CUMHURİYETİN #AYDINLANMA MESALESININ IŞIĞI #SİVAS’TA ATATÜRK TARAFINDAN YAKILDIĞI VE SİVASIN DA BİR #CUMHURİYET ŞEHRİ OLDUĞU ASLA UNUTULMASIN.
BU MEŞALE
ASLA NE SİVASTA NEDE #CUMHURİYETTE SÖNMEZ.!
#Atatürk'ün ilk aydınlanma meşalesi yaktığı Sivas'ta bu meşale
100 yıldır yanarken "hiç bir gücü #Atatürk'ün
kurduğu bu cumhuriyette bu meşaleyi söndürmeye hiç kimsenin gücü yetmez".!
SİVAS #KATLİAMI’NI ASLA UNUTMA VE UNUTTURMA! MADIMAK #KATLIAM ACISINDA ZAMAN AŞIMI OLMAZ! 2 TEMMUZ 1993... Sivas o günü #alev alev yanıyordu 30 yıl oldu ve bu acı da yangın da halen ben bir insanım diyen insanların yüreklerde #dinmedi.!!
30 yıldır
"bu acı insan yüreklerde ki yangın halen sönmedi temmuz, ayin sıcağında
Sivas madımakta bir madımak ayazı gibi adeta tüm insanlığın üzerine çöktü gibi
bedenleri donduruyordu"...Sivas Katliamının üzerinden 30 yıl geçmesine
rağmen Mamak’ın dumanı halen cumhuriyet üzerinde tütmeye devam ediyor.
Pir Sultan Abdal Şenlikleri’ne katılmak için Sivas’a giden 33 aydının, ozanın,
gencin ve otelde çalışan 2 işçinin acısı hala yüreğimizde ilk günkü açısıyla
yüreklerimizi dalıyor. Bu insanlık sucu Türk toplumda derin izler bırakan,
ayrışmanın tohumlarının atıldığı Katliamın üzerinden 30 yıl geçmesine rağmen
hala aynı ayrıştırıcı ve kışkırtıcı söylemlere devam ediliyor.
Suçluların hesap vermemiş olması ise Madımak alevinin sıcaklığını hissettiriyor dalga dalga... Demir de soğumuyor, Madımak ateşi de... 2 Temmuz günü, hem yaşananlar ve siyasilerin açıklamaları, hem de dava sürecinin seyri toplumun objektif hafızasında kara bir leke olarak yüz yıllar geçse de düşünen insan hafızasında daima kalacak.
Devlet
destekli gerici-faşist çetelerin kara propagandası eşliğinde Madımak Oteli
kundaklandığı saatlerde, içeride hayatta kalma mücadelesi verilirken, her
saniyenin yaşamsal önemi varken dönemin hükumeti katliamı seyretmekle yetindi.
Dönemin
Başbakanı Tansu Çiller “Çok şükür, otel dışındaki halkımız bir zarar
görmemiştir” derken, ne kadarda insanlıktan uzak bir insan olduğunu da dünya
kamuoyuna ve Türk milletine de kanıtlamış olduğunun ispatıydı...
Dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel “Olay münferittir diyerek yönettiği bu
cumhuriyete ve Türk milletine de ihanet etmeye devam edeceğini de sinyallerini
veriyordu.
Karşılıklı
gruplar arasında çatışma yoktur” sözleriyle Katliamı önemsizleştirmeye Devlet
denetiminde yapılan bu katliamı görünmez kılmaya çalıştı" işte devleti
yöneten çağdışı zihniyet buydu " bu zihniyet bu cumhuriyete 70 yıldır aynı
düşünce ve aynı eylem içinde"...
Dava sürecinin akıbeti ise, en az Katliam günü yaşananlar kadar vahim ve üzücü. Türkiye’nin en büyük siyasi katliamlarından biri olan Sivas Katliamının davası, zaman aşımına uğradı denilerek "dünün başbakanı bugünün ise cumhurbaşkanı olan Erdoğan’ın Sivas davasıyla ilgili söylediği ağır sözleri de unutmadık.
Sivas Madımak katliamını organize eden asli sorumlular yargı önüne çıkarılmadığı gibi, Katliamın ardındaki karanlık ilişki perdesi aralanamadı. Çok boyutlu ve çok katmanlı bu katliam sonrası açılan dava 20 yıl sürdü, yargılanan 2 kişi dava süreci içinde ölürken diğer 5 kişi ise zaman aşımından serbest bırakıldı ve böylece dava kapatıldı.
Zaman aşımı, vicdanları sızlatmaya, yakınlarını yitirenlerin acısını büyütmeye devam ediyor. Sivas Katliamı bugün hâlâ toplumun vicdanında kanayan bir yara olarak duruyor! Geçmişi unutturmaya çalışarak değil, onunla yüzleşerek toplumsal barışı sağlayabiliriz. Bir katliamın faillerinin aklanmasının toplum için “hayırlı” olacak hiçbir yanı yoktur, olamaz.
Sivas
Katliamı, siyasal şiddetin ve toplumu kutuplaştırmanın vardığı en uç
noktalardan, insanlık suçlarından birisidir. Madımak Oteli’nde diri diri ateşe
verilen aydınlar ve ozanlar için o gün sarf edilen hedef gösterici ve
kutuplaştırıcı dil, bugün daha “olağan” gözüken seçim süreçlerinde bile ortaya
çıkmaktadır.
Ne yazık ki,
iktidar mensupları geçmişten ders almadığı gibi, yurttaşları etnik aidiyetine,
mezhebine, siyasi ve cinsel kimliğine göre yaftalamaya, itibarsızlaştırmaya
devam etmektedir. Kutuplaştırıcı ve ayrımcı söylemler toplumsal barışı
zedelemekte, bir arada yaşama duygusunu örselemektedir. İçeride ve dışarıda
çatışmaları derinleştiren, savaşları körükleyen politikalardan vazgeçmelidir.
Düşünen ve
sorgulayan çağdaş ve modern yaşamı savunan aydın ve yurtsever yurttaşlar olarak
bizler topyekûn olarak "din irk mezhep" ayrımı yapmaksızın Türk
milleti olarak Sivas Katliamını unutmadığımız gibi, yarın yeni Sivas’larına
Maraş’larına Çorum’larına 10 Ekim’lerine olmaması için insan haklarının egemen
kılındığı, toplumsal barışın ve eşitliğin hüküm sürdüğü bir ülkede yaşamak
isteğimizi bir kez daha dile getiriyoruz.
Toplumumuzun
ve insanlığın ihtiyaç duyduğu şey, Sivas Katliamının gerçek suçlularının
cezalandırılmaları ve gerici ırkçılığın, insanlık düşmanı anlayışların tarih karşısında
mahkûm edilmesidir.
Sivas
Katliamı nezdinde yaşadığımız tüm katliamları bir kez daha Atatürk’ün kurduğu
bu cumhuriyetin temellerinin Sivas'ta itildiğini asla unutmayan" Ulu Önder
Mustafa Kemal Atatürk’ün ilk aydınlanma meşalesini Sivas'ta yaktığını unutmayan
biz Atatürkçü yurt sever Kemalist devrimciler olarak unutmayacağız.
Temmuz ayında doğmuş olan ve Madımak Oteli’nde 2 Temmuz’da katledilen ve şair
olan Behçet'in şiiri ile Madımak katliamında canlarını veren tüm
yitirdiklerimizi aydınların anısına saygıyla. Ali Berham ŞAHBUDAK.
Hoş çakalın bu ülkenin barışsever aydınları… “Hoşça kal ayak izim serseri
sokaklarda hoşça kal kendine bir başka gökyüzü büyüten kardeşim gece feneri
hoşça kal çaldığım ıslık söylediğim türkü doludizgin karlarda hoşça kal”... TÜRK
KAMUOYUNA. SAYGILARIMLA.
1999 Yılı
CHP Genel Başkan Aday Adayı Ali Berham ŞAHBUDAK .01.07.2023..




Hiç yorum yok:
Yorum Gönder