22 Haziran 2015 Pazartesi

MHP PUSULASINI ŞAŞIRTMIŞ???

MHP PUSULASINI ŞAŞIRTMIŞ???

MHP AcilenAtatürk’ün Nutkunu Tekrar Gözden Geçirmelidir”…
Atatürk Ve Kemalist Devrimlerin, Aydınlanma ve Modern Çağa Dönüş Eylemi olduğunu anlamak için mutlak Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün Nutkunu tekrar tekrar okumalıdır!...

Atatürk devrimlerinin temel amacı, çağdaş bir yaşam biçimi kazandırmaktır oysa bu çağdaş yaşam biçimini 13 yıl da ortadan kaldıran AKP ile nasıl hesaplaşacaktır… MHP 07.06.2015 Sonrası anlamı ve mantığı olmayan anlamsız gerekçelerle polemik yaratarak AKP iktidarıyla hesaplaşacağını söylemesi hiç de inandırıcı değildir. Çünkü 2007’deki Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde MHP ve AKP Adayı olan ve bugün AKP den hiç de iyi ayrılmayan dönemin Çankaya Noteri Sayın Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanı şecile bilmesi için koşar adımlarla TBMM’ye koşan o günün MHP’siyle; bugün aynı sözde ilkelerden bahseden MHP, 367’yi nasıl deldiğini ve Erzurum Cumhuriyet meydanında göstermelik attığınız urganları unutmadık.

Siz ilkeler üzerine değil değirmenlerinize su taşımak üzere siyaset yapmaktasınız. Kaldı ki dün ve bugün sizler tarafından Türk Milletinin gözlerinin içine bakarak kimi AKP’li yöneticiler ve terörist başı Öcalan için bugün meydanlarda çürümeye yüz tutmuş attığınız o  urganlar  var ya dikkat edin de  sizin ayaklarınıza dolaşmasın ; siz bugün hala neyin peşindesiniz…?

Bugün kalkmış hala kırmızıçizgiler deyip AKP’yi bir tarafa bırakarak, “HDP bir PKK uzantısıdır” diyerek halkı aldatıyorsunuz. Peki, PKK açıkça ben Özerklik istiyorum ve ocalanı serbest bırakın diyor ya gizliden gizliye sizin desteklerinizle AKP bugün Ülkeyi satıyor olası bir iç savaşa sürüklüyor yandaşa ülke kaynaklarını peşkeş çekiyor aile boyu servetlerine servet katıyor siz kalkmış yok PKK yok terörist yok kırmızıçizgi ” atı alan üskidarı değil ülkenin dört tarafını geçmiş sen hala ne diyorsun”  bu sizin için daha mı iyi…  

Oysa AKP ve siz MHP yıllardır HDP-AKP-MHP olarak aynı çatı altında ülkemiz aleyhine oluşturulmuş olan tüm yalan yanlış yasaları al takke ver külah hesabı yaparak birlikte çıkardınız.   

 “Kadere bakınız ki bundan tam 8 yıl önce yine MHP’nin sözde kırmızı çizgileri o çizgiler ki ülkemizi bugün ne hale getirdi ülkemiz bir genel seçimden çıkmıştık tıpkı bugün ki gibi Başta CHP olmak üzere hatta AKP dâhil Sayın Sezer sonra yeni seçilecek Cumhurbaşkanı için uzlaşma aranırken MHP yine durmadı hemen ben hazırım diyerek koşar adımlarla TBMM koştu neymiş efendim Can kayayı 367 mahkum edemezmiş peki etmedin de ne oldu ey MHP herhalde bugün çok mutlusundur 2007 sonrası da  çark ettin bugünde çark edeceksin”  Tıpkı dün olduğu gibi!...

Sizin 2007 sonrası TBMM’ye koşar adımlarla giderek 367’i biz çıkaracağız dediniz ve sorgusuz sualsiz Çankaya yeni bir Noter gönderdiniz o noter ki önüne giden her kanunu adeta jet hızıyla kanunlaşması için araştırmaya dahi gerek duyulmaksızın onaylıyordu aslında bugün tüm bunların sorumlusu olan Çankaya AKP ve MHP olarak gönderdiğiniz o noter mi yoksa sizin aslı astarı olmayan o anlamsız kırmızı çizgileriniz mi bugün siz MHP lirler olarak eğer 367‘i delmeseydiniz bugün ülkemiz daha normal olarak yönetiliyor ola bilirdi ülkemizin bugün tüm yaşadığı sancılı ortamı ve kaos ortamını MHP olarak siz hazırladınız çünkü verdiğiniz hiçbir sözünüzün arkasında durmadınız sizde haklısınız çünkü ülke yönetimini AKP ile siz zaten birlikte yönetiyorsunuz sadece başbakan ve bakan değilsiniz o nedenledir ki CHP ile niçin koalisyon olasınız ülkeymiş yolsuzluklarmış terörmüş talanmış hukukmuş yargıymış halkmış vs bunlar zaten sizi hiç mi hiç ilgilendirmiyor o nedenle AKP size daha yakın çünkü o da verdiği sözlerden çark etti sizde ne farkınız var ki… Siz hala hangi ilkelerden bahsediyorsunuz ey MHP…

Kısaca MHP gecen bu zaman dilimi içerisinde sürekli sağ gösterip sol vurdu siz MHP’li üst düzey yöneticiler gerçekten sizler birer yurtsever ve tam bir milliyetçi ola bilseydiniz bugün sizler Türk milletinin sesine kulak tıkamış olmazdınız yıllardır AKP’nin Ülkemiz aleyhine çıkardığı stratejik önemde olan tüm yanlış yasaları birlikte onayladınız. Şimdi bu neyin nesidir ki siz CHP’nin size sunduğu onurlu teklifi anlamsız mesnetsiz gerekçelerinizle yok saymaktasınız Oysa CHP size gelin yok olmakla karşı karşıya bırakılan Laik Cumhuriyeti sizinle birlikte yeniden onurluca inşa edelim demişti...

Anlaşılan odur ki siz MHP olarak ne AKP den ne de terör örgütü PKK’dan hesap soracak niyettesiniz al takke ver külah hesabı yürüyüp gideceksiniz çünkü siz anlamı ve temel dayanağı olmayan ifadelerinizle bugün TBMM’de teröristler var diyerek halkı aldatmaktasınız oysa o terörist dediğiniz insanlarla yıllardır aynı çatı altında güle oynaya aynı havayı teneffüs ettiğinizi nasılda unuttunuz?

Bunu sizlerde gayet iyi biliyorsunuz ki onlar ne terörist nede başka bir şey halkın oylarıyla seçilmiş milletvekilleridir bunun perde arkası ban başka bir şey… Bugün TBMM’de terörist diyerek aşağıladığınız HDP’nin bir çok milletvekilini tanırım tamamı değilse dahi % 30 ‘ u katkısız öz be öz Tür Alevi MİLLETVEKİLİDİRLER tıpkı HDP’nin de TBMM sizin gibi 80 sandalyesi vardır. Siz 45 yıllık MHP’nin de 80 sandalyesi vardır. Onlar niçin size faşistsiniz demiyor da siz onlara terörist diye hitap ediyorsunuz? Hani siz çağdaş hukukun üstünlüğüne ülkenin bölünmez bütünlüğüne halkların eşitliğine inanmış bir siyasi partiydiniz, ne oldu da bu ilkelerinize de birden bire çark ettiniz ey MHP!…

Ey MHP’ dahi kim biliyor musun? Dahi ülkesi için çağdaş yaşamı sağlayacak, hukukun üstünlüğünü savunacak kurumları, ulusun en yüksek uygarlık gereklerine göre ilerlemesini sağlayacak şekilde oluşturulmasının önünü açacak kişilerdir ve bu kişilerin de ülkesinden başka çıkar düşünmeyen siyaset adamlarıdır!. Ey MHP DÜŞÜN “Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün “Hayatta en hakiki mürşit ilimdir” özdeyişi devrimlerin ve Çağdaş yaşamımızın temeli olmuştur bunu sakın aklından çıkarma ve halkı sakın aldatma!.

İşte Önderimizin bu sözleri aydınlanmadır, akıl ve bilimi kullanmadır. Ortaçağ düşünce ve karanlığında yaşamının atılması, çağdaş yaşama geçilmesidir. Türk toplumu Atatürk’ten önce de çağdaş uygarlığa geçme çabası içinde olmuştur. XVII. yy’ dan beri bu çabalar görülmektedir.

MHP Önder Mustafa Kemal ATATÜRK daha neleri başardı haberin var mı “Atatürk’ün bu aydınlanma çabalar, İslam kültürü çevresinden çağdaş batı kültürüne geçme çabalarıdır”. Sıradan bir kültür çevresi değişiminden çok, Ortaçağ’dan Yeniçağ’a geçme çabalarıdır. Tanzimat’la resmileşmiş olan çağdaşlaşma, ortaçağdan kurtulamamıştır. Bunu ortaçağdan ayıracak adımlar ancak Atatürk devrimleriyle gerçekleşmiştir. Devrimlerin temel anlamı da budur. Siz MHP olarak hala ortaçağ karanlığından kurtulamadınız mı?

Oysa ortaçağ kültürü, bir kültür biçimi olarak insanlık tarihinin evrensel bir olgusudur, yadsınamaz. Antik kültür üzerine kurulmuş ve gelişmiş bir kültür biçimidir. Hıristiyanlık ve İslamiyet, uzun yıllar ortaçağ kültürünü sürdüre gelmiştir. Aslında bu iki kültür birbirine çok yakındır. Dinsellik bu iki kültürün baş özelliğidir. Bir okul felsefesi olan skolâstik ortaçağ felsefesidir.

Ortaçağ eğitiminden de söz edecek olursak; Batı ve Osmanlı üniversiteleri skolastik tutumludur, temel Aristo felsefesidir. İslam felsefecileri, Aristo felsefesini yorumlamaya, İslam’a bağdaştırmaya, açıklamaya çalışmışlardır. Fatih S. Mehmet İstanbul’u aldıktan sonra Molla Hüsrev ve Ali Kuşçu’ya Fatih Medreseleri’ni kurdurmuştur. Floransa’da Platon Akademisi kurulmuş, Rönesans kültürüne büyük katkılarda bulunmuştur.

Paris, Oxford vb. üniversiteler çok daha hümanist öğretim ve araştırmaya çoktan başlamıştır. Osmanlı medreseleri çağın gerisinde kalmıştır. Cumhuriyete kadar gelen bu tutum,Öğretim Birliği Yasası ile değiştirilmiştir.Rönesans, yeniden doğuş anlamı taşımaktadır. Ortaçağ felsefesine bir tepkidir, bağımsız bir felsefedir. Felsefe konusu ve amacını kendi belirlemiştir. Rönesans düşünürü, tutkulu bir araştırmacıdır. Büyük buluşlar ve keşifler de araştırma coşkusunun payı büyüktür. Rönesans dinsel yaşantıya da özgürlük getirmiştir. Din kendini belirlemesi demek olan vahiy değil, aklın ürünü olarak tanımlanmış, açıklanmıştır.

Rönesans’ta “doğayı bilmek” konusu, bilginin egemenlik sağladığını açık olarak göstermektedir. Aristo’nun “Yeryüzü ve gökyüzü, yapı ve yasaca birbirinden ayrıdır, evren sonlu ve duruk varlıktır, yer evrenin merkezidir” görüşü ortaçağ görüşüdür. Buna karşılık Rönesans’ta Kopernik, Güneş merkezli evren sistemiyle yeni doğa bilimini başlatmıştır. Kepler ve Galilei de bilimsel olarak işlemişlerdir. Bütün bunlara karşılık, bilim adamlarının işi zor olmuştur. Çeşitli cezalar, aforozlar, adam yakmalar yaşanmıştır. XVIII. yy Rönesans felsefesi aydınlanma felsefesi olarak da tanımlanmaktadır.

Rönesans eğilimleri XVII. yy’ da kendini göstermeye başlar. Descartes, Spinoza, Libniz vb. düşünürler bu kültür felsefesini XVIII. yy’ a taşımışlardır. “ Ey MHP Aydınlanma, Çağdaşlaşma insanın kendi düşmüş olduğu ergin olmayış durumundan, yani kendi aklını bir başkasının kılavuzluğu olmadan kullanamama durumundan kurtulmasıdır.” (İ.Kant)“Aklını kendin kullanma cesaretini göster” sözü aydınlanmanın parolası olmalı… Ergin olmayan insan, tembel ve korkaktır. Onun yerine düşünen, karar veren, uygulayan vardır hep. “Ancak bağımsız düşünebilen insan başarılı olabilir”. Aydınlanma, bir gelişme, ilerleme, olgunlaşma sürecidir. Yeniçağ, tarih konusunda da yeni bir anlayış getirmiştir.

Ortaçağ dünya görüşünün aksine, öbür dünyadan bu dünyaya, bilime, akıla yöneliş vardır. Tarih görüşünde; ortaçağın durağanlığına karşılık, yeniçağ değişimi getirmiştir. “Değişmeyen tek şey değişimdir.” (Herakleitos) Bu değişim din kültüründen dünya kültürüne geçiş anlamı taşır. Tarih; yasasını dıştan değil, kendinden edinen, yaratan bir gerçek olmuştur, tümüyle insanındır. Rönesans döneminde gözler öbür dünyadan bu dünyaya çevrilmiştir. İnsan ümmet toplumundan kendini kurtarıp, kişiliğini bulmuştur.

İnanma ve araştırma özgürlüğü kurulmuştur. Dünya görüşü insanlaşmış, tarihi yaşam da doğal olarak anlamaya vardırılmıştır. Aydınlanma içinde bulunan J. J. Rousseau’nun Fransız devrimine etkisi yadsınamaz. İngiliz devrimi ve Amerikan Hukuk Bildirgesi’nin temelini de aydınlanma oluşturur.

Atatürk’ün, Türk toplumunu kesin olarak yöneltmeyi istediği yeni batı uygarlığının temel niteliği aydınlanma tutumudur. “Akla uygun olmayan, hiçbir nedene dayanmayan birtakım geleneklerin, korunmasında direnen ulusların ilerlemesi çok güçtür. Belki hiç olmaz. İlerlemek yolunda bağları ve koşulları aşamayan uluslar, çağa uygun, akla uygun bir yaşam içinde olamazlar. Genel yaşamda görüşü geniş olan ulusların ellerine düşüp, onlara tutsak olmaktan kurtulamazlar.” (Atatürk’e) Gözlerimizi kapatıp, herkesin ayrı ve dünyadan uzak yaşadığımızı düşünemeyiz”.

Bir sınır içinde kalıp, dünya ile ilgisiz yaşayamayız. İleri ve uygar bir ulus olarak, çağdaş uygarlık alanı içinde yaşayacağız. Bu yaşama da ancak bilgiyle teknik ile olur. Bilgi ve teknik nerede ise oradan alacağız. Ulusun her bir insanının kafasına koyacağız. Bilgi ve teknik için başka bağ, başka koşul yoktur.” (Atatürk)Şimdiye kadar ulusun beynini paslandıran, uyuşturan ve bu istekte bulunanlar olmuştur. Herhalde zihinlerde bulunan boş inançlar, tümüyle atılacaktır.

 Ey MHP  sen  hala hangi ilke ve kavramlar peşindesin senin bir ilken varmı “ Bak ilke ve direniş neymiş kısaca anlatayım 19. Yüzyılda devrimin odağı Batı Avrupa'da toplumsal mücadelenin merkezini oluşturan  işçi ve emekçi sınıfı vardı bu müçadele  sermaye sınıfına karşı amansız yürütülen bir eşit paylaşım mücadelesiydi yani kapitalizme karşı sosyalizm ve cağdaşlaşma hukukuğ üstünlüğü için yapılan  hak mücadelesiydi sen şimdi kalkmış CHP üzerinden ilkeler ve terörüstler diye kendi idolojinle ve secim meydanlarında söylediğin sözlerle celişmektesin”.

 Kapitalizmin emperyalizm aşamasına yükseldiği 20. Yüzyılda devrim artık emperyalizme  karşı verilmiş en geniş kapsamlı  işçi ve emekçi sınıfının  birlikte verdiği mücadelenin bir ürünüidi. Bu anlamlı devrimin odağı ise  Avrupa'dan Asya'ya kaydı.  19. Yüzyıl Avrupası'nda sağ-sol ayrımı olarak kapitalizme karşı devrim mücadelesi olarak belirlenmişti. 20.Yüzyılda ise sağ-sol ayrımı emperyalizm ve yerli işbirlikçileri ile milli siyasal akımlar arasındaki saflaşma olarak belirlendi. Artık Avrupa ve Kuzey Amerika gericiliğin yani sağın, Asya-Afrika-Latin Amerika ise devrimin yani solun merkezi oldu. Lenin, çağı tanımlarken "İlerici Asya, gerici Avrupa" diyordu. Devrimi ve Cağdaşlaşmayı böyle tanımlıyordu…

Bu yüzden vatan, millet, bağımsızlık, özgürlük, emek gibi kavramlar 20. ve 21. Yüzyılın sol değerleridir. “ Sen bunları zaten anlayamazsın “ Ancak bugün Türkiye'de toplum sol-sağ kavramlarından farklı şeyler anlıyor. Onun için sol-sağ ayrımı yerine bağımsızlık, aydınlanma, özgürlük, emek gibi somut kavramları kullanmak amaca daha iyi hizmet eder diyerk tüm değer yargılarını bütünlüğ içerisinde taşıdığına inanıyot…

Türkiye'de vatansız ve kimliksiz sağcılıgı  temsil eden partiler ve örgütler oldular,sol ise halen öz değerleri olan  çağımızdaki  mevzisi olan vatanı ve milleti terk etmeyecek tek görüşteki Devrim yolunda ilerleyen yurtseverler oldular , 19 yüyılın sonunda ve 20 yüzyılın başlarında başlayana  emperyalist kuşatmasını yenerek tarihde büyük devrim olan yeni bir devri kurdular  ülkemizi bölünmez bir vatan  milletimizi ise ayrılmaz bir millet oluşturan Kemalist Devrim' ışığında T.C.DEVLETİNİ KURDULAR  “Peki ya sagcılar günümüze değin  birer sagcılar olarak geldiler “ ve bir kısmı ise silinip gitti, bir kısmı ise buğün ya PKK'nın kuyruğuna yapışıp ülkemize silah cekmekteler yada emperyalizmin birer maşası  olarak  çeşitli örğütler ismi altında orta doğuyu kana bulamaktalar size düşen ise MHP olarak doğru durup doğru adımlarla ülkemizin içine düşürüldüğü bu karanlığı CHP ile birlikte söküp atmak olmalıdır.
                                                       
Vatansızlaşan sogcıların % 70 ‘nin   yüreği ise şimdilerde  ABD emperyalizminin bombardıman uçaklarının başarısı için çarpıyor. Vatansızlaşma yolculuğu varacağı yere vardı, karşıdevrimciliğe ise çoktan ulaştı oysa siz yılarca bunlarlaaynı havayı soludunuz ve aynı catı altında birlikte oldunuz o zamanlar ilkelerini ve hedefleriniz yokmuydu AKP nin her getirdiği yasaya neredeyse evet dediniz siz aslında tireni 2007 genel seçimlerinden sonra 367 ‘i delerek bu gelişmelere zaten izin vermiştiniz bugün Ülkemizde ayakta kalan  tek bir ğüc var o da emek ve işçi ğüçüdür bunları  bugün ülkemizde  savunanlar ise  sadece ve sadece sol örğütlerdir çünkü söz konusu olan vatan ve Türk milletidir diğer taraftan ise  tek parti var oda   CHP dir, çünkü Kemalist Devrimlerle Laik CUMHURİYETİ kuran tek parti odur  bu sistemden kurtuluşun tek adresi ise  yine CHP dir bunu sakın aklından çıkarma ey MHP…

Türkiye, Önder Mustaf Kemal ATATÜRKÜN ölümünden sonra  60 yıldır sekteye uğratılmış olan tam
bağımsızlığına ulaşmak için çabalarken bugün  hedeflerini tuturamamış Milli Demokratik Devrim aşamasındadır. Bu mevziye girmeyen ya da bu mevzide sağlam durmayan sağ örgütler veya Partiler, elli yıllık da olsalar silinir giderler yada sonra kendilerini emperyalizmin kucağında bulurlar tıpkı bugün AKP ‘nin orta doğu politikasında oldugu gibi.


(Atatürk)20 yüzyıl başında Türk Milleti için bir gelecek inşa ederken Bütün bunları da Kemalist bir Devrimle yaparken Dünyada bir çok örneği olmayan Devrimleri halkına armağan ederken, Aydınlanma Çağdaşlaşma hukukun üstünlüğünü sosyal Devlet ilkelerini Laik CUMHURİYETTE inşa ederken siz bugün 21 yüzyılın bilgi ve teknolojilerinde hangi ilkeler ve görüşlerden bahsedersiniz bugün biz aydın ve çağdaş yurttaşlar olarak bize emanet edilen bu Laik CUMHURİYET’İ kollamak ve korumak için hiç kimsenin şüphesi olmasın daima Tür milletinin yanında olacağız çünkü Buna en büyük kaynak  “Atatürk’ün Nutku”dur da ondan. A.Berham ŞAHBUDAK… 20.06.2015
                                                                                


                                                                                       DEMOKRATİK KİTLE ÖRGÜTLERİ BİRLİĞİ
                                                                                       PLATFORMU Genel Başkanı. A.Berham ŞAHBUDAK

Hiç yorum yok:

SİYASETTE İLKELERİN ÇÖKÜŞÜ:

SİYASETTE İLKELERİN ÇÖKÜŞÜ: İFTAR SOFRASINDAKİ AYDINLIK VE KARANLIK? Bugün önümüze düşen o fotoğraflar, aslında bizlere görünü nenin çok...