25 Haziran 2020 Perşembe

ÖZGÜRLÜK VE BAĞIMSIZLIK BENİM KARAKTERİMDİR!


ÖZGÜRLÜK VE BAĞIMSIZLIK BENİM KARAKTERİMDİR!

Özgürlük ve bağımsızlık benim karakterimdir diyen “Mustafa Kemal Atatürk’ün bu muhteşem sözü, 68 hareketinin de hedefiydi" sadece ulusun bağımsızlığını elinden alıp esir etmek isteyen emperyalist güçlere karşı da verilen mücadeleyi anlatmıyordu.

Aynı zamanda bireyin karakteri olarak özgürlük ve bağımsızlığında altını çizerek Osmanlı İmparatorluğu ile Türkiye Cumhuriyeti arasındaki temel kırılmayı, yani kulluktan yurttaşlığa geçişi de ifade ediyordu. Bağımsız Türkiye” sloganı da gençlikteki bu çizgiyi sürdürme ve daha ileri noktalara taşıma isteğinin dışa vurumuydu.

Mustafa Kemal ve arkadaşlarının tam bağımsızlık savaşıyla kazandıkları özgürlüğün ve kurdukları Cumhuriyet "Mendereslerle başlayan kırılma sürecine sürüklenişi özellikle özgürlük alanları daraltılarak adaletin ve hukukun askıya alınması “sonucu Cumhuriyet tıpkı o yıllarda olduğu gibi 2002 sonrası AKP ‘ile aynı çizgi izlenerek cumhuriyeti ‘emperyalist güçler ve onların içerideki işbirlikçileri eliyle yeniden boyunduruk altına alındığı duygusu artık Türk milletince ‘de bilinmektedir.

MUSTAFA KEMAL VE 68 HAREKETİ!

68 hareketinin çeşitli önderleri, 12 Mart mahkemelerindeki savunmalarında birçok kez Mustafa Kemal Atatürk’ten, “Nutuk ”tan alıntılar yapmışlardır. Bu, sıkıyönetim askeri mahkemeleri karşısında uygulanan bir taktik değil, yukarıda kısaca özetlemeye çalıştığım sürekliliğin doğal sonucuydu.

Deniz Gezmiş liderliğindeki devrimci gençlerin, Dolmabahçe’de Amerikan 6. Filosunun askerlerini denize dökmeleri de aynı sürekliliğin ve gençliğin “Hitabe” ile kendisine biçilmiş görevi benimsediğinin ifadesiydi.

Bugün, Mustafa Kemal Atatürk'e duyulan sevginin çığ gibi büyümesinin yanı sıra, 68 kuşağının “özgürlük ve bağımsızlık” için fütursuzca kendilerini feda etmiş gençlerine yönelik, “O çocuklar doğru söylemişlerdi” duygusunun yaygınlaşması da yine bir arada değerlendirilmesi gereken toplumsal algılardır. 

12 EYLÜL DARBESİNİN SONUÇLARI?

Cumhuriyetin kuruluş felsefesi dışarıda emperyalizme, içeride de hilafet ve saltanata karşı mücadele içinde şekillenmişti. Bu felsefeye karşı yıllardır sürdürülen yıpratma ve itibarsızlaştırma savaşının, gelinen noktanın ve tehlikenin giderek farkına varılmasıyla birlikte böyle bir tepki yaratması kaçınılmazdı.

68 felsefesi de esas olarak antiemperyalizm, laiklik, özgürlük ve bağımsızlık üzerinden okunan Cumhuriyet değerlerinin yanı sıra bu değerlerin korunmasının kurumsallaştırılmış hali olan 61 Anayasasının savunulması üzerinde şekillendi.

Cumhuriyetin kuruluş felsefesiyle gençlik arasında bir dönem kurulan bu süreklilik, bu tarihsel bağlantı ne yazık ki hızla yıprandı, faşist 12 Eylül darbesini yapanların ve tezgahlayanların Atatürkçülük maskesi arkasına gizlenmesi de söz konusu felsefenin konumunu iyice zayıflattı, saldırılara açık hale getirdi.

"Günümüzde bu bağ yeniden kurulur mu, kurulabilir mi, bunun ciddiyetle sorgulanması gerekiyor".Çünkü ufukta başka bir çıkış pek görünmüyor.

Bize özgürlüğü ve bağımsızlığı armağan etmiş onur ve gururla yaşadığımız cumhuriyetimizin kurucu önderi dünya dahisi Mustafa Kemal Atatürk’ anısına saygı, kaostan çıkış üretilip üretilemeyeceğinin değerlendirilecektir. Ali Berham ŞAHBUDAK... 


1 yorum:

Ali Berham ŞAHBUDAK dedi ki...

ÖZGÜRLÜK VE BAĞIMSIZLIK BENİM KARAKTERİMDİR!
Özgürlük ve bağımsızlık benim karakterimdir diyen “Mustafa Kemal Atatürk’ün bu muhteşem sözü, 68 hareketinin de hedefiydi" sadece ulusun bağımsızlığını elinden alıp esir etmek isteyen emperyalist güçlere karşı da verilen mücadeleyi anlatmıyordu.
Aynı zamanda bireyin karakteri olarak özgürlük ve bağımsızlığında altını çizerek Osmanlı İmparatorluğu ile Türkiye Cumhuriyeti arasındaki temel kırılmayı, yani kulluktan yurttaşlığa geçişi de ifade ediyordu. Bağımsız Türkiye” sloganı da gençlikteki bu çizgiyi sürdürme ve daha ileri noktalara taşıma isteğinin dışa vurumuydu.
Mustafa Kemal ve arkadaşlarının tam bağımsızlık savaşıyla kazandıkları özgürlüğün ve kurdukları Cumhuriyet "Mendereslerle başlayan kırılma sürecine sürüklenişi özellikle özgürlük alanları daraltılarak adaletin ve hukukun askıya alınması “sonucu Cumhuriyet tıpkı o yıllarda olduğu gibi 2002 sonrası AKP ‘ile aynı çizgi izlenerek cumhuriyeti ‘emperyalist güçler ve onların içerideki işbirlikçileri eliyle yeniden boyunduruk altına alındığı duygusu artık Türk milletince ‘de bilinmektedir.
MUSTAFA KEMAL VE 68 HAREKETİ!
68 hareketinin çeşitli önderleri, 12 Mart mahkemelerindeki savunmalarında birçok kez Mustafa Kemal Atatürk’ten, “Nutuk ”tan alıntılar yapmışlardır. Bu, sıkıyönetim askeri mahkemeleri karşısında uygulanan bir taktik değil, yukarıda kısaca özetlemeye çalıştığım sürekliliğin doğal sonucuydu.
Deniz Gezmiş liderliğindeki devrimci gençlerin, Dolmabahçe’de Amerikan 6. Filosunun askerlerini denize dökmeleri de aynı sürekliliğin ve gençliğin “Hitabe” ile kendisine biçilmiş görevi benimsediğinin ifadesiydi.
Bugün, Mustafa Kemal Atatürk'e duyulan sevginin çığ gibi büyümesinin yanı sıra, 68 kuşağının “özgürlük ve bağımsızlık” için fütursuzca kendilerini feda etmiş gençlerine yönelik, “O çocuklar doğru söylemişlerdi” duygusunun yaygınlaşması da yine bir arada değerlendirilmesi gereken toplumsal algılardır.
12 EYLÜL DARBESİNİN SONUÇLARI?
Cumhuriyetin kuruluş felsefesi dışarıda emperyalizme, içeride de hilafet ve saltanata karşı mücadele içinde şekillenmişti. Bu felsefeye karşı yıllardır sürdürülen yıpratma ve itibarsızlaştırma savaşının, gelinen noktanın ve tehlikenin giderek farkına varılmasıyla birlikte böyle bir tepki yaratması kaçınılmazdı.
68 felsefesi de esas olarak antiemperyalizm, laiklik, özgürlük ve bağımsızlık üzerinden okunan Cumhuriyet değerlerinin yanı sıra bu değerlerin korunmasının kurumsallaştırılmış hali olan 61 Anayasasının savunulması üzerinde şekillendi.
Cumhuriyetin kuruluş felsefesiyle gençlik arasında bir dönem kurulan bu süreklilik, bu tarihsel bağlantı ne yazık ki hızla yıprandı, faşist 12 Eylül darbesini yapanların ve tezgahlayanların Atatürkçülük maskesi arkasına gizlenmesi de söz konusu felsefenin konumunu iyice zayıflattı, saldırılara açık hale getirdi.
"Günümüzde bu bağ yeniden kurulur mu, kurulabilir mi, bunun ciddiyetle sorgulanması gerekiyor".
Çünkü ufukta başka bir çıkış pek görünmüyor. Bize özgürlüğü ve bağımsızlığı armağan etmiş onur ve gururla yaşadığımız cumhuriyetimizin kurucu önderi dünya dahisi Mustafa Kemal Atatürk’ anısına saygı, kaostan çıkış üretilip üretilemeyeceğinin değerlendirilecektir. Ali Berham ŞAHBUDAK...

SİYASETTE İLKELERİN ÇÖKÜŞÜ:

SİYASETTE İLKELERİN ÇÖKÜŞÜ: İFTAR SOFRASINDAKİ AYDINLIK VE KARANLIK? Bugün önümüze düşen o fotoğraflar, aslında bizlere görünü nenin çok...