“Kahredici bir istibdada karşı ancak bir devrimle cevap verilir” Yurdumuzu ve ulusumuzu
emperyalist, yağmacıların pençesinden kurtaran, Ulusa dayanan,
egemenliğin kaynağını doğrudan halktan alan, Türkiye Cumhuriyeti devletini kuran, Akıl ve bilim ilkeleri doğrultusunda gerçekleştirdiği
devrimlerle Çağdaş, uygar, Laik demokratik bir ulus yaratan, Emperyalizm çağında ulusal bağımsızlığını elde eden
yoksul bir ulusun, ekonomiye ve sosyal gelişime dayanan gerçek kurtuluşunun yol
ve yöntemlerini gösteren, Emperyalist yağmacı devletlerin egemenliği altında
bulunan sömürge ya da yarı-sömürge Dünya uluslarına, emperyalizmin
yenilebildiğini göstererek onlara örnek olan, Dünyanın tüm mazlum uluslarına barış ve
ilerlemenin yollarını gösteren bu nitelikleriyle tüm uygar insanlığın sonsuza
değin saygısını kazanan, Yalnız emperyalizmi yenilgiye uğratmakla
kalmayarak, devrimleri ile yarınlarımızı aydınlatan Mustafa Kemal Atatürk'ün
sonsuzluğa yücelmesinin 88. Yıl dönümü!
Varlığı
ezilen, mazlum ulusların sömürgeleştirilmesine bağlı olan batılı yağmacı
emperyalistler, gerçekleştirdiği antiemperyalist ulusal bağımsızlık savaşı ile
yokluk ve yoksulluk içinde kıvranan bir ülkeden çağdaş, uygar bir cumhuriyet
kuran Mustafa kemal Atatürk’ü ve KEMALİZM’İ kendileri
için her zaman büyük bir tehlike olarak görmüşlerdir. Çünkü Kemalizm
yalnızca Türk ulusunun emperyalizmden bağımsızlığını sağlamakla kalmamış, aynı
zamanda mazlum ulusların uyanışına da öncü ve örnek olmuştur. Bu
nedenle bir ulusal bağımsızlık düşünce ve eylemi olan KEMALİZM’İN etkisini başta Türkiye olmak
üzere tüm dünyada bin bir çeşit araç ve yöntemler kullanılarak ortadan
kaldırmak, emperyalist yağmacılığın vazgeçilmez hedefi olmuştur.

Emperyalistlerin
mazlum uluslara biçtiği yazgıya, başkaldıran, Türk ulusunu sömürü bataklığından
ve ortaçağ karanlığından kurtaran büyük devrimci Kemal Atatürk’ün bedensel
varlığının sonsuzluğa yücelmesinin hemen ardından antiemperyalist,
devrimci öğretileri özününden koparılmış, içeriği yoksunlaştırılmış,
“tabulaştırılmış”, antiemperyalist, halkçı, devrimci “Kemalizm”
yerine, düzenin izin verdiği ölçüde bir “Atatürkçülüğe”
dönüştürülmüştür.
Kendine “Atatürkçüyüm” diyen pek çok kesiminde
katkı ve desteği ile karşı devrimci her girişimin başına “Atatürk” eklemlenerek Türk
devriminin, Kemalist Cumhuriyetin yıkımı meşrulaştırılmıştır. Böylece; Atatürk’ün kurduğu devrimci Cumhuriyet, yozlaşıp
yerini emperyalizme bağımlı, gerici bir düzene bırakmıştır. Bu noktaya
Cumhuriyet resmen yıkılmadan, ama tüm temel antiemperyalist, devrimci-halkçı-
bağımsızlıkçı özü ve nitelikleri terk edilerek gelindi.
Ne acıdır ki 88 yıl sonra Türkiye, yeniden emperyalizmin küresel
sömürü ağına yakalanmıştır. Türkiye’yi bugüne dek ayakta tutan temeller,
Cumhuriyet'in yarattığı kurumlar ve ulusal kazanımlar, emperyalist yağmacılığın
dayatmaları ile 1938 den bu yana devleti yönetenler katında hiçbir direnç
görmeden birer birer ortadan kaldırılıyor/kaldırılmakta.
Osmanlı
Devleti'ni çökerten ve tarihin bataklıklarına sürükleyen nedenler bugün yeniden
canlanmış canlandırılmıştır. Türkiye Cumhuriyeti
Devleti yeniden hilafet kıskacına alınmış, içeriden ve dışarıdan kuşatılmış
durumdadır. Yabancı sermaye yine sömürü ağlarını örmüştür. Türk halkını
yabancıların vesayetine sokmak isteyenler yine büyük koltuklardadır; irticacı
dinci faşist yapılanmalar iktidar koltuklarını 88 yıl sonra yeniden ele
geçirmişlerdir.
19 Mayıs 1919’da KEMALİZM’İN mahkûm
ettiği “mandacı” anlayış, yeniden hortlatılmış, O’nun tam
bağımsızlık eylemli düşüncesinin seçeneği olarak AB – BOP adıyla yeniden Türk halkının önüne konulmuştur. 19 Mayıs 1919’da
elde silah ülkeden atılan emperyalizm bugün batıcı, işbirlikçi iktidar
sahipleri tarafından “dost” ve
“müttefik” olarak yeniden
geri çağrılmıştır.
Emperyalizmin
olanca şiddetiyle geri kalmış ulusları ezdiği bugünün dünyasında tüm ezilen
ulusların tek kurtuluş reçetesi olan KEMALİZM,
ulusal bağımsızlığı ve ulusal kalkınmayı amaçlayan evrensel bir ideolojidir.
KEMALİZM “Bizi mahvetmek
isteyen emperyalizme ve bizi yutmak isteyen kapitalizme” başkaldırabilmektir.
Atatürk gibi devrimci olanlar, bu
yıkımdan çıkışın tıpkı 1919’da olduğu gibi yeniden bir antiemperyalist, tam
bağımsızlıkçı devrim mücadelesi başlatmakla olacağını görmektedirler.
Atatürkçülük iddiasında olan herkes Atatürk olunmadan, onun gibi devrimci
olunmadan vatanı kurtarmanın olanaksızlığını anlamak zorundadır.
Bu çözüme
Türkiye’yi yeniden Batı yörüngesine bağlayarak ya da emperyalist merkezlere
bağlanmış toplumların sessiz davranışlarıyla, seçim sandığı ile değil,
dışarıdaki emperyalist yağmacılığa, onların içteki işbirlikçilerine, dinci
gericiliğe karşı tam bağımsızlık savaşımlarıyla ulaşılır.
Son söz 88 yıl önce sonsuzluğa yücelen
Mustafa Kemal Atatürk’ün; “Kahredici
bir istibdada karşı ancak bir devrimle cevap vermek ve köhneleşmiş olan çürük
idareyi yıkmak, milleti hâkim kılmak, vatanı kurtarmak için sizi vazifeye davet
ediyorum...” Yarattığı büyük değerlerle, gerçekleştirdiği
devrimlerle, yolumuz, yönümüz, ışığımız olarak Türk halkının ve
mazlum ulusların yüreğinde, düşüncesinde yüceleşen Mustafa Kemal Atatürk’ü bir
kez daha derin bir saygı ve özlemle anıyoruz. Ali Berham ŞAHBUDAK… 10 KASIM
2016

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder