9 Şubat 2016 Salı

Güneydoğuda Yaşanılan Bu Savaş kimin Savaşı?

Güneydoğuda Yaşanılan Bu Savaş kimin Savaşı?
 
Bu savaş kimin için! Veya Kimler için Yapılmakta!
Sosyal medyada son birkaç gündür dolaşan bir fotoğraf paylaşım rekorları kırıyor. Fotoğrafın PKK'ya yönelik operasyonların sürdüğü Cizre'nin Sur Mahallesi'nde çekildiği iddia ediliyor. Fotoğrafta ellerinde Türk bayrağı tutan özel harekât polisleri bulunuyor. Çatışmaların ve şehitlerin verildiği bir ortamda buraya kadar her şey normal (!) Ancak... Anormal olan Türk Polislerinin, üzerinde "Seni seviyoruz uzun adam RTE" yazılı bir duvarın önünde adeta bir zafer kazanılmış gibi poz verilerek sanki RTE’ adına bir savaş yapılıyormuş da onun adına zaferi kutlanmakta…

Doğaldır ki bir sorumlu ve duyarlı bir Türk vatandaşı olarak bizlerde Bu savaş kimin için! Veya Kimler için Yapılmakta dır diye soruyoruz ve sormak durumundayız yüzlerce vatan sevdalısı Askerlerimiz Polislerimiz Halkımız bu savaşa karşısında Ülkemiz Mezarlığa dönüştürülmüş iken  ardı arkası kesilmeksizin günlük teröre ve kişilerin hırsları karşısında kurban edilirken kalkıp ta böyle bir fotoğraf çektirmekte neden?

2007 Sonrası AKP ve PKK arasında neler oluyor böyle.

Ben montaj felan anlamam eğer bu resimler gerçekte montaj değilse o zaman ne olacak bu polisler o bölgede kritik bir görev sürdüren Polisler kanunlara ve mevzuatlara göre mi görev yapıyor yoksa birilerinin talimatlarına göre mi davranıyor 
"Seni seviyoruz uzun adam RTE" denilerek yazılı duvarın önünde resim çektirmekte ne demek bu neyin zaferidir orada bulunan Kürt halkı Türk Halkı değimlidir Türk Polisi ne zamandan beri kişilerin adamı oldular bu polisler kamu oyunda bu kadar deşifre olmalarına rağmen halen polis olarak nasıl polis teşkilatında kala bilirler teşkilat içerisinde kalsalar dahi kanunlara uyarak görev yapacaklarının garantisi var mıdır  durumları ne olacak polisler gerçekten kanunlara ve yasalara uygun olarak görev yapabilecekler mi yoksa Uzun adamın talimatlarına göre mi görev yapacaklar….

 Türk Polis teşkilatı ne zamandan beri bu tarz bir talimat alarak görev yapar oldu Türk halkının polisi ne zamandan beri Uzun adam tarafında mı maşları ödenir odluda Türk Bayrağını kullanarak gerek bayrak istismarı gerekse Türk Polis teşkilatı istismar edilerek görev sucu işlenmiş olması bir tarafa bir bütün polis teşkilatını da zan altında bırakarak anlamsı bir eyleme de imza atmış polisler derhal teşkilattan uzaklaştırılmalıdırlar…

 Bu denli yasaları ve kanunları hiçe sayarak bir anlayışın ürünü polisler o bölgede her gün terör örgütünün hain pusularında ölümle burun buruna gelen adeta ölümle dans eden diğer kahraman polislerimizi ve TSK’ ya ait terörle mücadele eden er ve er başlarını da zorda bırakmıştır çünkü güneydoğu bölgesinde görev yapan kahraman Türk Polisleri veya TSK personeli uzun adamdan veya uzun adamın görevlendirmiş olduğu birileri tarafından talimat almadan görevlerini  yasalara ve kanunlara uyarak yapmaktalar bu resimden de anlaşılacağı üzerine 2007 sonrasında oluşturulan Türk Polis Teşkilatlarımızın bazı birimlerinde “Emniyette Mitte TSK’ da Uzun adamın talimatlarıyla iş yapar kurumlar haline dönüştürülmüş oysa bu kurumlar yasalarla kurulmuş  anayasal sorumlulukları  ve Türk Milletine karşı sorumluluğu olan T.C. Devletine ait Devletimizi oluşturan nadide kurumlardır…. “

“90 yıllık Cumhuriyet Tarihinde bu ve benzeri kurumlarımız asla ve asla yasalardan ayrı hareket etmeyi bir kenara bırakın asla ve asla çalışanları kimsenin adamı değil Türk milletine bağlı göre yapan kişiler olmuşlardır”…

2007 SONRASI PKK VE AKP İŞBİRLİĞİ

Bundan tam sekiz yıl önce AKP ve PKK’ arasında “Öcalan’ın tutulduğu İmralı Adası’nda önemli gelişmeler yaşandıGüçlü gibi görünen “ Bugün başarısı yüzde yüz sıfırlanmış” bir barış umudu denilerek çözüm süreci adıyla aslında bir pazarlığın süresi ortaya atıldı bugün görüyoruz ki bu süreç aslında çözülme olduğu anlaşıldı Bugün başkanlığa konu olan bu pazarlıklar aslında bir çözüm değil tamamen Türk halklarının bir kaos ortamı yaratılarak karşı karşıya getirmek ve bu kaostan sıyrılıp başkanlığı elde etmek olası Türk halkının direncine karşılık ise TSK’ da ki bazı yapılar Mit içerisindeki Uzun adam yapılanma Mit Müsteşarı başta olmak üzere  Polis teşkilatlarındaki yapılanmalar tüm bu oldu bittiler için olduğu açıkça anlaşılmıştır…. 

Devleti yönetenler, daha doğrusu Kürt sorununda süreci her bakımdan kontrol edenler, ve 13 yıldır Türkiye’yi yönetenler bu süreçte adeta sağır ve körleri oynamış T.C. Devletine karşı öyle büyük bir ihanetin içindeydiler ki, fırsat biri Kürdistan hayaliyle yanıp tutuşurken bir diğeri ise tarihe gömülmüş olan OSMANLICILIĞI tekrar OYNAYARAK ben nasıl BAŞKAN OLURUMUN PEŞİNDEYDİ işte bu iki anlayış PKK’yı dağda tutmak yerine, PKK gücünü den faydalanılarak, şehirlere inmesine izin verildi “ çünkü diğerinin amacı zaten belliydi acık acık söylüyorlardı T.C. DEVLETİNİN ilanından günümüze kadarki gecen sürede beri biz  Güneydoğuda bir Kürdistan devleti kuracağız diyorlardı “ 16 Kürt isyanları da bunun için yapılmamışımıydı“ Peki ya AK Parti ve uzun adam ne istiyordu BAŞKANLIK….
                                                                                                                                                   
Oysa bütün bunlar karşısında İmralı’da PKK’nın bütün paradigmalarını daha yargılama aşamasındayken yaptığı savunmalarla altüst eden Abdullah Öcalan, silaha ve silahlı mücadeleye dair umutları yok eden açıklamalar yapmış, PKK’nın önüne hak temelli ve Türkiye’yi de hiçbir şekilde zorlamayacak bir mücadele anlayışı ve talepler manzumesi koymuştu.   Öcalan’ın formüle ettiği bu mücadele anlayışının bir tarafa bırakan bu anlayış zaman içinde PKK’ ile anlaşarak Öcalan’ı öteleyen bir yola girmişlerdir Silvan gibi hamlelerle kapılarını barışa, demokrasiye, sivil mücadeleye ve nihayet kendi liderine ve Türkiye’ye sonuna kadar kapattı. Kürt siyasetinde yaşlı kuşağı temsil eden aktörler, böylesi vahamet dönemlerinde susmayı ve arka planda durmayı tercih eder, ama BDP’nin genç yöneticileri sürecin sözcülüğünü yapmaya çalışırlar.

Bu genç liderler de, bugünlerde, inanarak mı söylüyorlar bilmiyorum, ama PKK’nın son savaş hamlesiyle Öcalan’ın özgürlüğü için mücadele edip, Oslo sürecini yeniden talep ettiğini ifade ediyorlar ki buna inanmak mümkün değil. Bu ülkede bebeklerin öldürüldüğü, sivillerin katledildiği bir hafızaya iyi gelebilecek her ne varsa, yapılmadan ve en önemlisi silahları susturmak yerine, bebeklerin bile öldürüldüğü bir dönemin hafızasını yeniden ateşlemek yoluyla Öcalan’a özgürlük talep etmenin ve Oslo’yu istemenin akılla bağdaşır bir yanı var mı?

Gerçek olan şu ki Türkiye’yi yeniden masaya davet etmenin yolu Birinin başkan veya diğerinin özerkli veya Kürdistan talepleriyle değil katliam yapmaktan geçmiyor. Silahları susturmaktan ve Ortadoğu’daki Şii ittifakını da içine almaktan geçiyor. PKK bu Şii ittifakının bir parçası ve ondan ayrı bir oluşum gibi bakılırsa işte o zaman Öcalan’ın özgürlüğü için mücadele ettiğini söyleyebilir ve işte o zaman Oslo’yu yeniden talep ettiğini iddia edebilir. Çünkü bu ittifakta yer alan güçler, Öcalan’ın özgürlüğünün veya ev hapsinin konuşulduğu bir Türkiye’yi ve Oslo sürecini istemezler.

Normal olarak bu iki şeyin, PKK’nın talepleri olması gerekir; Dolayısıyla bu strateji tek başına PKK’nın kotardığı bir strateji olmaktan uzak olduğu gibi, PKK eylemleri de “şımarıklık” ve “etkinlik” gibi kelimelerle açıklanamaz. PKK’nın son on yıllık tarihinde iki önemli dönemeç var. İlki Kandil’de 2004’te PKK’ ye savaş kararı aldırılan kongre. İkincisi ise Silvan saldırısı ve bu saldırıdan sonra Şii ittifakının kontrolünde ete kemiğe bürünen son savaş hamlesi. Öcalan’ın bir gazeteye verdiği söyleşi bu tarihî dönemleri çok iyi açıklıyor. Ama dikkat ettim medya bu söyleşiye pek de yer vermedi. PKK’yı dün ve bugün, kim veya kimler çıkarları için bu konumda tuttu veya tutuyorsa bugün bu savaşları da isteyen onlardır…

AK Parti hükümetinin en büyük siyasi hatası İmralı tarihinin üstünü örtmesi ve bu tarihin Ergenekon bağlamında hesabını sormamasıdır. Kürt açılımının can damarı buydu, ama hükümet bunu görmedi.

AK Parti bugün için belki ordunun darbe heveslerini kendince kırdı, ama aynı ordu içinde başka bir gurup yarattı o gurupta bugün AKP’li ordu mensuplarını yarattı Ergenekoncular diyerek PKK’yı kendi lehleri doğrultusunda kullanarak tezgâhladıkları büyük oyunu yani Fırat’ın ötesindeki Neo-İttihatçı ve Şii dayanışmasını görmezlikten geldi neden zaman geçtikçe saltanatın nimetleri ve bir Osmanlıcılık oyunu hoşlarına gitmişti de ondan bugün bu oyun artık tam anlamıyla geri tepti şimdi de  cık çıka bilirsen  bu kirli oyunun içinden Oysa 2002 sonrası AKP’ iktidarıyla birlikte Kürt sorununda doğru bir algının oluşması, bugün artık, PKK’nın son Kürt isyanı olduğunu tekrarlayıp durmaktan geçmiyor. Maalesef bu isyan o isyan değil artık.

Bu isyan 2007 sonrası verilmiş sözlerin yerine getirilememesinin isyanı PKK’nın kendisi için değil başkaları için savaşıyor olmasıdır. O “başkaları” Basçılar, Mollalar vs. olabilir. Tümüne savaş açamazsınız. Ama o başkaları asıl olarak Türkiye’deler ve İmralı sürecini bir ihanet sürecine dönüştürmekten yargılanmadıkları sürece, bu ülkenin vatandaşlarının uğradığı ihanetin boyutlarını, yani hakikati görmesi asla mümkün olmayacak. A.Berham ŞAHBUDAK….10.02.2016

                                                                                                       DEMOKRATİK KİTLE ÖRGÜTLERİ BİRLİĞİ                                                                                                                                                                                  
                                                                                                                          PLATFORMU Genel Başkanı A.Berham ŞAHBUDAK



Hiç yorum yok:

SİYASETTE İLKELERİN ÇÖKÜŞÜ:

SİYASETTE İLKELERİN ÇÖKÜŞÜ: İFTAR SOFRASINDAKİ AYDINLIK VE KARANLIK? Bugün önümüze düşen o fotoğraflar, aslında bizlere görünü nenin çok...