insanlar için İlhan Selçuk diye birisi artık yoktu ve bu açıklamalardan sonra da, İlhan Selçuk olamazdı…

O yüzden şimdi kendini aydın ve liberal sol gören cephedeki kimseler kalkıp da sol adına ve demokrasi hukuk adına söz söyleyecek pozisyonda değil; Onlar bugün olmuş halen AKP değirmenine su taşırken “ Onlar için Tam bağımsız Türkiye AKP eliyle uçuruma sürüklenmiş onlar için bir önemi yok onlar için varsa yoksa üç kuruşa kiralık olarak AKP ye hizmet etmek var “Ya canım İlhan Selçuk'a yazık oldu” diye duygulanmıyor.

Ama biz onun karşısındakinin de Kanlı Pazar’da karşımıza dikilmiş olanlar olduğunu biliyoruz. Biz onu da unutmadık ve bu hafıza insanları arzulu kılmıyor; mevzu budur”. Kendilerini Liberal sol olarak tanımlayan zavallılar aslında AKP’yi tanımıyorlar AKP’yi tanısalar halkın dini yaşayışı ile kendilerini onların tercümanı addedenler arasındaki ayrımı, toplumsal olanla politik olan arasındaki ayrımı atlıyorlar olmazlardı.

"Ama siyasi İslam diye bir şey var ve bu dinsel dogmayı devlet yaşamının merkezine yerleştirme yönündeki eğilim yeni değil ki Cumhuriyetin ilanıyla birlikte Atatürk’ün ölümünden sonra 1955 Adnan Menderesle birlikte alttan alta çalışılan ve Askeri darbelerle de büyüyen ve çok da başarılar kazanmış olan bir şeriat özlemi içinde olan laiklik ve cumhuriyet düşmanı güruh yığınları Türkiye’de şeri hüküm esaslarına dönük bir devlet yapısı kurmaktı". 70 yıldır bu ortada dururken AKP içinde de sol olarak yer almak akla ziyan bir eylemdir!

Tayyip Erdoğan darda kaldığında “ulemayı yardıma çağırırken, darda kaldığında “mecelleye bakalım” derken hep o refleksle hareket ediyor odluğu hiç mi sözde bu solcuları şaşırtmadı” Bunu fark edemediler peki AKP Kapatma davasın da ortaya çıkan Laiklik ve Cumhuriyet karşıtlığı tescillenmiş olan AKP ve kadroları damı dikkatlerini çekmedi “ Hayır her şey biliniyordu üç kuruşa kendilerini karşı devrime sattıkları için ses çıkaramıyorlardı! Şimdi yıllarını ülkemiz için tam bağımsızlığına adamış yurttaşlar ve Atatürkçü yurtsever Kemalist devrimciler olarak biz bu yaşanmışlıkları yok mu kabul edeceğiz?

Bir hatırlatma 1 Mayıs’ta emekçi yurtsever devrimci sol güçler ”Taksime çıkacağız dendiğinde Erdoğan ne yanıt verdi, hemen ”hatırlatayım“ Başlar ayak, ayaklardan da baş olur mu?” demişti. Bu söylem resmen Cebrail hadisindeki kıyamet âleminin tarifi, bu tavır Erdoğan'ın Demokrasiye ve Hukuk üstünlüğü ilkelerine bakışıydı “ne diyordu Erdoğan Demokrasiler bir araçtır yeri ve zamanı geldiğinde bir bu tirenden ineriz diyordu” Ev çok geç kalmadı herkesi kullandı ve 2010 referandumunda bindiği demokrasi treninden indi .

İşte yıllardır Erdoğan'ın üç kuruşa peşinde koşan sözde olanların durumu ortada Erdoğan'ın siyasi yaşamında sosyal hayata bakışı; ona göre ezen ve ezilen olacak, ast ve üst olacak, eşitlik olmayacak ve bu da Kuran'a uygun olacak… Tayyip Erdoğan hayata böyle bakıyor ve bunu da dini dogmayla güçlendiriyor. Şimdi ben bunu yok mu addedeceğim?

"Tabi ki hayır ben Erdoğan'ı siyasi olarak tanıyorum ve ona göre de tavır alıyorum tıpkı kendilerinin bir "Kemalist Atatürkçü yurt sever Devrimcilere Atatürk'ün kurduğu bu onurlu cumhuriyette mesafe aldığı gibi"… Çok önemli bir hususu hatırlatmakta yarar var! Başta CHP olmak üzere bu Cumhuriyette kendini ilerici yurt sever Atatürkçü aydın gören yurttaşların en az % 50’si bugün olmuş halen ne Erdoğan'ın siyasi kişiliğini biliyor nede AKP’nin bir siyasi parti değil ’de bir emperyalist proje partisi olduğunu biliyor? Ali Berham ŞAHBUDAK…

Hiç yorum yok:

SİYASETTE İLKELERİN ÇÖKÜŞÜ:

SİYASETTE İLKELERİN ÇÖKÜŞÜ: İFTAR SOFRASINDAKİ AYDINLIK VE KARANLIK? Bugün önümüze düşen o fotoğraflar, aslında bizlere görünü nenin çok...