5 Mart 2020 Perşembe

VATANA İHANET, VATAN HAİNLİĞİ YA DA HIYANET-İ VATANİYE!!!


VATANA İHANET, VATAN HAİNLİĞİ YA DA HIYANET-İ VATANİYE!!!


“Vatan hainliği, bir kimsenin kendi ülke ve toplumunun zararına başka toplum ve ülke adına yarar sağlayacak işleri yapmasına vatan hainliği veya vatana ihanet denir”.  Bu anlamda vatan haini, kendi toplumuna, ülkesine, dolayısıyla insanına zarar verecek şeyler yapması, dolayısıyla kendi ülkesine değil başka toplum ve insanlara hizmet etmek anlamına gelecek kişisel çıkar işlere girişmesidir.

Vatana ihanet, vatan hainliği ya da hıyanet-i vataniye, meşru egemenlik düzenini devirmeye veya otoritesini yıkmaya, bağlı olduğu devlete karşı savaşmaya veya düşmanla işbirliği etmeye yönelik eylemleri kapsayan suç türüdür. Tarih boyunca birçok hukuk sisteminde tüm suçların en büyüğü olarak değerlendirilmiş ve en şiddetli biçimlerde cezalandırılmıştır. Fakat vatan hainliğinin diğer gelişmiş ülkelerle kıyaslandığında ülkemizde şiddetle uygulanan ağır bir cezası yoktur.

“Devletlerin ve hatta devlet öncesi toplulukların tarih sayfasına çıkmasıyla birlikte grup ya da devlet içindeki otoritenin sağlanması ve bu düzeni bozmaya yönelen bireylerin cezalandırılması fikri husule gelmiştir”. Bu çerçevede hırsızlık ve kasten adam öldürme gibi suç tipleri bireylerin birbirlerine yönelik hak ihlallerini cezalandırmaya yönelik olup, toplumun düzenini sağlamaya yönelik arayışlara gidilmiş ve başka suç tiplerine de ihtiyaç duyulmuştur.

İşte tam bu noktada karşımıza devlete karşı işlenen suçlar ve “vatana ihanet” kavramı çıkmaktadır.

Klasik suç tipleri zaman içinde bazı ufak değişimler geçirmekle birlikte, devlete karşı işlenen suçlarda dönemin münhasır koşulları, modern devlet ve öncesi dönem, mutlak otorite düzenleri ya da anayasal devlet düzeni gibi faktörlere göre önemli farklılıklar yaşanmıştır.

Siyaset bilimi, anayasa, ceza hukuku, hukuk felsefesi gibi birçok alanla doğrudan bağlantılı olan vatana ihanet kavramını açıklarken tüm zamanlarda ve mekanlarda geçerli olan bir tanıma, kodifiye edilmiş modern hukuk düzenleri nazara alındığında bile ulaşmak mümkün değildir.

Bu nedenle “Vatana ihanet suçunun kökenleri üzerine bir inceleme” başlıklı bu çalışmada vatana ihanet kavramının ne olduğu ya da günümüz kanunlarında nasıl düzenlendiği değil, kavramsal olarak ortaya çıkış serüveni ve bunun tarihsel süreçte geçirdiği evrim, yabancı literatürdeki genel kabul gören inceleme anlayışına uygun biçimde başlıca hukuk sistemleri olarak değerlendirilen Roma, Cermen ve İngiliz hukuk sistemleri baz alınarak incelenmiştir.

Ardından vatana ihanet kavramının Türk hukuk tarihindeki gelişim süreci de ele alınmaya çalışılmıştır. 

Bu çerçevede özellikle siyasal devrimler (İngiliz ile Fransız deneyimleri ve hatta Türk Kurtuluş Mücadelesi aka-bindeki İstiklal Mahkemeleri yargılamaları) vatana ihanet yargılamalarının pratiğini ortaya koymaları nedeniyle, kavramın doğuşuna odaklanmış bu çalışmanın dışında tutulmuştur.

Nitekim söz konusu siyasal devrimlerin peşi sıra gelen yargılamalar, inceleme metodolojisini de etkileyecek iç dinamikleri haiz olduğundan başlı başına ele alınmalıdır. Zira konunun bu yönünün incelenmesi söz konusu yargılamalara etki eden siyasal gelişmelerin siyaset bilimi zaviyesinden ele alınmasını gerektirmektedir.

PEKİ, NİÇİN İHANET EDİYORLAR?

Çıkarcılık, kıskançlık, yükselme hırsı, çabuk zengin olma, kandırılma, Türk düşmanlığı, bölücülük, zayıf karakter ve kişilik bozuklukları ihanetin en büyük nedenleridir. Hainler kendi ruh ve kişilik bozukluklarının farkındadırlar ve için de yaşadıkları iç çatışma ve düşmanlık duyguları onları daha da düşmanca faaliyetler yapmaya sürükler. Hainler, ihanet edenler, kişisel ve toplumsal yaşamın daha çok sıkıntılı zamanlarında ortaya çıkar ve toplumu bölmeye, devleti yıkmaya çalışır.
 
Son zamanlarda ülke aleyhine yapılan içte ve dışta tüm bölücü eylemler, terör saldırıları, basın toplantıları, yazılar, verilen demeçler ülkemizi kaos ’un eşiğine getirmek isteyen güç odaklarından da büyük destek görmektedir. Bu ülkeler bu hainlere para, silah, siyasi güç gibi her türlü desteği vermekte ve onları kullanmaktadır. Zaten günümüzde içinde yaşadığımız coğrafyaya baktığımızda savaşın şeklinin değiştiğini rahatlıkla söyleyebiliriz.

Şimdi hemen sınırlarımızın yanı başında cereyan eden bu yakıcı savaş emperyalist ülkelerin organize ettikleri biliniyor olmasına rağmen neden T.C. Devleti gibi köklü bir ülke 1919 kurtuluş savaşı deneyimi olan 97 yıllık bu cumhuriyetimizi yönetenler tıpkı yol arkadaşları tarafından kandırılmış olduğu gibi “ ACABA EMPERYALİST ÜLKELERDE Mİ KANDIRDI SAVAŞA GİRİN DİYE”?,

Bu hain bölücüler ve menfaat peşinde koşan sözde yönetici hainlerle cumhuriyeti yıkmak istedikleri emperyalist ülkelerin peşine neden takılırlar. Şimdi tüm emperyalist güçler özellikle Ortadoğu ve Müslüman ülkeler üzerine yoğunlaşmış durumdalar. Tam bir haçlı seferi var ama bu sefer Müslümanı Müslümana kırdırarak önce onları zayıflatmak ve sonra son hamleyi yaparak bölgede otorite kurmak olduğunu 18 yıldır T.C. Devletini yöneten AKP ve saray yönetimi bunu göremez mi de orta doğuda emperyalistlerin değirmenine su taşırlar.

Türkiye'nin güçlenmesini istemeyen ve bundan rahatsız olan bu güçler Türkiye’yi de ‘hizaya’ sokmak için her türlü yolu ediyorlarken neden AKP bu oyunun içene düşer. Bunun içinde emperyalistlerin ellerinde her zaman hazır olan içerideki vatan hainlerini yani cemaatleri ve tarikatları görmezden gelirler T.C. Devletini oluşturan tüm kurum ve kuruluşları bu cumhuriyet ve Atatürk düşmanlarına teslim ederler!

Bunun tek bir açıklaması var o da AKP ve saray yönetiminin tek beslendiğin kaynak bunlar? Çünkü biliyorlar ki bu memleketin haini çok var ve kurtuluş savaşı öncesinde de vardı bugün de bunların varlığı bitmedi. Ali Berham ŞAHBUDAK…




Hiç yorum yok:

SİYASETTE İLKELERİN ÇÖKÜŞÜ:

SİYASETTE İLKELERİN ÇÖKÜŞÜ: İFTAR SOFRASINDAKİ AYDINLIK VE KARANLIK? Bugün önümüze düşen o fotoğraflar, aslında bizlere görünü nenin çok...