Eğitimin Temel Özellikleri: Çağdaş bir eğitim, bütün toplumlar için önem taşır, çünkü her insan
"öğrenme" yoluyla kendisini geliştirir. Öğrendiklerini de uygulayarak
bilimin, tekniğin gelişmesine hizmet eder. Eğitim, bir toplumdaki kültür
değerlerini genç nesillere aktararak milletin birlik ve beraberlik içinde
huzurlu bir şekilde yaşamasını ve sürekliliğini sağlar. Toplumun gelişmesi,
ilerlemesi ve çağdaşlaşması da eğitimin görevidir.
Atatürk, her konuda olduğu gibi eğitim konusunda
da yol gösterici olmuş, eğitimin, Türk Milletini başarıya ulaştıracak
güçte ve nitelikte olmasını istemiştir.
Toplumun gelişmesi ve
ilerlemesi eğitim ve öğretimin yaygın ve çağdaş bir duruma getirilmesiyle
mümkündür. Atatürk, verilecek eğitimin milli toplumun kendi gereksinmelerine
uygun ve laik olmasını ister. Atatürk'ün hedef gösterdiği "çağdaş uygarlık
düzeyinin üstüne çıkmak" için eğitim politikasının belli temellere
dayanması gerekmektedir. Bu doğrultuda, eğitim politikası şu temellere dayanır:
“Eğitim sistemi milli olmalıdır. Atatürk'ün millilik anlayışı,
birleştirici, bütünleştiricidir. Bunun
sağlanması için de eğitimin dili ve yöntemi millileştirilmelidir. Eğitim sistemi çağdaş olmalıdır.
Eğitimin, toplumsal hayatın gereksinimlerini karşılayan, ülkenin gerçeklerine
ve çağın gereklerine uygun olması gerekir. Eğitim sistemi laik olmalıdır. Laik eğitim ve öğretim, milli bütünlüğün
sağlanmasında büyük önem taşır. Fikri
hür, vicdanı hür nesiller yetiştirmek eğitimin laik olması ile mümkündür”.
Bu doğrultuda
öğretim birliğini sağlamak amacıyla 3
Mart 1924'te Öğretim Birliği Yasası (Tevhid-i Tedrisat) kabul edildi. Buna
göre mahalle mektepleri ve medreseler kapatıldı. Okulların hepsini Milli Eğitim
Bakanlığı yönetmeye başladı. Yalnız subay okullarının yönetimi orduda kaldı.
Yabancı dilde öğretim yapan okulların çoğu kapatıldı.
Eğitimde birlik
sağlandıktan sonra okulların ders konuları, öğretim yöntemleri yeniden
düzenlendi.
Yaşama, bilime
ve tekniğe uygun dersler, konular konuldu. Öğrenilen bilgilerin uygulamalı
olmasına önem verildi. Böylece ulusal, çağdaş ve bilimsel bir eğitim sağlamaya
çalışıldı. Kız-erkek karma eğitime başlanıldı.
İlköğretim
zorunlu ve parasız duruma getirildi. Yeniden pek çok okul açıldı. Öğretmen
yetiştirmeye hız verildi. Meslek ve yüksekokulları çoğaltıldı. Böylece eğitim
yurda yayılmaya başladı. 1 Kasım
1928'de yeni Türk harfleri kabul edildi. Çok sayıda okuma-yazma kursu,
halkevleri, tiyatrolar, kitaplıklar açıldı. Eğitim Devrimi, ulusal
birlik ve bütünlüğün güçlenmesine yardım etti.
Tevhid – i Tedrisat Kanunu ile Bütün okullar Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlandı. Medreseler
kapatıldı. Bilimsel
ve çağdaş eğitim ilkeleri benimsendi.
Maarif Teşkilatı Hakkında Kanun
Çıkarılması 1926 Milli eğitimin temel amaçları ve ilkeleri
belirlendi. Karma eğitim (kız – erkek)
ilkesi kabul edildi. Okuma yazma öğretiminin
arttırılması amaçlandı. Millet Mekteplerinin Açılması (1928) Okuma – yazma oranının arttırılması amacıyla
Millet Mektepleri (1928) ve halkın eğitim, bilgi ve kültür düzeyinin
arttırılması amacıyla Halkevleri (1932) açıldı.
Eğitim Alanındaki Diğer
Yenilikler “Sultani” lerin adı lise olarak değiştirildi.
1933’
de İstanbul Üniversitesi kuruldu. Darülfünun kaldırıldı. 1925 yılında Ankara Hukuk Mektebi açıldı.
1936’da Dil, Tarih, Coğrafya Fakültesi açıldı.
Türk Tarih Kurumu’ nun Kurulması (1931)
Milli tarih anlayışının gereği olarak, Türk
kültürünün ve tarihinin kökeninin araştırılması ve dünya medeniyetine
katkılarının ortaya konulması amacıyla Türk Tarih Kurumu kurulmuştur.
Türk Dil Kurumu’nun Kurulması
(1932) Türkçe’nin yabancı kelimelerden arındırılması,
Türk dilinin sadeleştirilmesi, Türk dilinin
zenginleştirilmesi amacıyla Türk Dil Kurumu kurulmuştur. Güzel Sanatlar 1926 yılında Sanayi-i Nefise Mektebi, Güzel
Sanatlar Akademisi adını aldı. 1935’te Milli Musiki ve Temsil
Akademisi açıldı. 1937’de Resim ve Heykel Müzesi
açıldı.
AKP İktidarının ve Saray yönetiminin “Dindar ve kindar nesil arzusu;
eğitimin laik ve çağdaş sistemden uzaklaşması; imam-hatipleşme ve gerici eğitim
bizleri 15 Temmuz darbe girişimi sürecine götürdü gerçeğini kimse inkar edemez
buna rağmen halen akıllanmayan AKP ve Saray yönetimi ısrarla Milli Eğitimi ve cumhuriyet
kurumlarını cemaat ve tarikatlara tahsisi ise cumhuriyetle ve Atatürk
devrimleriyle hesaplaşmak değil de nedir?.
”18 yıllık AKP iktidarı
koşullarında “çağdaş ve modern bir eğitimden başarıyla söz etmek çok büyük bir
iyimserlik olacaktır! Buna rağmen cumhuriyetimizde
çağdaş bir eğitim verilmemesine rağmen tüm bu olumsuzluklara rağmen barış ve
huzur içinde bir eğitim ve öğretim mutlaka en büyük dileğimiz olacaktır…
Cumhuriyetimizde
çağdaş eğitim için sadece öğrencilerimize değil aynı zamanda öğretmenlerimize
ve velilerimize de kolaylıklar ve başarılar diliyoruz. Türkiye’de eğitimin
geldiği noktada öğrenci olmak, öğretmen olmak ve veli olmak çok zor. Eğitim ve
öğretim de sürekli yapılan değişikler ve bunlara ayak uydurmaya çalışan
çocuklarımızın ve velilerimizin durumu hepimizin gözünün önünde gerçekleşiyor.
AKP İktidarının ve
Saray yönetiminin “Dindar ve kindar nesil arzusu; eğitimin laik ve çağdaş
sistemden uzaklaşması; imam-hatipleşme ve gerici eğitim bizleri 15 Temmuz darbe
girişimi sürecine götürdü gerçeğini kimse inkar edemez buna rağmen halen
akıllanmayan AKP ve saray yönetimi ısrarla Milli Eğitimi ve cumhuriyet
kurumlarını cemaat ve tarikatlara tahsisi ise cumhuriyetle ve Atatürk
devrimleriyle hesaplaşmak değil de nedir?.”
AKP Birçok köklü Anadolu liseleri
yangından mal kaçırılır gibi imam-hatip okulu oldu. Laik, çağdaş, bilimsel
eğitimden uzaklaşma Ülke, Ulus bütünlüğümüzü nasıl sıkıntıya soktuğunu çok
yakın zamanda gördük ve yaşadık.
15 Temmuz Darbe süreci, OHAL ve KHK ile kamuda FETÖ terör yapılanması
ile mücadele adı altında birçok muhalif öğretmen işten alınmış, eğitimde kamuda
tam bir kargaşa ortamı yaşanır hale gelmiştir. 15 Temmuz ile Ülkenin
demokrasisi harici, bireylerin demokratik yaşam haklarına da darbe yapılmıştır.”
Diye konuştu.
AKP
iktidarları öncesinde Türkiye’de yeteri kadar İmam hatip okulları yok muydu da AKP
iktidarları döneminde tüm okulları imam hatip okulları yapıldı ve bu okullar
cemaat ve tarikatların örgüt yuvasına dönüştürdü! Bun tek bir nedeni vardı o nedende
“Dindar ve kindar bir nesil yetiştirmek
ve kendi iktidarlarını korumak hedeflenmişti;
Oysaki 21; yy bilgi cağında “Bu
cumhuriyetimizin” imamdan daha çok” laik, çağdaş, bilimsel eğitim veren
okullara ihtiyacı vardır. Özgür düşünen, sorgulayan ve sonucu uygulayabilen bir
gençlik geleceğimiz olacaktır. Gerici bir eğitim sistemi, kula kul olma
kültürü ile yetişen bireylerin daha nice tarikatlara ve girişimlere neden
olacağı kaçınılmaz bir gerçektir.
Ülkemizde 18 yıllık AKP şartları olumsuzda olsa da cumhuriyet okullarında;
Başöğretmenimiz Atatürk’ün izinde; İlke ve Devrimleri ışığında fikri hür,
vicdanı hür nesilleri yetiştirecek öğretmenlerim yolunuz açık, başarılarınız
daim olsun. Bilimsel, laik, demokratik, çağdaş ve ulusal eğitim sistemi
mücadelemiz ne pahasına olursa olsun devam edecektir. “ Ali Berham ŞAHBUDAK…


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder