4 Mayıs 2021 Salı

İDEALİST DAVA ADAMI OLMAK. !!!

İDEALİST DAVA ADAMI OLMAK. !!! Maalesef ne yazınki #her canın taşıya bileceği bir adanmışlık değildir idealist dava adamı olmak.? Kuralsızlığın kural olduğu, şiddetin, sapkınlığın, sorumsuzluğun ve tutarsızlığın kol gezdiği bir dünyada yaşarken Özellikle ‘de T.C. Devletinde ben dava adamıyım demek davaya adanmışlık ne yazık ki o kadar da söylendiği gibi değildir?”. Son 20 yıldır AKP’nin siyasi kaos yarattığı bu Cumhuriyette İnsanlar hedeflerini şaşırmış, umutlarını yitirmişlerdir siz eğer kendinizi bir dava adamı olarak görüyorsanız zikzaklar çizmeden bu onurlu ve gururlu yoldan sapmamamız gerekir. Bu karamsarlığın elbette sebepleri vardır. Aileler, bireyler, kurumlar ve devlet ideal insan tipi yetiştirmede sorumluluk almamış. Hayata kararlı tutarlı şekilde, belli bir amaca göre yön verilmesi gerekir. Burada fertlere ve devlete sorumluluklar düşer... İnsan yaşamında idealler yapılması gerekenleri tetikler, başarmak için istenilen hedefleri vardır. Bir şeyi amaç edinmek ve bunun peşinde koşmak, idealist olmak, her insanın hayatında olması gerekenler arasındadır. Herkesin hayatında bir ideal vardır. Kimi iş hayatında, kimi önemli projelerde, kimi eğitim hayatında, kimi spor yaşamında bunları çoğaltabiliriz... Hayatta bir şeyleri amaç edinmek için sağlam ve sarsılmaz bir KARAKTERE sahip olmanız gerekir bu da sizi daha çok çalışan, üreten, düşündüren, yapıcı olan bireyler haline getirir. Yapılacak işlerde daha kararlı, istekli olmamızı sağlar. Bu sayede sonuca giden ve başarılı olmak için çabalayanlardan oluruz. Günümüz insanlarının önemli eksikliklerinden biri de sorumluluğun ne olduğunu bilmeden gaye ve hedefinin olmaması, iç dinamizm ve motivasyonu harekete geçirememesidir... Atatürk’ün milli mücadele sonrasında kurduğu bu cumhuriyette yaşıyorsan İdealistliğin ilk temeli insan olarak KEMALİST devrimi çok iyi bilmek gerekir çünkü yüksek ahlaki amaçlara bağlanmış, zihinsel tasarımı yapmış, maddi endişelerin karşısında yer almış, ulvi ve insani değerler ölçeğinde rol üstlenip belli bir konuma yükselmiş sorumluluk sahibi demektir. Ecdadımızı kıt'alarda gezdiren, köklü devlet haline getiren de belli bir gaye ve ideal değil miydi? Dünyaya nam salan adaleti, hoş görüsü, insan sevgisi ve Allah'a ve Adalet duygusuna bağlılığı değil miydi? Yoksa ne işi vardı Avrupa’da, Afrika’da, Asya da… Her insan dava adamı olabilmeli, idealist insan olabilmeli. İdealist insan olmak zor değildir. İnancı, milleti, devleti için ne yapacağını ve ne yapması gerekeni bilen onurlu ve gururlu insan olmalı. İdealist insan; ruh ve bedenini yaşamını adalet ve hukuk üstünlüğüne adayan insandır tıpkı ulu önder Mustafa Kemal Atatürk örneğinde olduğu gibi. Herkes belki 20; ve 21;yy bilgi ve teknoloji cağında bir Atatürk gibi lider olamaz ama bir dava adamı olabilir. Herkes belli ölçülerde inandığı değerler uğruna mücadele edebilir. Genelde bir dava adamı, bir mefküre uğruna kendini vakfeden insandır. Dava adamı nefse terbiyesini iyi yapabilen, içindeki benlik duygusuna kapılmadan köreltebilen, hedefe kilitlenmiş insan demektir. Küçük hedeflerden, zayi olan menfaatlerden ziyade hiç kaybolmayan büyük, sonsuz ulvi menfaatlere yönelmiş insandır… Tadımlık ya da doyumluk davalar büyük dava olamaz. Sonsuzluk gayesiyle yapılan her şey davanın elemanıdır, unsurudur. Buradaki en büyük gaye Allah rızasıdır. Bunun için nefisle mücadele ederek, tebliğ ve irşat görevi yapılmalıdır. ”İyilikle söylemek, kötülükten alıkoymak” insanın görevidir. Tebliğde esas; sabırla, sevgiyle kalplere, gönüllere, beyinlere Allah inancını aşılamaktır. Bunu yaparken de hiçbir mansıp, makam, menfaat beklemeden hizmet yarışı ve gayretinde olmak, sonucunu yalnız Allah'tan beklemek esas olmalıdır. Dava adamı ve idealist insan nefsini ihmal ederek dünyevi haz ve zevklerden uzaklaşmış insandır. Şimdiki gençlik, idealsiz, hedefsiz yetişiyor. Hayatı anlamsız bir şekilde yaşıyor. Bu gençlere ideali nasıl aşılamalı, ne yapmalıyız? İdeal satın alınan, kendiliğinden öğrenilen, kazanılan bir şey değil. Bu görülmez, elle tutulmaz, sadece yanan bir ateşin çevresin deyseniz, bir gül bahçesindeyseniz kokusu size bulaşır… İdeal, içinde ideal ateşi yanan kişilerden, ortamdan bulaşabilir ancak. Bir genç ne kadar çok ideal meş'alesi taşıyan insan ya da çevreyle karşılaşırsa o kadar çok ideal işi ona bulaşır ve bir süre sonra o ideal kokusu da onun üzerine siner. Bu nedenle gençlere ideal aşılamak; ideali olan, idealini tutkuya dönüştüren kişilerle gençleri buluşturmakla mümkün olur. İdeal, konuşmalarımız, eserlerimiz, konularımız arasında hiç yok gibidir... Gençliği idealist yetiştirmekten bahsederken maalesef çocukların işiteceği duyacağı şahit olduğu idealden hiç konuşulmuyor. Hayatın alanlarında ideal eksikliği yaşanıyor, gençlerde ideal yok deniyor, neden? Çünkü hayatın içinde, evde, okulda ve medyada bir ideal düşüncesi yok ki... Bir gencin, bir öğretmenin, bir anne babanın hatta bir devletin ideali olmalıdır! Bu konuda medyanın da sorumluluğu olmalıdır. Hayatın içinde, dizi ve yayınlarda ideal peşinde değil de çıkarları ve zevkleri peşinde koşanları öne çıkarmakla gençlerimize nasıl ideal aşılayabilir ki… İdealist insanlar, hayallerini büyük tutarak, dünyayı ahretin tarlası olarak görerek yaşamdan zevk alan insanlardır... Bunlar insanlığı kucaklayacak, çağlara damga vuracak nesiller yetişmesi için hep ıstırap ve çileye taliptirler. Zira çile yüce hedeflere varmanın ve yüksek neticeler elde etmenin tek yoludur. Gündelik anlamı içinde, yüksek ahlaki amaçlara bağlanma, zihnin tasarım, ide ve ideallerini hayata geçirme, geride bıraktığımız ölümsüz hizmet ve eserler feyz ve kazanç kaynağımız olacaktır… İnsanın ideali onu hedefe taşır. İnsan nereye gideceğini bilirse, ne kadar çok ileri gideceğini de bilir. Bu gün ideal meş'alesini tutuşturacak çevre ve insanlara ihtiyaç vardır. İdealizmi insanların ve çocukların dünyasına taşımalı, bir ideal peşinde koşan insanların önü açılmalıdır... Ali Berham ŞAHBUDAK…

Hiç yorum yok:

SİYASETTE İLKELERİN ÇÖKÜŞÜ:

SİYASETTE İLKELERİN ÇÖKÜŞÜ: İFTAR SOFRASINDAKİ AYDINLIK VE KARANLIK? Bugün önümüze düşen o fotoğraflar, aslında bizlere görünü nenin çok...