#ALEVİLERİ HEDEF ALMANIN HAİN YOLU... #MEZHEPÇİLİKTİR. !
" Bu #cumhuriyetiin aydın cumhuriyetçi yurtsever Atatürkçü onurlu yurttaşları olan #ALEVİLERI hedef alan Alevi düşmanları vatan hainler" sizleri bizler Atatürkçü #Kemalist yurtsever devrimciler olarak bu #cumhuriyette ve #Anadolu topraklarında çok iyi tanıyoruz"? AKP'li Numan Kurtulmuş: "Anadolu topraklarını baştan aşağı zulümle inleten Şah İsmail'e karşı, Yavuz Sultan Selim ile İdris-i Bitlis'inin yapmış olduğu ittifak, Anadolu'daki Müslüman toplulukların birlikte var olmasına neden olmuştur."
ANAYASAL SUÇ İŞLİYORLAR, BU FESAT YUVASININ DERHAL KAPATILMASI GEREKİYOR!... YAVUZ SULTAN VE KÜRT İDRİSİ BİTLİSİ TÜRK KATİLİDİR.. YAVUZ SULTANI NEDEN SEVMİYORUZ DİYE SORAN TÜRKÇÜ ÜLKÜCÜ KARDEŞLER OKUSUN.. OSMANLI ŞİMDİKİ HÜKÜMET GİBİ KÜRTLERLE BİRLİK OLUP TÜRKLERİ KATLETMİŞTİR. OKUYUP PİER LOTİ TEPESİNİN İSMİNİ DEĞİŞTİRMELERİNDEKİ AMACI ANLAYIN. UYUMA TÜRK EVLADI KALK SİLKELEN DÜŞMANINI TANI OKU BİRAZ.
BIRAZ TARİHİ #GERİYE SARALIM!
#TÜRKMEN Katili; İDRİS-İ BİTLİSİ ve YAVUZ SULTAN SELİM işbirliği…?
Nedir biraz irdeleyelim. Bugün Güneydoğu ve Doğu Anadolu'da Sünni Kürt nüfusun varlığının sebebi olan Türk düşmanı iblistir, İdris-i Bitlis'inin işbirlikçileri kimmiş " tarihin karanlığına gizlenmiş tarihe biraz göz atalım". İDRİS-İ BİTLİSİ VE / YAVUZ SULTSN SELİM İŞBİRLİĞİ VE TÜRK KATLİAMI.? Bölgede hüküm süren Akkoyunlu ve Safililerin Türk dilinin yöreye hakim olmasından rahatsızlık duyan Kürt mollası İdris-İ Bitlisi; Osmanlılar ile işbirliği yaparak Türkmenler ’den intikam alır.
Yavuz Selim’e kadar Doğu Anadolu’da Türkmen hakimiyeti vardır. Yavuz ise, Şafi mezhebinden Nakşibendi tarikatından Kürt mollası şeyh İdris-i Bitlis'inin önerisi ve planlamasıyla doğu ve güney Anadolu’da Türkmenler katledilmişler, kurtulanlar ise Azerbaycan’a kaçmışlardır. Türkmenlerin hakim oldukları idari beylikler ve toprakları, Yavuz’un imzaladığı boş fermanları, İdris-i Bitlisi doldurarak kürt aşiret reisine ve ağalarına vermiştir. böylelikle bugünkü doğudaki feodalizmin temelleri atılmıştır.
İdrîs-i Bitlisi “selim şah-name” adlı eserinde; başta Diyarbakır olmak üzere kürtistan memleketinde “Kürt beyleri ve Kürt taifesinin mülk, millet, mezhep ve irsi bağlarının” nasıl güçlendirdiğini anlatırken, şehir ve yöre adlarını tek tek vererek kızıllaş Türkmenleri de nasıl katlettiklerini “Allah’ın ve Padişah'ın yanında olan bir molla olarak” zevkle ve kana susamış bir vampir edasıyla anlatmaktadır.
" Bu #cumhuriyetiin aydın cumhuriyetçi yurtsever Atatürkçü onurlu yurttaşları olan #ALEVİLERI hedef alan Alevi düşmanları vatan hainler" sizleri bizler Atatürkçü #Kemalist yurtsever devrimciler olarak bu #cumhuriyette ve #Anadolu topraklarında çok iyi tanıyoruz"? AKP'li Numan Kurtulmuş: "Anadolu topraklarını baştan aşağı zulümle inleten Şah İsmail'e karşı, Yavuz Sultan Selim ile İdris-i Bitlis'inin yapmış olduğu ittifak, Anadolu'daki Müslüman toplulukların birlikte var olmasına neden olmuştur."
ANAYASAL SUÇ İŞLİYORLAR, BU FESAT YUVASININ DERHAL KAPATILMASI GEREKİYOR!... YAVUZ SULTAN VE KÜRT İDRİSİ BİTLİSİ TÜRK KATİLİDİR.. YAVUZ SULTANI NEDEN SEVMİYORUZ DİYE SORAN TÜRKÇÜ ÜLKÜCÜ KARDEŞLER OKUSUN.. OSMANLI ŞİMDİKİ HÜKÜMET GİBİ KÜRTLERLE BİRLİK OLUP TÜRKLERİ KATLETMİŞTİR. OKUYUP PİER LOTİ TEPESİNİN İSMİNİ DEĞİŞTİRMELERİNDEKİ AMACI ANLAYIN. UYUMA TÜRK EVLADI KALK SİLKELEN DÜŞMANINI TANI OKU BİRAZ.
BIRAZ TARİHİ #GERİYE SARALIM!
#TÜRKMEN Katili; İDRİS-İ BİTLİSİ ve YAVUZ SULTAN SELİM işbirliği…?
Nedir biraz irdeleyelim. Bugün Güneydoğu ve Doğu Anadolu'da Sünni Kürt nüfusun varlığının sebebi olan Türk düşmanı iblistir, İdris-i Bitlis'inin işbirlikçileri kimmiş " tarihin karanlığına gizlenmiş tarihe biraz göz atalım". İDRİS-İ BİTLİSİ VE / YAVUZ SULTSN SELİM İŞBİRLİĞİ VE TÜRK KATLİAMI.? Bölgede hüküm süren Akkoyunlu ve Safililerin Türk dilinin yöreye hakim olmasından rahatsızlık duyan Kürt mollası İdris-İ Bitlisi; Osmanlılar ile işbirliği yaparak Türkmenler ’den intikam alır.
Yavuz Selim’e kadar Doğu Anadolu’da Türkmen hakimiyeti vardır. Yavuz ise, Şafi mezhebinden Nakşibendi tarikatından Kürt mollası şeyh İdris-i Bitlis'inin önerisi ve planlamasıyla doğu ve güney Anadolu’da Türkmenler katledilmişler, kurtulanlar ise Azerbaycan’a kaçmışlardır. Türkmenlerin hakim oldukları idari beylikler ve toprakları, Yavuz’un imzaladığı boş fermanları, İdris-i Bitlisi doldurarak kürt aşiret reisine ve ağalarına vermiştir. böylelikle bugünkü doğudaki feodalizmin temelleri atılmıştır.
İdrîs-i Bitlisi “selim şah-name” adlı eserinde; başta Diyarbakır olmak üzere kürtistan memleketinde “Kürt beyleri ve Kürt taifesinin mülk, millet, mezhep ve irsi bağlarının” nasıl güçlendirdiğini anlatırken, şehir ve yöre adlarını tek tek vererek kızıllaş Türkmenleri de nasıl katlettiklerini “Allah’ın ve Padişah'ın yanında olan bir molla olarak” zevkle ve kana susamış bir vampir edasıyla anlatmaktadır.
Kürtler “dirlik ve birliklerini” İdrîs-i Bitlis'iyle borçluyken, Türkler ise, Yavuz Selim ile İdrîs-i Bitlis'inin yaptıklarını lanetle anmaya devam edeceklerdir. Büyük bir Türk katili olan İdrîs-i Bitlis'inin bütün eserlerini Türkmen tarihi açısından “Türklük bilincine sahip bir tarihçimiz” tarafından incelenip gerçek anlamda “Anadolu Türk tarihinin bir kesitini ayakları üstüne oturtulması gereklidir.
Yunan mezalimini ağızlarında sakız eden bazı “Türk milliyetçi yazarları” Yavuz ve İdris-i Bitlis'inin Türk katliamlarını görmezlikten gelmektedirler. Yavuz döneminde Osmanlı yönetiminde görev alan İdris-i Bitlisi ve bıyıklı Mehmet paşa ile Kürt aşiret ağalarının durumları için; bugün Kürt gruplarından komkar belgeli olarak şöyle demektedir ki çok ilginçtir: “1535′ler de böyle bir icazet vererek, beylik topraklarının bölünmesini kolaylaştırmıştır. Kanuni Sultan Süleyman fermannamesinde aynen şöyle diyor: -bey öldüğünde, eyaleti kaldırmayıp bütün hududu ile mülkname’yi humayun uyarınca oğlu bir ise, o’na kalacak, eğer müteadit ise, istekleri üzerine kale ve yerleri, aralarında paylaşacaklardır. uzlaşmazlarsa, kürdistan beyleri nasıl münasip görürlerse öyle yapacaklar ve mülkiyet yoluyla bunlara ebediyete kadar ila ebeddevran mutaarrıf olacaklardır. eğer bey, varissiz, akrabasız ölmüş ise, o zaman eyaleti, hariçten ve yabancılardan hiç kimseye verilmiyecek, kürdistan beyleri ile görüşülüp ve ittifak edilip, onlar bölgenin beylerinden veya beyzadelerinden her kimi uygun görürlerse, ona tevcih edilecektir.
(hükmi şerif, Topkapı sarayı müzesi arşivi, e. 11960 sayı-İstanbul) Kürt Osmanlı Antlaşması'nın mimarı Mevlana İdris’tir. Bu anlaşmayı kabul eden ve gerekli bulan Yavuz Sultan Selim dir. Sultan Selim, Mevlana İdris’e; “-Git kürdistan beylerini ve emirlerini topla, kendi aralarında bir beylerbeyi seçsinler” demişti. Mevlana İdris ise, Kürt beylerini çok iyi tanıdığı için kestirmeden bir beylerbeyi Sultan'dan istemiş ve Bıyıklı Mehmet Paşa’yı tavsiye ederek bu işi noktalamış idi.
Diyarbakırlı bir Kürt olan Bıyıklı Mehmet Paşa da çok erken gitti ve bundan sonra kürdistan eyaleti başkentine Makedonlu komutanlar gelmeye başladı. Kanuni sultan Süleyman, bilerek veya bilmeyerek 1533-34′lerde, Bitlis’i Şeref Han’dan alıp, bir fermanla ulame tekelu‘ya veriyor. Direnen Bitlis Beyi’nin üstüne, Diyarbakır Beylerbeyi ve kuvvetleri ile bütün kürdi tan beylerinin kuvvetlerini de katıyor ve ulame’yi başkomutan olarak atıyor.
Aynı sultan, 1535′ler de Bağdat seferini yaptıktan sonra Kürtleri tanımaya başlıyor veya bunlarsız bir şey yapamayacağını anlayarak, babasının Amasya’da imzaladığı anlaşmaya yukarda verdiğim arşiv numaralı hükm-i şerif-i yayınlıyor. Neticeye baktığımızda, Kürdistan hükümdarları, çoğunlukla topraklarını bölmemiş ve statülerini 1850′lere kadar getirmişlerdir.”
Aynı gurubun siyasi örgütünün başı Alevi kökenli Kemal Burkay ve Munzur Çem gibileri; bu iki Osmanlı Kürtünün, Alevileri katletmesini görmezlikten gelerek, Alevi tarihini yok sayarak “öteki tarih” dedikleri uydurma bir “Kürt Tarihi” yaratmaya çalışıyorlar. Tunceli Ovacık’ta “üçlü kürt ittifakı” olan: Bıyıklı Mehmet Paşa, İdris Bitlisi ve Palu Beyi Cemşid’in; on binlerce kızılbaşı kesmesine; aynı bölgenin adamları Kürtlük ideolojileri adına ses çıkarmamaktadırlar.
Yavuz Selim’in önce Erzincan valiliğine atadığı, sonradan da bütün doğu ve güney doğuya bakmak kaydı ile Diyarbakır eyaletine getirdiği Diyarbakırlı Kürt Bıyıklı Mehmet Paşa ve danışmanı Bitlisli Molla İdris, bütün bölgeyi Türker'den temizlerler ve yüz bin Kızılbaş Türk’ü katlederler.
Bölgeden kaçamayan Türkler de kendilerini Kürt olduklarını söyleyerek kalırlar,(bu gün güneydoğuda varlığını sürdüren Karakeçili Aşireti Kayı boyunu oluşturan 5 aşiretten biri olmasına rağmen Kürtleşmiş ve kendini Kürt olarak tanımlar olmuştur.) baskılar sonucu da gerçekten Kürtleşirler.
Doğu sınırlarını Türklere kapatan Yavuz; korumalığını da Kürt aşiretlerine bırakır. 1517’de Yavuz Selim’in Mısır’ı alması ve 74’ncü islim halifesi olması ile Sünnilik resmi ideoloji haline gelir ve İslami devlet kimliği oluşur.
Bu tarihten sonra Araplar, Osmanlı Devleti’nin yaşamı boyunca diğer halklardan üstün ve gözde konumlarına devam ederler. Türk ulusal kimliği, bozkırdaki Türkmenlerde yaşar ve ozanları Türkçeyi geliştirir. Osmanlı sarayı ise giderek soysuzlaşır ve yapay “Osmanlıca” denen yazı dili hakim olur. Bu nedenle Prof.dr. Faruk Sümer, Safariler için, “Osmanlılardan daha fazla Türk'tür” demektedir.
Kanuni Sultan Süleyman dönemi Osmanlı İmparatorluğu’nun zirvede olduğu bir zamandır. Ama Türkler açısından bir şey değişmez. Yine bu dönemde zulüm, şiddet ve katliamlar devam eder. Kürt kökenli ebussuud Efendi'nin şeyhülislâm olmasıyla ve 30 yılda verdiği fetvalarla “Osmanlı toplum yaşamını” belirler ve Kızılbaş Türkmen katliamı, “Sünni şeriatına göre meşruluk kazandırır.
Yedi kızıllaş öldürene “cennetin anahtarı” verilir. Bugün Sünni din adamları tarafından huşu ile anılarak “evliya mertebesi ”ne çıkarılan Ebussuud Efendi, Türk katliamcısı, yobaz, lanet okunacak bir zalim ve cellattan bir kişiden başka bir şey değildir. Hırvat kökenli ve Nakşibendi tarikatından kuyucu murat paşa sadrazam olduktan hemen sonra Anadolu’da geniş çaplı Alevi katliamı harekatı başlatır.
155 bin Alevi Türkmen'i diri diri kazdırdığı kuyulara gömdürür. Aman dileyen insanlara Kuyucu Murat Paşa’nın yanıtı; “vurun şu pis Türkün başını” olmuştur. Cellatların bile öldürmeye kıyamadığı çocuğu atından inerek öldüren Kuyucu Murat Paşa üç yıl terör estirir.
Köprülü Mehmet paşa (1656-1661) Celali ayaklanmaları bastırmak ve eşkıya tedibi adı altında, Anadolu Türkmenlerini kırımdan geçirmiş sağ kalanlara da zulüm yapmıştır. Osmanlı vak’a-nüvisleri naima ve hoca sadettin efendi gibileri; kitaplarında katliamları ballandıra ballandıra anlatmaktalar ve Türkler için; “nadan” yani “kaba Türk, idraksiz Türk, hilekâr Türk” (bkz: etrak-ı b-idrak) ifadesini kullanmaktadır.
Başka kitaplarda ise; “Türk iti şehre gelince farisice ürür” yazmaktadır.
Osmanlının ünlü şairi Nef’i ise “Tanrı Türk'e irfan çeşmesini yasaklamıştır“ demektedir. Divan-ı hümayun yazarlarından hafız Ahmet Çelebi 1499 yılında yazdığı şiirinde Türk’e ve Türklüğe şu şekilde saldırmaktan geri kalmamıştır; Sakın Türk’ü insan sanma . Bir an bile olsa Türk’le birlikte olma Türk eline şeker alsa o şeker zehir olur. Türk’ün başını kesenken sakın gam yeme Baban da olsa Türk’ü öldür.
Geçtiğimiz yıllarda Melis'e önerge verip İstanbul’un en mutena yerlerinden biri olan Piyer Loti tepesinin adının İdris-i Bitlisi tepesi olarak değiştirilmesini öne süren AKP'nin Bitlisli Kürt milletvekili Vahit Kiler’de sanırım İdris-i Bitlis'inin böyle bir azılı Türk düşmanı olmasından gurur duyuyordur. İşte Türk evladı uyursa, Kürt gelir, İstanbul’un en nadide yerine bir Türk düşmanının ismini koymayı düşünür ve hatta teklif eder. 20.05.2025..
TARİHİ BİLEREK VE İSTEYEREK HALKI ALDATMAK TAM BİR AHMAKLIKTIR.? Uyuma Artık #Türk evladı… Düşmanını bil… #Düşmanın kardeşi olamaz....? Ali Berham ŞAHBUDAK
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder