25 Kasım 2020 Çarşamba

ŞİDDETSİZ BİR TÜRKÜYE TALEP ETMEK ÇOK'MU ZOR! Ali Berkam ŞAHBUDAK..

ŞİDDETSİZ BİR TÜRKÜYE TALEP ETMEK ÇOK'MU ZOR! Ali Berkam ŞAHBUDAK.. Ülkemiz olmak üzere dünyada ve Türkiye’de ”Kadına yönelik şiddetin ekonomik krizler, çatışmalar ve salgın hastalık gibi dönemlerde her zaman artış gösterdiği ve birçok kadınımız bu yolda hayatın kaybettiğini biliyoruz. Siyasal iktidar hayatın her alanında olduğu gibi, salgın sürecini de siyasi ve ekonomik kaygılara öncelik vererek yürütmektedir. Bu zorlu şartlarda canları pahasına çalışan başta sağlık emekçilerimiz içinde yer alan kadınlarımız, çocuklarımız olmak üzere tüm ülke halkı bu iradesizliğin bedelini hayatlarıyla ödemekte. “Demokratik yollarla seçilmişlerin, gazetecilerin, hukukçuların, sanatçıların, mimarların, mühendislerin, doktorların, öğretim elemanlarının, hakkını arayan işçinin, toprağına sahip çıkan köylünün, yani her alanda mesleğini etik ilkeler doğrultusunda yapmaya çalışan tüm bireylerin hukuk dışı gerekçelerle yargılandığı, tutuklandığı, KHK ’lar ile tüm haklarının ellerinden alındığı, insan haklarının ihlal edildiği hatta yok sayıldığı, cinsiyetçiliğin iktidar mekanizmalarıyla yeniden üretildiği, yolsuzluğun yönetsel araç haline getirildiği günleri ( Ne yazı ki ulu önder Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu laik sosyal hukuk devleti olan bu cumhuriyette AKP ve bileşenleri olan cemaat ve tarikatların hakim olduğu çağ dışı yönetim anlayışıyla tüm ülke yurttaşları olarak yaşıyoruz.) Oysaki 6284 sayılı Kadını Koruma Kanunun etkin bir biçimde uygulanması ve İstanbul Sözleşmesinin şartlarının yerine getirilmesi ile kadına şiddetin ve kadın cinayetlerinin durdurulacağını her alanda dile getiren ve mücadele eden onurlu ve gururlu kadınlar, hükumet yetkilileri ve yandaşları tarafından da hedef gösterilmektedir. İktidarın Türkiye'nin de çalışmalarına dahil olduğu ve 2011 yılında imzaladığı Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi ya da bilinen adıyla İstanbul Sözleşmesinden çekilmek üzere yaptığı açıklamalar ve sözleşmenin iptali üzerine yapılan tartışmalar kadına yönelik şiddetin artmasına zemin oluşturmuştur. AKP iktidarını oluşturan cağın dışında kalmış zihniyetin hakim olduğu beli başlı yaşam alanlarında yapılan gerici açıklamalar iş yerlerinde yaşanan cinsel taciz, mobbing, ekonomik, psikolojik şiddet, flört şiddeti, kadına yönelik taciz, tecavüzü sıradanlaştırarak, yaygınlaşmasına neden olmakla kalmayıp bizatihi uygulama aşamasına geçtiği ve hukuksal anlamda bu cinsiyetçi kafalara karşı hakiki işlemin yapılamadı da bir gerçektir. 2020 yılının ilk aylarından itibaren hızla yayılan COVİD 19 pandemisinde de tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de birçok kadın destek hizmetlerden mahrum bırakılırken, kendilerine şiddet gösteren erkeklerle kilit altında yaşamak zorunda bırakıldı gerçeği AKP tarafından gizlense de bu gerçeği artık tüm yurttaşlar bilmekte. Pandemi ile çalışma hayatında cinsiyet eşitsizliği daha da derinleşti, yaşanılan ekonomik kriz kadınların yaşam dengesini olumsuz etkileri her geçen gün artmaktadır. Pandemi dönemini çok büyük bir şiddetle hala yaşadığımız bugünlerde kadınların işten çıkarılma oranı artmıştır. DİSK’in Eylül 2020 raporuna göre kadın iş gücü %12, istihdamı %10.5 azaldı. İşsizlik oranı %39.4 iken, kadınlarda %45.3’tür. Kadına yönelik şiddetin arttığı bu dönemde, Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformunun verilerine göre 2020 yılının ilk dokuz ayında 152’si şüpheli olmak üzere 269 kadın öldürüldüğü açıklanmakta. Varlığını ancak ve ancak koşulsuz biat eden bir toplum yaratarak devam ettirebileceği'nin bilincinde olan iktidar pandemiyi de bahane ederek, siyasal İslam'ın temel felsefesi olan, kadının kontrol altında tutulması, toplumsal yaşamdan uzaklaştırılması, itaat ve hiyerarşik bir ilişki düzeni içinde sınırlandırılması yönündeki hamlelerine her geçen gün bir yenisini eklemektedir. Laiklik karşıtı siyasal iktidar, eğitim, çalışma yaşamı, istihdam gibi toplumsal yaşamın tüm alanlarında gerici politikalarını kadınlar üzerinden yürütmektedir. Kadınların zorlu mücadelelerle elde ettiği pek çok kazanım iktidarın kimi açık, kimi kapalı müdahaleleriyle ellerinden alınmaya çalışılmaktadır. Bireyleri dışlayıp, aileyi ve ataerkil yapıyı ön plana çıkaran sistematik uygulamalar, giderek kronikleşen krizin yarattığı çaresizlik duygusu ile birleşince toplumun en güçsüz kesimlerine, kadınlara, çocuklara, LGBTİ bireylere ve hayvanlara yönelik her türlü baskı, dayak, taciz, tecavüz, cinayet gibi biçimlerde ortaya çıkan ve ivmelenerek artan bir şiddet yaşanmaktadır. Bütün bunlar 18 yıldır yanaşılırken “ Bugün halen AKP ve bileşenleri “ Hukuk ve Demokrasi adı altında yeni açılımlardan söz ediyor olması ise tam anlamıyla tükenmişliğin ve ülkeyi yönetememenin getirdiği noktayı işaret etmekte. AKP 18 yıllık talan ve rant odaklı yürüttüğü siyasetinin en temel argümanını oluşturan ise Din ve İman edebiyatıyla yıllardır Türk milletinin maneviyatını ve değer yargılarını kullanarak iktidarda kalmayı sürdürme çabası boş bir çaba değildir çünkü bu çabanın sonucunda yandaşlarla ülke hazinesi soyularak bir ekonomik çöküşü ’de beraberinde getirdiği unutulmamalı ”Hukuk ve Adaletin olmadığı yerde Ekonomik istikrarında olmayacağı bilinmelidir. Bir ülkede şeffaf ve hesap vere bir iktidardan yoksa o ülkede her gecen gün daha da şiddet ve kaosa sürüklenmek bir kaçınılmaz gerçektir… Tün kadınlarımıza şiddetsiz bir yaşam dileğimle tüm kadınlarımızın 25 Kasım kadınlar gününü kutlarım… Saygılarımla! Ali Berkam ŞAHBUDAK..

Hiç yorum yok:

SİYASETTE İLKELERİN ÇÖKÜŞÜ:

SİYASETTE İLKELERİN ÇÖKÜŞÜ: İFTAR SOFRASINDAKİ AYDINLIK VE KARANLIK? Bugün önümüze düşen o fotoğraflar, aslında bizlere görünü nenin çok...