“Vatan hainliği, bir kimsenin kendi ülke ve toplumunun zararına
başka toplum ve ülke adına yarar sağlayacak işleri yapmasına vatan hainliği
veya vatana ihanet denir”. Bu anlamda vatan haini, kendi toplumuna, ülkesine, dolayısıyla
insanına zarar verecek şeyler yapması, dolayısıyla kendi ülkesine değil başka
toplum ve insanlara hizmet etmek anlamına gelecek kişisel çıkar işlere
girişmesidir.
Vatana ihanet, vatan hainliği ya
da hıyanet-i vataniye, meşru
egemenlik düzenini devirmeye veya otoritesini yıkmaya, bağlı olduğu devlete
karşı savaşmaya veya düşmanla işbirliği etmeye yönelik eylemleri kapsayan suç
türüdür. Tarih boyunca birçok hukuk sisteminde tüm suçların en büyüğü olarak
değerlendirilmiş ve en şiddetli biçimlerde cezalandırılmıştır. Fakat vatan hainliğinin
diğer gelişmiş ülkelerle kıyaslandığında ülkemizde şiddetle uygulanan ağır bir
cezası yoktur.
“Devletlerin ve hatta devlet öncesi toplulukların tarih sayfasına
çıkmasıyla birlikte grup ya da devlet içindeki otoritenin sağlanması ve bu
düzeni bozmaya yönelen bireylerin cezalandırılması fikri husule gelmiştir”. Bu çerçevede hırsızlık ve kasten
adam öldürme gibi suç tipleri bireylerin birbirlerine yönelik hak ihlallerini
cezalandırmaya yönelik olup, toplumun düzenini sağlamaya yönelik arayışlara
gidilmiş ve başka suç tiplerine de ihtiyaç duyulmuştur.
Klasik suç
tipleri zaman içinde bazı ufak değişimler geçirmekle birlikte, devlete karşı
işlenen suçlarda dönemin münhasır koşulları, modern devlet ve öncesi dönem,
mutlak otorite düzenleri ya da anayasal devlet düzeni gibi faktörlere göre
önemli farklılıklar yaşanmıştır.
Siyaset
bilimi, anayasa, ceza hukuku, hukuk felsefesi gibi birçok alanla doğrudan bağlantılı
olan vatana ihanet kavramını açıklarken tüm zamanlarda ve mekanlarda geçerli
olan bir tanıma, kodifiye edilmiş modern hukuk düzenleri nazara alındığında
bile ulaşmak mümkün değildir.
Bu nedenle
“Vatana ihanet suçunun kökenleri üzerine bir inceleme” başlıklı bu çalışmada
vatana ihanet kavramının ne olduğu ya da günümüz kanunlarında nasıl
düzenlendiği değil, kavramsal olarak ortaya çıkış serüveni ve bunun tarihsel
süreçte geçirdiği evrim, yabancı literatürdeki genel kabul gören inceleme
anlayışına uygun biçimde başlıca hukuk sistemleri olarak değerlendirilen Roma,
Cermen ve İngiliz hukuk sistemleri baz alınarak incelenmiştir.
Ardından vatana ihanet kavramının
Türk hukuk tarihindeki gelişim süreci de ele alınmaya çalışılmıştır.
Bu çerçevede
özellikle siyasal devrimler (İngiliz ile Fransız deneyimleri ve hatta Türk
Kurtuluş Mücadelesi aka-bindeki İstiklal Mahkemeleri yargılamaları) vatana
ihanet yargılamalarının pratiğini ortaya koymaları nedeniyle, kavramın doğuşuna
odaklanmış bu çalışmanın dışında tutulmuştur.
Nitekim söz
konusu siyasal devrimlerin peşi sıra gelen yargılamalar, inceleme
metodolojisini de etkileyecek iç dinamikleri haiz olduğundan başlı başına ele
alınmalıdır. Zira konunun bu yönünün incelenmesi söz konusu yargılamalara etki
eden siyasal gelişmelerin siyaset bilimi zaviyesinden ele alınmasını
gerektirmektedir.
PEKİ, NİÇİN İHANET EDİYORLAR?
Çıkarcılık, kıskançlık, yükselme hırsı, çabuk zengin olma,
kandırılma, Türk düşmanlığı, bölücülük, zayıf karakter ve kişilik bozuklukları
ihanetin en büyük nedenleridir. Hainler kendi ruh ve kişilik bozukluklarının farkındadırlar ve
için de yaşadıkları iç çatışma ve düşmanlık duyguları onları daha da düşmanca
faaliyetler yapmaya sürükler. Hainler, ihanet edenler, kişisel ve toplumsal
yaşamın daha çok sıkıntılı zamanlarında ortaya çıkar ve toplumu bölmeye,
devleti yıkmaya çalışır.
Son zamanlarda ülke aleyhine
yapılan içte ve dışta tüm bölücü eylemler, terör saldırıları, basın
toplantıları, yazılar, verilen demeçler ülkemizi kaos ’un eşiğine getirmek
isteyen güç odaklarından da büyük destek görmektedir. Bu ülkeler bu hainlere para,
silah, siyasi güç gibi her türlü desteği vermekte ve onları kullanmaktadır. Zaten günümüzde içinde yaşadığımız
coğrafyaya baktığımızda savaşın şeklinin değiştiğini rahatlıkla söyleyebiliriz.
Şimdi hemen
sınırlarımızın yanı başında cereyan eden bu yakıcı savaş emperyalist ülkelerin
organize ettikleri biliniyor olmasına rağmen neden T.C. Devleti gibi köklü bir ülke 1919 kurtuluş savaşı deneyimi olan 97 yıllık bu cumhuriyetimizi yönetenler tıpkı yol arkadaşları
tarafından kandırılmış olduğu gibi “ ACABA
EMPERYALİST ÜLKELERDE Mİ KANDIRDI SAVAŞA GİRİN DİYE”?,
Bu hain bölücüler ve menfaat
peşinde koşan sözde yönetici hainlerle cumhuriyeti yıkmak istedikleri
emperyalist ülkelerin peşine neden takılırlar. Şimdi tüm emperyalist güçler özellikle Ortadoğu ve Müslüman ülkeler
üzerine yoğunlaşmış durumdalar. Tam bir haçlı seferi var ama bu sefer Müslümanı
Müslümana kırdırarak önce onları zayıflatmak ve sonra son hamleyi yaparak
bölgede otorite kurmak olduğunu 18 yıldır T.C. Devletini yöneten AKP ve saray
yönetimi bunu göremez mi de orta doğuda emperyalistlerin değirmenine su
taşırlar.
Türkiye'nin güçlenmesini
istemeyen ve bundan rahatsız olan bu güçler Türkiye’yi de ‘hizaya’ sokmak için
her türlü yolu ediyorlarken neden AKP bu oyunun içene düşer. Bunun içinde emperyalistlerin
ellerinde her zaman hazır olan içerideki vatan hainlerini yani cemaatleri ve
tarikatları görmezden gelirler T.C. Devletini oluşturan tüm kurum ve
kuruluşları bu cumhuriyet ve Atatürk düşmanlarına teslim ederler!
Bunun tek bir açıklaması var o da AKP ve saray yönetiminin tek
beslendiğin kaynak bunlar? Çünkü biliyorlar ki bu memleketin haini çok var ve
kurtuluş savaşı öncesinde de vardı bugün de bunların varlığı bitmedi. Ali Berham ŞAHBUDAK…



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder