BİR ULUSUN “Ancak hür fikirlere sahip
olan insanlarla vatanlarına faydalı olabilirler ve emperyalist kuşatma
karşısında onlara karşı vatanlarını bir bütün olarak müdafaa etme kurtuluşun kudretine
malik olurlar… Biz Türkler bütün tarihimiz boyunca hürriyet ve istiklale timsal
olmuş bir milletiz”… Bu memleket tarihte Türk'tü, halde Türk'tür
ve ebediyen Türk olarak yaşayacaktır…
“Efendiler! Avrupa'nın
bütün ilerlemesine, yükselmesine ve medenileşmesine karşılık Türkiye tam
tersine gerilemiş ve düşüş vadisine yuvarlanadurmuştur”. Artık vaziyeti
düzeltmek için mutlaka Avrupa'dan nasihat almak, bütün işleri Avrupa'nın
emellerine göre yapmak, bütün dersleri Avrupa'dan almak gibi birtakım
zihniyetler belirdi. Halbuki, hangi istiklal vardır ki, ecnebilerin
nasihatleriyle, ecnebilerin planlarıyla yükselebilsin? Tarih böyle bir hadiseyi
kaydetmemiştir!
Egemenlik
kayıtsız şartsız milletindir…
Hürriyet kayıtsız şartsız
serbest olmak değildir. Onun akitleri şartları vardır. Kayıtsız şartsız serbest
olmak ormanlardaki hayvanlara mahsustur... İlmi esaslara göre ferdin hürriyeti
başkasının hürriyetinin hudududu ile sınırlıdır. Başkasının hürriyet hakkını
tanımayan kendi hürriyet hakkını da tanıtamaz. Siyasi anlayış sahibi olan
hakiki ve zeki inkılapçılar bu lekeden masundurlar. Onlar ne vakit şiddet ne
vakit yumuşaklık göstereceklerini bilirler. Milletlerini hürriyet ve adalelete
doğru yürütürler…
İstiklali tam,
bizim bugün deruhte ettigimiz vazifenin ruhu aslısıdır. Bu vazife bütün millete
ve tarihe karsı deruhte edilmiştir. Bu vazifeyi derihte ederken, kabiliyeti
tatbikiyesi hakkında şüphe yok ki çok düşündük. Fakat netice olarak hasal
ettiğimiz kanaat ve iman, bunda muvaffak olabileceğimize dairdir. Biz böyle bir
ise başlamış adamlarız… Biz yaşamak isteyen, haysiyet ve şerefiyle yaşamak isteyen
bir milletiz... İstiklali tam denildiği zaman tabiki siyasi, mali iktisadi
adli, askeri, her hususta istiklali tam demektir. Bu saydıklarımın herhangi
birinde istiklalden mahrumiyet millet ve memleketin hakiki manasıyla bütün
istiklalin mahrumiyeti demektir.
“Mesleki
içtimai itibariyle dahi düşündüğümüz zaman biz hayatını, istiklalini kurtarmak
için çalışan bir halkız. Milletin bağımsızlığını yine milletin azim ve kararı
kurtaracaktır”… Milletin esaretten kurtuluşu, egemen ve bağımsız olarak
topraklarımızda yaşayabilmesi, ancak azimkâr ve namuslu ellerin milleti kasa ve
doğru yoldan haklarını korumaya ve bağımsızlığa sevki ile kabil olacaktır...
Millî egemenlik
uğrunda canımı vermek, benim için vicdan ve namus borcu olsun.. Milli egemenlik öyle bir
nurdur ki, onun karşısında zincirler erir, taç ve tahtlar batar, mahvolur.
Milletlerin esirliği üzerine kurulmuş müesseseler her tarafta yıkılmaya mahkûmdurlar…
Özgürlük ve
bağımsızlık benim karakterimdir. Ben milletimin en büyük ve ecdadımın en
değerli mirası olan bağımsızlık aşkı ile dolu bir adamım. Çocukluğumdan bugüne
kadar ailevî, hususî ve resmî hayatımın her safhasını yakından bilenler bu
aşkım malumdur. Bence bir millete şerefin, haysiyetin, namusun ve insanlığın
vücut ve beka bulabilmesi mutlaka o milletin özgürlük ve bağımsızlığına sahip
olmasıyla kaimdir. Ben şahsen bu saydığım vasıflara, çok ehemmiyet veririm. Ve
bu vasıfların kendimde mevcut olduğunu iddia edebilmek için milletimin de aynı
vasıfları taşımasını esas şart bilirim. Ben yaşabilmek için mutlaka bağımsız bir
milletin evladı kalmalıyım. Bu sebeple milli bağımsızlık bence bir hayat
meselesidir. Millet ve memleketin menfaatleri icap ettirirse, insanlığı teşkil
eden milletlerden her biriyle medeniyet icabı olan dostluk ve siyaset
münasebetlerini büyük bir hassasiyetle takdir ederim. Ancak, benim milletimi
esir etmek isteyen herhangi bir milletin, bu arzusundan vazgeçinceye kadar,
amansız düşmanıyım…
Temel ilke Türk
milletinin haysiyetli ve şerefli bir millet olarak yaşamasıdır. Ne kadar zengin
ve müreffeh olursa olsun, istiklâlden mahrum bir millet, medenî insanlık
karşısında uşak olmak mevkiinden yüksek bir muameleye lâyık sayılamaz. Yabancı
bir devletin himaye ve desteğini kabul etmek, insanlık özelliklerinden
mahrumiyeti, beceriksizlik ve miskinliği
itiraftan başka bir şey değildir. Gerçekten bu aşağı dereceye düşmemiş
olanların isteyerek başlarına bir yabancı efendi getirmelerine asla ihtimal
verilemez. Halbuki Türk'ün haysiyet ve izzetinefis ve kabiliyeti çok yüksek ve
büyüktür. Böyle bir millet esir yaşamaktansa yok olsun
daha iyidir. Bundan ötürü, ya bağımsızlık ya ölüm! Türk milleti istiklalsiz
yaşamamıştır, yaşayamaz ve yaşamayacaktır…
Yabancılardan
insaf ve iyilik dilenmek gibi bir ilke yoktur. Türk ulusu, Türk ilinin gelecek
çocukları bunu bir an olsun akıllarından çıkarmamalıdır… Yabancı bir devletin himaye ve desteğini kabul etmek,
insanlık özelliklerinden mahrumiyeti beceriksizlik ve miskinliği itiraftan
başka bir şey değildir…
Zabitan
için ya istiklal ya ölüm vardır. Fakat arkadaşlar ölmeyeceğiz, bağımsızlığımızı
muhafaza ederek yaşayacağız ve milletimizi daima bağımsız görmekle bahtiyar
olacağız… Özgürlük olmayan ülkede ölüm, yıkılış vardır. Her ilerlemenin, kurtuluşun
anası özgürlüktür…
Basın, milletin
müşterek sesidir. Bir milleti aydınlatma ve irşatta, bir millete muhtaç olduğu
fikrî gıdayı vermekte, hulâsa bir milletin hedefi saadet olan müşterek bir
istikamette yürümesini teminde, basın başlı başına bir kuvvet, bir mektep, bir
rehberdir…
Önem ve
yüceliği cihan medeniyetinde açıkça kendisi gösteren basına, hükümetimizin
birinci derecede önem vermesi; bu hususta sarf edeceği mesaiyi, millete ifa ile
mükellef olduğu hayırlı hizmetlerin baş tarafına koyması yüksek Meclisin
kesinlikle isteyeceği hususlardandır…
Türkiye
basını milletin gerçek ses ve iradesinin doğduğu yer olan cumhuriyetin
etrafında çelikten bir kale oluşturacaktır. Bir düşünce kalesi, düşünce yolu
kalesi. Basın görevlilerinden bunu istemek, cumhuriyetin hakkıdır…
Cumhuriyet
devrinin kendi anlayış ve ahlâkını taşıyan basınını yine ancak Cumhuriyetin
kendisi yetiştirir. Bir taraftan geçmiş devir gazetelerinin ve adamlarının
düzeltilmesi mümkün olmayanları ulusun gözünde belirlenirken, öte taraftan Cumhuriyet
basınının temiz ve feyizli sahası genişleyip yükselmektedir. Büyük ve soylu
ulusumuzun yeni çalışma ve uygarlık yaşamını kolaylaştırıp özendirecek işte
ancak bu anlayıştaki basın olacaktır.
“ Basın hürriyetinden doğan mahzurların giderilme vasıtası,
yine basın hürriyetidir”. Bir millet savaş meydanlarında ne kadar parlak
zaferler elde ederse etsin o zaferlerin kalıcı sonuçlar vermesi ancak irfan
ordusuyla mümkündür… Mustafa Kemal
ATATÜRK…. Ali Berham ŞAHBUDAK…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder