"Bu efsanesinin #yaratıcısı ve inandığı #siyasi davanın #ideolojik bilincinde olan inandığı siyasi davaya ve #ideolojisine siyasi yaşamın da asla ihanet etmemiş T.C. #Devletinin yetiştirdiği ender devlet adamlarından biri olan T.C. #Devletinin 1974 yılında ki #Başbakanı Mustafa Bülent #Ecevit".
Sayın Genel #Başkanım
bu vesileyle size bir kez daha #Allah’tan size rahmet dilem siz ebedi kabrinizde
rahat olun bu vatan toprakların da adınız #KARAOĞLAN olarak
dağa taşa yazıldı bunu kimse bu milletin yüreğinden silemez.!!
“100 yıllık #Cumhuriyet tarihimizde yıllardır #Osmanlıcılık oynayanlar #çakma Osmanlılar"? Siz Kuzey #Kıbrıs tarihini bilir misiniz? Önce siz çakma Osmanlıcılık oyamayan cahillere biraz tarih dersi verdikten sonra #Kuzey Kıbrıs’ın #Fatihi kimmiş ondan bahsedeceğim.!!
Kuzey #Kıbrıs’ın Fatihi 1974 #Kıbrıs
çıkarmasında ki T.C. #Devletinin Başbakan olan Mustafa Bülent #Ecevit
Başbakan olarak DÜNYAYA #Kıbrıs’la ilgili ilk mesajı 20 #Temmuz
1974 sabahı saat 06.10'da şu açıklamayı yaptı:
"#Türk Silahlı Kuvvetlerinin #Kıbrıs'a indirme ve çıkarma hareketi başlamış bulunuyor. #Allah; milletimize, bütün Kıbrıslılara ve insanlığa hayırlı etsin. Bu şekilde insanlığa ve barışa büyük bir hizmette bulunmuş olacağımıza inanıyoruz. #Kıbrıs, gerek coğrafi konumu gerek tarihsel bağı gerekse üzerinde yaşayan #Türk toplumu nedeniyle, dış politikamızda önemli bir yer tutmuştur. #Kıbrıs, tarih boyunca “kaderi #dışarıdan belirlenmiş” bir kara parçası olmuştur.
Kıbrıs’ın kaderi tarihin hemen her devrinde, uzaklarda
oturan hükümdarlara vergi ödemek, yabancı ordulara asker, yabancı donanmalara
ise kereste sağlamak olmuştur. Halkına danışılmaya gerek dahi duyulmadan
satılan, satın alınan, egemenliği devredilen, her dönemde Akdeniz’deki başat
güçlerin rüzgârında savrulan bu ülke, tarihindeki en uzun istikrar dönemini
şüphesiz 1571-1878 yılları arasında, Osmanlı egemenliği altında
yaşamıştır.
Özellikle Kıbrıs, Yavuz Sultan Selim’in 1517’de
Mısır’ı alarak Doğu Akdeniz’i ele geçirmesiyle İstanbul-Mısır yolunun
güvenliğini tehdit eden bir konuma gelmiştir. Adanın, devletin yumuşak karnının
en kritik noktasında âdeta bir çıbanbaşı olarak, devrin en güçlü deniz devleti
olan Venedik’in elinde bulunmasını kendileri için sakıncalı bulan Osmanlılar,
1570 yılının sonbaharında, fetih hareketini başlatmışlardır.
1571 Ağustosunda Magosa’nın fethiyle, Kıbrıs adasının
bütünüyle Osmanlı Devleti’nin egemenliği altına konulması gerçekleşmiştir.
Ancak Osmanlı İmparatorluğu’nun zayıflamaya başlaması üzerine, Kıbrıs’ta barış
ve istikrar üzerine kurulu düzen sarsılmaya başlamış, özellikle Mora’da Yunan
İsyanının başlaması (1821), adadaki huzurun bozulmasına zemin hazırlamıştır.
Mora isyanıyla eş zamanlı olarak ve yine oradaki gibi
Rum Kilisesi’nin liderliğinde başlayan ayaklanma, Kıbrıs’taki Osmanlı
yönetimini sarsan en önemli isyan olmuştur ve o güne kadar ”dokunulmazlığı”
olan Kilise önde gelenlerinin cezalandırılmasıyla bastırılabilmiştir. Bununla
beraber, II. Mahmut devrinde
(1808-1839) yapılan ıslahatlar ve bu arada bazı vergilerin kaldırılması,
Kıbrıs’ta da olumlu yönde gelişmelere yol açmıştır. 1839’da yerel meclisler
kurulmuş, ada halkının bir dereceye kadar yönetime katılmaları sağlanmıştır.
Bu gelişmelerin
bir neticesi olarak, Kıbrıs’ta sınırlı da olsa tekrar bir refah devri
başlamıştır.
Diğer taraftan Kırım
Savaşından (1853-1856) sonra, İngiltere’nin, güçsüzlüğü artık giderek daha
çok belli olan ve hızla toprak kaybetmeyi sürdüren Osmanlı Devletine karşı geleneksel siyasetini değiştirmesi kaçınılmaz
olmuştur. Nitekim İngiltere 1869 yılında Süveyş Kanalının açılmasıyla birlikte
Ortadoğu’daki çıkarlarının devamlılığı için askeri bir üs olarak Kıbrıs’a göz
dikmiştir.
Nitekim İngiliz Hariciye Nazırı Salisbury, Osmanlı yöneticilerine, 30 Mayıs 1878 tarihli telgrafında Doğu Anadolu’da “reform” yapmayı ve Kıbrıs’ı İngiliz egemenliğine bırakmayı Osmanlı Devleti kabul etmediği takdirde, İngiltere’nin Ayastefanos Antlaşması’nın (1878) değiştirilmesi için Rusya’ya karşı mücadele etmeyeceğini, Osmanlı Devleti’ni Rusya karşısında yalnız bırakacağını açıkça bildirmiştir.
Böylece İngiltere’nin, Berlin Kongresinin toplanmasını
engelleyeceğini ve bunun ise Osmanlı Devleti’nin parçalanması demek olacağını
bildirmesi ve yaptığı diğer baskılar sonucunda, İstanbul Hükümeti, Kıbrıs’ın
İngiltere’ye devri konusunda anlaşmayı kabul etmek zorunda kalmıştır. 4 Haziran
1878 günü, “Kıbrıs Antlaşması”,
Osmanlı devletini temsil eden Dışişleri Bakanı Saffet Paşa ile İngiltere’yi
temsil eden Büyükelçi Layard arasında imzalanmıştır. Bu antlaşmayla İngiltere
bir taraftan Kıbrıs’a fiilen yerleşmiş, diğer taraftan Doğu Anadolu’da bir nevi
koruyuculuk hakkına sahip olmuş, ayrıca Osmanlı topraklarını paylaşmak anlamına
gelen “Şark Sorununa” da yeni bir hüviyet daha getirmiştir. Çünkü
bu tarihten itibaren “geçici işgal” altına terk edilen topraklardan hiç birisi
bir daha Türk egemenliğine dönmemiştir?
Mustafa
Bülent Ecevit kimdir kısa ve öz : ( 28 Mayıs 1925, İstanbul – 5 Kasım 2006, Ankara),
Türk siyasetçi, gazeteci, şair, yazar. Eski Türkiye başbakanı, çalışma ve
sosyal güvenlik bakanı, devlet bakanı ve başbakan yardımcısı olarak görevlerde
bulundu.
1974–2002 yılları arasında dört kez Türkiye başbakanlığı görevini üstlenmiştir. 1972–1980 yılları arasında Cumhuriyet Halk Partisi genel başkanlığında, 1987–2004 yılları arasında ise Demokratik Sol Parti genel başkanlığında bulunmuştur. 1961–1965 yılları arasında İsmet İnönü tarafından kurulan hükümetlerde çalışma bakanı olarak yer almıştır. Türk siyasal yaşamının en önemli isimlerinden biri olmuştur.
Bülent
Ecevit, çalışma hayatına 1944'te Basın Yayın Genel Müdürlüğünde çevirmenlik
yaparak başladı. 1946-1950 yılları arasında Londra Elçiliğinin Basın
Ataşeliğinde kâtip olarak çalıştı. 1950 yılında Cumhuriyet Halk Partisinin
yayın organı olan Ulus gazetesinde çalışmaya başladı.
1951-52'de yedek subay olarak
askerliğini yaptıktan sonra yeniden gazeteye döndü.
Ulus gazetesi Demokrat Parti tarafından kapatılınca Yeni Ulus ve Halkçı gazetelerinde yazar ve yazı işleri müdürü olarak
görev yaptı.
“1955 yılında Amerika Birleşik Devletleri'nin Kuzey Karolina eyaletinin
Winston-Salem kentinde, The Journal and Sentinel'de konuk gazeteci olarak
çalıştı”.
Türk Silahlı Kuvvetlerinin 12 Mart 1971 Muhtırasından sonra CHP'nin tutumu konusunda parti içinde önemli görüş ayrılıkları belirdi. İsmet İnönü, müdahaleye açıkça karşı çıkılmasını onaylamıyordu. Bülent Ecevit ise 12 Mart Muhtırasının CHP içindeki Ortanın Solu hareketine karşı verildiğini söyleyerek partisinin askerî yönetimce oluşturulan hükümete katkıda bulunmasına karşı çıktı ve genel sekreterlikten istifa etti (21 Mart 1971).
Ecevit'le yoğun bir mücadeleye giren İnönü, 4 Mayıs 1972'de toplanan 5. Olağanüstü Kurultay'da, "Ya ben ya Bülent!" sözleriyle siyasetinin partisince onaylanmaması durumunda istifa edeceğini açıkladı.
Kurultay'da parti meclisi için yapılan güven oylamasında Ecevit yanlılarının 507'ye karşılık 709 oy ile güvenoyu alması üzerine 8 Mayıs 1972'de istifa eden İsmet İnönü'nün yerine 14 Mayıs 1972 tarihinde genel başkanlığa seçildi.
İsmet İnönü böylece Türk siyasal yaşamında parti içi mücadele sonucunda değişen ilk genel başkan oldu. Kurultayın ardından Kemal Satır ve grubu partiden ayrılarak önce Cumhuriyetçi Partiyi kurdu, kısa süre sonra da Millî Güven Partisiyle birleşerek Cumhuriyetçi Güven Partisine (CGP) katıldı. Bülent Ecevit, 20 Temmuz 1974 tarihinde ilk Harekâtı’nı, 14 Ağustos 1974 tarihinde ise “Ayşe tatile çıksın.” parolasıyla ikinci harekâtı başlatmıştır. 1999 yılında PKK lideri Abdullah Öcalan’ın Kenya'da yakalanarak Türkiye’ye getirilmesini sağlamıştır.
Anne tarafından dedesi olan Medine Harem Şeyhi Hacı Emin Paşa'dan kendisine kalan Medine'deki yüklü mirası 2005 yılında Türk hacılarının yararlanması koşuluyla devlete, Diyanet İşleri Başkanlığına bağışlamıştır.
Bu nedenle Ecevit aynı zamanda çok büyük bir hayırseverdir. Ecevit, kamuoyunda mütevazı kişiliğiyle de tanınmıştır. Mavi gömleği ve kasketi ile marka hâline gelen liderlerden biri olmuş Ecevit Mavisi olarak renk litaratüre girmiştir. Ecevit; Bitlis sigarası, Meclis sigarası içer ve eniştesi İsmail Hakkı Okday'ın hediyesi olan Erika marka daktilosuyla yazardı.
Kartal Bülent Ecevit Kültür Merkezi 2005 yılında hizmete girdi. Zonguldak Karaelmas Üniversitesinin ismi 2012 yılında “Bülent Ecevit Üniversitesi” olarak değiştirildi. Mayıs 2016'da Odun pazarı, Eskişehir'de açılan Tayfun Talipoğlu Daktilo Müzesi'nde kendisinin bal mumundan yapılan bir heykeli sergilenmeye başlandı.
Bülent Ecevit 1997 de Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı, "Siyaset Dalında Ulusal Uzlaşma Ödülü" almıştır. Şiir kitapları: Şiirler (1976), Işığı Taştan Oydum (1978), El Ele Büyüttük Sevgiyi, Tekin Yayınevi (1997),Bir Şeyler Olacak Yarın (Tüm şiirleri), Doğan Kitapçılık (2005)
Yazdığı Kitapları: Ortanın Solu
(1966), Bu Düzen Değişmelidir (1968), Atatürk ve Devrimcilik (1970),
Kurultaylar ve Sonrası (1972), Demokratik Sol ve Hükümet Bunalımı (1974),
Demokratik Solda Temel Kavramlar ve Sorunlar (1975), Dış Politika (1975),
Dünya-Türkiye-Milliyetçilik (1975), Toplum-Siyaset-Yönetim (1975), İşçi-Köylü
Elele (1976)Türkiye / 1965-1975 (1976)Umut Yılı: 1977 (1977) Ali Berham
ŞAHBUDAK…






Hiç yorum yok:
Yorum Gönder