Bu savaş kimin için! Veya Kimler için Yapılmakta!
Sosyal medyada son
birkaç gündür dolaşan bir fotoğraf paylaşım rekorları kırıyor. Fotoğrafın
PKK'ya yönelik operasyonların sürdüğü Cizre'nin Sur Mahallesi'nde çekildiği iddia
ediliyor. Fotoğrafta ellerinde Türk bayrağı tutan özel harekât
polisleri bulunuyor. Çatışmaların ve şehitlerin verildiği bir ortamda buraya
kadar her şey normal (!) Ancak... Anormal olan Türk Polislerinin, üzerinde "Seni seviyoruz uzun adam
RTE" yazılı
bir duvarın önünde adeta bir zafer kazanılmış gibi poz verilerek sanki RTE’
adına bir savaş yapılıyormuş da onun adına zaferi kutlanmakta…
Doğaldır ki bir sorumlu
ve duyarlı bir Türk vatandaşı olarak bizlerde Bu savaş kimin için! Veya Kimler için Yapılmakta dır diye
soruyoruz ve sormak durumundayız yüzlerce vatan sevdalısı Askerlerimiz
Polislerimiz Halkımız bu savaşa karşısında Ülkemiz Mezarlığa dönüştürülmüş
iken ardı arkası kesilmeksizin günlük
teröre ve kişilerin hırsları karşısında kurban edilirken kalkıp ta böyle bir
fotoğraf çektirmekte neden?
2007 Sonrası AKP ve PKK arasında neler
oluyor böyle.
Ben montaj felan anlamam eğer bu resimler gerçekte
montaj değilse o zaman ne olacak bu polisler o bölgede kritik bir görev
sürdüren Polisler
kanunlara ve mevzuatlara göre mi görev yapıyor yoksa birilerinin talimatlarına
göre mi davranıyor
"Seni seviyoruz uzun adam
RTE" denilerek yazılı duvarın
önünde resim çektirmekte ne demek
bu neyin zaferidir orada bulunan Kürt halkı Türk Halkı değimlidir Türk Polisi
ne zamandan beri kişilerin adamı oldular bu polisler kamu oyunda bu kadar
deşifre olmalarına rağmen halen polis olarak nasıl polis teşkilatında kala bilirler
teşkilat içerisinde kalsalar dahi kanunlara uyarak görev yapacaklarının
garantisi var mıdır durumları ne olacak
polisler gerçekten kanunlara ve yasalara uygun olarak görev yapabilecekler mi
yoksa Uzun adamın talimatlarına göre mi görev yapacaklar….
Bu denli yasaları ve kanunları hiçe sayarak bir anlayışın ürünü polisler o bölgede her gün
terör örgütünün hain pusularında ölümle burun buruna gelen adeta ölümle dans
eden diğer kahraman polislerimizi ve TSK’ ya ait terörle mücadele eden er ve er
başlarını da zorda bırakmıştır çünkü güneydoğu bölgesinde görev yapan kahraman
Türk Polisleri veya TSK personeli uzun adamdan veya uzun adamın görevlendirmiş
olduğu birileri tarafından talimat almadan görevlerini yasalara ve kanunlara uyarak yapmaktalar bu
resimden de anlaşılacağı üzerine 2007 sonrasında oluşturulan Türk Polis
Teşkilatlarımızın bazı birimlerinde “Emniyette
Mitte TSK’ da Uzun adamın talimatlarıyla iş yapar kurumlar haline
dönüştürülmüş oysa bu kurumlar yasalarla kurulmuş anayasal sorumlulukları ve Türk Milletine karşı sorumluluğu olan T.C. Devletine ait Devletimizi oluşturan
nadide kurumlardır…. “
“90
yıllık Cumhuriyet Tarihinde bu ve benzeri kurumlarımız asla ve asla yasalardan
ayrı hareket etmeyi bir kenara bırakın asla ve asla çalışanları kimsenin adamı
değil Türk milletine bağlı göre yapan kişiler olmuşlardır”…
2007 SONRASI PKK VE AKP İŞBİRLİĞİ
Bundan tam sekiz yıl önce AKP ve PKK’
arasında “Öcalan’ın tutulduğu İmralı Adası’nda önemli gelişmeler yaşandı”. Güçlü gibi görünen “ Bugün başarısı yüzde
yüz sıfırlanmış” bir barış umudu denilerek çözüm süreci adıyla aslında bir
pazarlığın süresi ortaya atıldı bugün görüyoruz ki bu süreç aslında çözülme
olduğu anlaşıldı Bugün başkanlığa konu olan bu pazarlıklar aslında bir çözüm
değil tamamen Türk halklarının bir kaos ortamı yaratılarak karşı karşıya
getirmek ve bu kaostan sıyrılıp başkanlığı elde etmek olası Türk halkının direncine
karşılık ise TSK’ da ki bazı yapılar Mit içerisindeki Uzun adam yapılanma Mit
Müsteşarı başta olmak üzere Polis
teşkilatlarındaki yapılanmalar tüm bu oldu bittiler için olduğu açıkça
anlaşılmıştır….
Devleti yönetenler, daha doğrusu Kürt sorununda süreci her bakımdan kontrol edenler, ve 13 yıldır
Türkiye’yi yönetenler bu süreçte adeta sağır ve körleri oynamış T.C. Devletine karşı
öyle büyük bir ihanetin içindeydiler ki, fırsat biri Kürdistan hayaliyle yanıp
tutuşurken bir diğeri ise tarihe gömülmüş olan OSMANLICILIĞI tekrar OYNAYARAK
ben nasıl BAŞKAN OLURUMUN PEŞİNDEYDİ işte bu iki anlayış PKK’yı dağda tutmak
yerine, PKK gücünü den faydalanılarak, şehirlere inmesine izin verildi “ çünkü
diğerinin amacı zaten belliydi acık acık söylüyorlardı T.C. DEVLETİNİN
ilanından günümüze kadarki gecen sürede beri biz Güneydoğuda bir Kürdistan devleti kuracağız
diyorlardı “ 16 Kürt isyanları da bunun için yapılmamışımıydı“ Peki ya AK Parti ve uzun adam ne istiyordu BAŞKANLIK….
Oysa bütün bunlar karşısında İmralı’da PKK’nın
bütün paradigmalarını daha yargılama aşamasındayken yaptığı savunmalarla altüst
eden Abdullah Öcalan, silaha ve silahlı mücadeleye dair umutları yok eden
açıklamalar yapmış, PKK’nın önüne hak temelli ve Türkiye’yi de hiçbir şekilde
zorlamayacak bir mücadele anlayışı ve talepler manzumesi koymuştu. Öcalan’ın
formüle ettiği bu mücadele anlayışının bir tarafa bırakan bu anlayış zaman
içinde PKK’ ile anlaşarak Öcalan’ı öteleyen bir yola girmişlerdir Silvan gibi
hamlelerle kapılarını barışa, demokrasiye, sivil mücadeleye ve nihayet kendi
liderine ve Türkiye’ye sonuna kadar kapattı. Kürt siyasetinde yaşlı kuşağı
temsil eden aktörler, böylesi vahamet dönemlerinde susmayı ve arka planda
durmayı tercih eder, ama BDP’nin genç yöneticileri sürecin sözcülüğünü yapmaya
çalışırlar.
Gerçek olan şu ki Türkiye’yi yeniden masaya davet etmenin yolu Birinin başkan veya
diğerinin özerkli veya Kürdistan talepleriyle değil katliam yapmaktan geçmiyor.
Silahları susturmaktan ve Ortadoğu’daki Şii ittifakını da içine almaktan
geçiyor. PKK bu Şii ittifakının bir parçası ve ondan ayrı bir oluşum gibi
bakılırsa işte o zaman Öcalan’ın özgürlüğü için mücadele ettiğini söyleyebilir
ve işte o zaman Oslo’yu yeniden talep ettiğini iddia edebilir. Çünkü bu ittifakta
yer alan güçler, Öcalan’ın özgürlüğünün veya ev hapsinin konuşulduğu bir Türkiye’yi
ve Oslo sürecini istemezler.
Normal olarak bu iki şeyin, PKK’nın talepleri
olması gerekir; Dolayısıyla bu strateji tek başına PKK’nın
kotardığı bir strateji olmaktan uzak olduğu gibi, PKK eylemleri de “şımarıklık”
ve “etkinlik” gibi kelimelerle açıklanamaz. PKK’nın son on yıllık tarihinde iki önemli dönemeç var. İlki Kandil’de
2004’te PKK’ ye savaş kararı aldırılan kongre. İkincisi ise Silvan saldırısı ve bu saldırıdan sonra
Şii ittifakının kontrolünde ete kemiğe bürünen son savaş hamlesi. Öcalan’ın bir gazeteye verdiği söyleşi bu tarihî
dönemleri çok iyi açıklıyor. Ama dikkat ettim medya bu söyleşiye pek de yer
vermedi. PKK’yı dün ve bugün, kim veya kimler çıkarları için bu konumda tuttu veya
tutuyorsa bugün bu savaşları da isteyen onlardır…
AK Parti hükümetinin en büyük siyasi hatası İmralı tarihinin üstünü örtmesi ve bu tarihin Ergenekon bağlamında hesabını sormamasıdır. Kürt açılımının can damarı buydu, ama hükümet bunu görmedi.
AK Parti hükümetinin en büyük siyasi hatası İmralı tarihinin üstünü örtmesi ve bu tarihin Ergenekon bağlamında hesabını sormamasıdır. Kürt açılımının can damarı buydu, ama hükümet bunu görmedi.
AK Parti bugün için belki ordunun darbe heveslerini
kendince kırdı, ama aynı ordu içinde başka bir gurup yarattı o gurupta bugün
AKP’li ordu mensuplarını yarattı Ergenekoncular diyerek PKK’yı kendi lehleri
doğrultusunda kullanarak tezgâhladıkları büyük oyunu yani Fırat’ın ötesindeki
Neo-İttihatçı ve Şii dayanışmasını görmezlikten geldi neden zaman geçtikçe
saltanatın nimetleri ve bir Osmanlıcılık oyunu hoşlarına gitmişti de ondan
bugün bu oyun artık tam anlamıyla geri tepti şimdi de cık çıka bilirsen bu kirli oyunun içinden Oysa 2002 sonrası AKP’
iktidarıyla birlikte Kürt sorununda doğru bir algının oluşması, bugün artık, PKK’nın
son Kürt isyanı olduğunu tekrarlayıp durmaktan geçmiyor. Maalesef bu isyan o
isyan değil artık.
Bu isyan 2007 sonrası verilmiş sözlerin yerine getirilememesinin isyanı… PKK’nın kendisi için değil
başkaları için savaşıyor olmasıdır. O “başkaları” Basçılar, Mollalar vs.
olabilir. Tümüne savaş açamazsınız. Ama o başkaları asıl olarak Türkiye’deler
ve İmralı sürecini bir ihanet sürecine dönüştürmekten yargılanmadıkları sürece,
bu ülkenin vatandaşlarının uğradığı ihanetin boyutlarını, yani hakikati görmesi
asla mümkün olmayacak. A.Berham ŞAHBUDAK….10.02.2016
DEMOKRATİK KİTLE ÖRGÜTLERİ
BİRLİĞİ
PLATFORMU Genel Başkanı A.Berham ŞAHBUDAK


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder