28 Haziran 2015 Pazar

SİYASİ ELEŞTİRİ HAKKI NEDİR!




SİYASİ ELEŞTİRİ HAKKI NEDİR!

Saygı değer eleştirmenler ve sevgili dostlarım günlerdir CHP üzerinden birileri bir şeyleri kapatma peşinde koşarken Türkiye bölgesinde savaşa sürüklenmekte olan bir oldubittilerle karşı karşıya kalmışken bizler kalkmış CHP şöyle yaptı yok böyle yaptı diyerek ülkemizde yaşanılan skandalları görmezden geliyoruz ve CHP üzerinden HDP’i Meclise taşıdığı iddiası üzerinden ORTADOĞU da değişim ve dönüşüm yapılanması tamamen tamamlanmış olduğu gerçek resme ise gözlerimizi kapatmış bakıyor ve sadeçe izliyor görünmekteyiz.

Saygı değer arkadaşlarım Kuşkusuz ki CHP’de bir siyasi partidir elbet de eleştirilmelidir ancak ne var ki bu eleştiri Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu şahsında olmamalıdır” Kuşkusuz ki bende bir KEMALİST ATATÜRKÇÜ yurttaş olarak CHP çatısı altında bulunan kimi isimlere şiddetle karşıyım ancak bu demek değildir ki Ülkemde olup bitenlere göz yumup sadece CHP üzerinden CHP yi eleştireceğim burada söz konusu ülkemiz ise bizi daha büyük felaketler beklemekte 07.06.2015 Genel Secimler Sonuçları ortada MHP ayrı bit telden çalmakta HDP ayrı bil telden çalmakta Cumhurbaşkanı ise söylemeye gerek yok AKP ortada peki kim var CHP bizde kişisel egolarımızı tatmin için CHP üzerinden diğer siyasi yapılanmalara söz söylemek yerine CHP ve Genel Başkanını hedef alırsak bu ortamda kazanan yine karşı devrim olacaktır.

Sizlere kısaca eleştiri ve cevaplar nedir in anlamını kısaca dilimin döndüğü kadar açıklamak ve bu açıklamayı da sabırla okumanızı ister ve hakaret içermeyen cevaplarınızı beklerim…

ÖNCE SANAT ELEŞTİRİLERİ! :

Şiir, tiyatro, hikâye, roman, resim, heykel, film gibi bir sanat veya düşünce eserinin, zayıf ve güçlü yönleri göz önünde bulundurularak gerçek değerini belirleme amacıyla yapılan inceleme sonucunun anlatıldığı yazı türüne “eleştiri (tenkit)”denir. Bir kimsenin kendi eleştirisini yazarken ortaya koyduğu esere “otokritik”veya “özeleştiri” denir. Eleştirinin amacı, iyi ve güzel olan sanat yapıtının değerini ortaya çıkarmak, sanatı iyi ve güzel olmayandan kurtarmak, kalıcı bir niteliğe kavuşturmaktır. Sanatçıyı daha güzel, daha güçlü, daha olgun, daha başarılı eserler yaratmaya teşvik etmektir. 

Okura, izleyiciye ve sanatçıya kılavuzluk yapmaktır. Eleştirmen, hangi sanat eserini eleştirecekse o sanat dalının gerektirdiği birikime sahip olmalıdır. Bu yüzden, eleştiri yazmak kolay bir iş değildir. Eleştirmen; bir eseri veya kişiyi şekil, ruh, konu ve anlatım bakımından inceler. Eleştirmen, eser hakkında okuyucuyu her yönden bilgilendirir. Hem okura hem de eserin yazarına kendini geliştirmesi için yol gösterir.

BİR SİYASİ PARTİ NASIL OLMALIDIR!

DEVLETİ KURAN CHP MİLLETİ MİLLET YAPAN CHP acımasızca eleştirilen yine CHP…? “İnsanların siyasi iktidarı ele geçirmek ve kullanmak amacıyla bir araya gelmeleri, lider etrafında toplanmaları ilk çağlardan beri görülen bir olgu olmakla birlikte yaygın ve sürekli örgütlere sahip partiler günümüze özgü bir yeniliktir. Modern devlet bir partiler devleti halini almıştır. Siyasi partilerin ortaya çıkması ile birlikte temsili demokraside siyasetin tayini, yönlendirilmesi ve yürütülmesi, temsilcilerden siyasi partilere geçmiştir. Temsilcilerin mensup oldukları partinin politikasına bağlı olması da, parti politikasına dayanlı demokratik sistemlerin bir gereğidir. Böylece siyasi partiler demokratik bir sistemin vazgeçilmez unsurları haline gelmiştir”.

 “Seçim serbestliğinin gerçek bir anlam taşıması seçmenlerin çeşitli politika tercihleri arasında serbest bir seçme yapabilmelerine bağlıdır. Modern demokrasilerde bu tercihler siyasi partiler tarafından oluşturulur. Aynı zamanda siyasi partiler demokrasiyi yaşatan ve kalıcı kılan kuruluşlardır. Siyasi partiler, demokrasilerin tarihsel süreçte uygulanabilir olmasını sağlayan en önemli kurumlardan biridir. Siyasi partilerin modern anlamda ortaya çıkışları oldukça yeni kabul edilmekle birlikte, bu kuruluşlar son derece hızlı bir gelişme göstererek, hemen hemen bütün ülkelerde siyasi yaşamın temel unsurları ve başlıca dinamik güçleri haline gelmişlerdir.”

“Yine siyasi partiler, gerek iktidar ilişkilerinde gerekse karar alma sürecinin odak noktasında yer  almaktadırlar. Günümüzde partisiz rejimlere ancak siyasi modernleşme dışında kalmış bazı geleneksel toplumlarda rastlanmakta, bu bakımdan modern siyasi sistemlerin hepsinde partiler birinci derecede rol oynamaktadırlar. Siyasi partiler yolu ile örgütlenme siyasi düşünce özgürlüklerinin doğal bir uzantısıdır. Çünkü  siyasi düşüncenin kendini kabul ettirebilmesinin ve taraftar toplayabilmesinin en etkili yolu siyasi parti örgütlenmesidir. Siyasi partiler aracılığı ile seçmen kitlesini oluşturan milyonlar, kendi amaçlarını formüle etme ve karşı karşıya kaldıkları geniş meseleleri tartışma imkanı elde etmişlerdir.  

Böylece seçmen kitlesi en basit anlamda, tutarlı eylem ve sorumlu politikalar elde etmelerine imkan sağlayan bir aktarım aracına kavuşmuşlardır. Siyasi partiler bu aracılık görevini, genelde seçim mekanizması ile gerçekleştirmektedirler. Demokrasilerde siyasi partilerin vazgeçilmezliği kadar, seçimlerin varlığı da bir zorunluluktur. Gerçekte, siyasi partiler ve seçimler, birbirini tamamlayan, birbirinden ayrı düşünülemeyecek kavramlardır.”

“Siyasi partiler demokratik yönetimlerin ve bu nedenle seçimlerin başlıca öznesi olup siyasi partisiz siyaset ve seçim yapmak olanaksız denilebilir”.

Siyasi partilerin bu önemi göz önünde bulundurularak ülkeler siyasi partiler konusunda önemli düzenlemeler yapmışlardır. Siyasi partilerin kuruluşları, kurucuları, organlarının oluşumu, yönetim, hak ve yükümlülüklerine ilişkin kurallar, kapatılmaları, kaldırılması, yasak eylem ve işlemler, Anayasa ve yasalarda yer alabildiği gibi siyasi parti iç düzenlemelerinde de yer alabilmektedir. Siyasi partilere üye olabilme, siyasi parti kurabilme, siyasi etkinlikte bulunabilme, gelir kaynakları ve giderler konusunda bir kısım özel kurallar getirilebilmektedir.

Ayrıca uluslar arası kurallar ışığında temel hak ve özgürlüklerden olan siyasi parti kurma ve siyasi etkinlikte bulunma haklarının kısıtlanmaması asıl ise de ülkeler kendi ülke bütünlüklerini, demokrasiyi ve kamu düzenini korumak için bir kısım kısıtlayıcı kurallar getirebilmektedir. Bu kısıtlamalar demokratik hakları engelleme değil demokratik hakların korunmasını sağlayan uygulamalar olarak savunulmaktadır.

Esasen tarihsel gelişimleri bakımından siyasal partiler, hukuka ve anayasaya yabancı kurumlar olarak ortaya çıkmışlar ve uzunca bir süre bu metajüridik[6] özelliklerini korumuşlardır. Bu gün bile birçok ülkede bu özelliğin izlerini görmek mümkündür. Siyasal partiler kurumuna ilk kez anayasasında yer veren ve başta Türkiye olmak üzere bir çok ülkenin tipik bir örnek seçtiği Federal Almanya’da bile özel bir siyasal partiler yasasının çıkartılması Anayasa’nın yürürlüğe girişinden ancak 18 yıl sonra  gerçekleşebilmiştir.

Türkiye’de, 1961 Anayasa’sından bu yana anayasal düzeyde siyasal partilere “demokratik siyasi hayatın vazgeçilmez unsurları” olarak kurumsal güvence getirilmiş, bunun yanında parti kurma, partilere girme ve partilerden ayrılma hakkını bir sübjektif kamu hakkı olarak düzenlenmiş, ayrıca Almanya’dan da önce Avrupa’da ilk kez 1965 yılında ayrıntılı bir siyasal parti yasası çıkartılmıştır.

1961 – 1980 yılları arasındaki dönemde Siyasi Partiler Hukuku açısından önemli değişiklikler olmuş; Nispi Temsil Sisteminin kabul edilmesi ve ülkede yeni düşünce akımlarının yeşermesiyle beraber parti sayısı artmış, bunlar arasındaki ideolojik farklılaşma da belirginleşmiştir. Yani böylece Türkiye gerçek anlamda çok partili sistemi yaşamaya başlamıştır.12 Eylül darbesinden sonra TBMM kapatılmış ve siyasal parti faaliyetleri askıya alınmıştır.. Siyasal partilerin hukuki statüsü 82 Anayasası’nda yeniden ve oldukça otoriter biçimde düzenlenmiş; 24 Nisan 1983 tarihli ve 18027 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 2820 sayılı yeni Siyasi Partiler Kanunu bu alanı yeniden düzenlemiştir.

Ülkemizde siyasi partilerin güncel sorunlarının temel sebebi, anayasal ve yasal düzenlemelerin eksikliği, yetersizliği ya da çağdaş gelişmelere ayak uyduramaması değil, anayasal ve yasal düzenlemelerin aşırı müdahaleci içerik ve yapısıdır. Bu anlamda  Türk Partiler Hukuku’nun temel sorunu, anayasal güvenceye ve gerekse siyasal parti olgusunun doğasına ve iç dinamiğine uygun düşmeyen bir yoğunlukta olması ve bu düzenlemelerdeki kısıtlayıcı boyutun, güvenceyi önemsiz kılacak bir ağırlık taşımasıdır.

Ülkemizde siyasi partilerin güncel sorunlarının temel sebebi, anayasal ve yasal düzenlemelerin eksikliği, yetersizliği ya da çağdaş gelişmelere ayak uyduramaması değil, anayasal ve yasal düzenlemelerin aşırı müdahaleci içerik ve yapısıdır. Bu anlamda  Türk Partiler Hukuku’nun temel sorunu, anayasal güvenceye ve gerekse siyasal parti olgusunun doğasına ve iç dinamiğine uygun düşmeyen bir yoğunlukta olması ve bu düzenlemelerdeki kısıtlayıcı boyutun, güvenceyi önemsiz kılacak bir ağırlık taşımasıdır.

Temel anlamda sorunların kaynağı yasal düzenlemeler olmakla birlikte, bu sorunların en önemlisi ve başta geleni “parti içi demokrasi” sorunudur; diğer sorunlar ise “aday belirleme”, “üyelik ve örgütlenme”, “gelirleri harcamaları ve devlet yardımları”, “siyasi partilere yönelik yasaklar” olarak sıralanabilir. Bu çalışmada ülkemizdeki siyasi partilerin güncel sorunları ele alınmaktadır.


Çalışmada öncelikle siyasi parti kavramı, siyasi partilerin işlevleri ve yapısı üzerinde durulacak; daha sonra ülkemizdeki siyasi partilerin gelişimi ve siyasi partiler hukukunun gelişimi üzerinde durulacak olup,  ardından yukarıda zikredilen sorunlar yürürlükteki mevzuatla birlikte tek tek ele alınarak; mevcut sorunlara karşı çözüm önerileri ifade edilecektir. Tüm yorumcu  ve eleştirmenlere saygılarımla A.Berham ŞAHBUDAK…

Hiç yorum yok:

SİYASETTE İLKELERİN ÇÖKÜŞÜ:

SİYASETTE İLKELERİN ÇÖKÜŞÜ: İFTAR SOFRASINDAKİ AYDINLIK VE KARANLIK? Bugün önümüze düşen o fotoğraflar, aslında bizlere görünü nenin çok...