2 Temmuz 2020 Perşembe

MADIMAK KATLİAMININ 27; YILI!


MADIMAK KATLİAMININ 27; YILI!

Sivas Madımak Katliamı 27; yılında yine milyonlar olarak bugün Ankara olmak üzere Sivas İstanbul İzmir ve birçok büyük illerden” bu insanlık sucu katliamını kınamak için" covid-19 Pandemi salgını nedeniyle Sivas Merkeze kısıtlı olarak gidilse de! Tüm dünyada bulunan T.C. Devleti yurttaşları ve ülkemizde ki Çağdaşlaşmayı ve Özgürlüğü Adaleti Hukukun üstünlüğünü kendine rehber edinmiş milyonların kalplerinde bir kez daha bu insanlık sucu lanetlendi…

Kısaca Cumhuriyet şehri Sivas’ta neler yaşandı 1993 ‘ de Sivas Katliamı veya diğer bir anlamıyla çağımızın yüz karası Madımak Katliamı! "ya da Sivas Madımak Olayı, 2 Temmuz 1993 tarihinde Sivas'ta Pir Sultan Abdal Kültür Derneği tarafından organize edilmiş olan Pir Sultan Abdal Şenlikleri sırasında Sivas ta bulunan Madımak Otelinin yakılması ve çoğunluğu Alevi yurttaşlardan oluşan 35 aydın yazar, ozan, şair ve düşünür ile 2 otel çalışanının ‘da bu ırkçı ve gericiler faşist yobazlar tarafından katledilmiş olmamalarıdır “ya da dumandan boğularak hayatlarını kaybeden 35 aydınla sonuçlanan bir çağ dışı katliamdır.

Demokratik, çağdaş ve laiklikten hukuk Devleti olan ülkemizde Alev aydın yurttaşlar 20; yy bilgi cağında maalesef #insanlık adına işlenmiş en acı ve en aşağılık bir katliamıdır Sivas madımak katliamı! 1993 yılında Madımak’ da ki bu katliam bilindiği gibi Maraş da Corum da 1978’li yıllarda yaşanmıştı katliamlarda farklı değildir yüzlerce aydın çağdaş alevi aydın yurttaşlarımız ırkçı faşist şoven beyinsizlere hamile kadınlarımızı dahil vahşice katledilmişlerdir".

Bu ve benzeri katliamların önünün kesile bilmesi için sözde yöneticiler din adına ırkçılık adına milliyetçilik adına ayrım yapmaksızın ülkemizde yaşayan Aydın Çağdaş yurtsever T.C. Devletini Aydın ve çağdaş yurttaşları alçakça ırkçı faşistlerce katledilmişlerdir “ Tıpkı bugün sınır komşularımızda ki savunmasız masum halklara gibi ORTA-DOĞU da IŞİD El Nusra El Kaide gibi azılı ırkçı” Faşistlerin yaptıkları gibi 1993 de ülkemizde sözde İslam” adına katliam yaptıklarını söyleyen bu katilleri biz tanıyoruz dünde bugünde bu katiller devlet desteğini kullanarak birçok aydın insanları katletmişlerdir".

T.C Devletini oluşturan Anayasal güvenceye sahip bu aydın yurttaşlar aynı zamanda da yasamada yürütmede de eşit haklara sahip olmalarına rağmen Maalesef bu yıl yine susan o acılı yürekler tıpkı 25 yıl önce olduğu gibi yine susmayıp bu yılda sokaklarda ve konferans salonlarında ırkçı ve şeriat adına yapılmış bu katliamları lanetlemekten geri adım atmayacaklardır.

İnsanlık adına işlenmiş olan bu ırkçı katliamlara ve benzeri katliamlara direnen, mücadele eden yüreklere komplo teorilerini aratmayacak zayıf ve savunmasız anında devletin olanaklarını adeta bir katliam silahı olarak kullanan bu eşkıya bozuntuları egemen güç karşısında adeta bir sinek gibi dışkı üzerinde yürürlerken adeta bir lanetli ırk olarak dolaşmakta ve 2 Temmuz 1993 ‘de dil, din ırk gözetmeksizin insanlığa ışık olacak kardeşçe bir düzen için ömrünü heba etmiş bu uğurda dönen dönsün ben dönmem yolumdan diyerek darağacına yiğitçe yürümüş olan Pir sultan Abdallın anılması için Sivas ‘ta gerçekleştirilen etkinliklerde 35 canımızı vahşice katletmiştir.

Bu soysuzlar; “ devletin gözü önünde adeta devletin tüm kamusal imkanları da kullanılarak işlenen bu katliama egemen güçlerin ‘de yardımlarıyla insanlığa ve sözde savundukları İslam dinine dahi sığmayacak kadar vahşice işlenmiş katliamlar olarak tarih de almışlarıdır bu vahşiler adeta “ Kuzu postuna bürünmüşcesine ellerini kollarını sallayarak halen aramızda dolaşarak din ve adalet dağıtmaktalar bu vahşi hayvanlara insan dene bilinir mi.?

1993 Yılında aydın ve yurtsever yurttaşlar pir sultan Abdalın doğduğu Banaz'a taşınan etkinlik sözde cumhuriyetin temellerinin atıldığı Sivas’ta yapılacak sıvasın yıllar önce yaptığı katliamı biraz olsun Sivas halkıyla bütünleşip bu acı, kaygıyı, 20, yy da olsa pir sultan abdalı Sivas ’a kendi memleketi olan vatandaşlarına tekrar tanıtacaklardı kalleşçe ve Devletin gözü önünde tıpkı pir sultan abdala yapıldığı gibi camlarımızda Sivas’ta katledildiler canlar ne bilirlerdi ki bu halk yüz yıllardır kinlerini daha da iyice azı dişlerini binmişlercesine beklediklerini canlarına mallarına kast edeceklerini öyle olsa bile bu inanç devrim şehitleri tıpkı “ Arap yarım adasındaki Kerbela‘da şehit olan şehitlerimiz gibi davalarına inanmış Hz. Hüseyin’in yolunda yine gözlerini kırpmadan ırkçı faşizme karşı mücadelelerini sürdüreceklerdi”.

Oysa katledilen bu şehitlerimizin tamamı alevi inancına mensup değillerdi!. Pir sultan abdal! Hızır denen kişiyi dergahında beslemiş millete ve vatana hayırlı işler yapması için medreselere göndermiş, eğitim alsın Sivas'a faydası olsun demişti tabi bilemezdi insan görünümlü bu yaratık ruhunu dergahtan çıktıktan sonra şeytana mı yoksa Kerbela katliamını yapan yezide mi teslim ettiğini bilemezdi.

Çünkü inancında felsefesinde 72 Milleti aynı nazarda görüyordu. 

Bu felsefe dünyadaki inanç olarak benimsenmiş ve ibadet olarak algılanan kötülüklerden arınma mantığını temel alan dinlerdir maalesef başta İslam dini olmak üzere ( Emevi anlayışına dayalı İslam yorumları yalan yanlış yapılmaktaydı dün de böyleydi bu günde böyle.) Oysa alevi inanç felsefesinde bu tür tezatlığa yer yoktu bunu bilen yobazlar dün Osmanlı sadrazamların kullandı, bugünde yine onun uzantılarını kullanarak sözde İslamcıyız teraneleriyle pir sultan abdalın katliamını gerçekleştiren dönemin uzantıları olan aynı zihniyet sahibi bir avuç beyinsizler den farklı değillerdir.

2 TEMMUZ 1993’de 35 CANIMIZI KATLETMİŞLERDİ.

Şüphesiz bu ve benzeri katliamları gerçekleştiren zihniyetin uzantıları 1993 dede bugünde devletin tepesine kadar çıkmıştır ve bundan güç alan bu katiller Maraş ‘da farklı kimliklerle Çorum ‘da başka kimlikte hep aynı amaç uğruna karşımıza çıkmıştır bugün Suriye’de ırakta aynı katliamları yapmaktalar bu omurgasız hayvanlar tıpkı yılanlar gibi deri değiştirerek içimize sızmış zehirlerini bu seferde yanı başımızdaki komşu ülkelerimizde bu zihniyet savunmasız ve masum halkların kanını dövmekteler Suriye’ de ırak’ da yaşayan Alevi ve Türkmen yurttaşlarımızın katletmektedir yaşadıkları tıpkı 1993 de Cumhuriyet şehri Sivas ta olduğu gibi..

Devletin askerinin gözü önünde, mülkü amiri olarak bilinen sözde dönemin valisinin gözleri önünde, sözde güvenlikten sorumlu Emniyet müdürlüğüne bağlı polislerinin gözleri önünde Sözde Askeri garnizon Komutanlığının gözleri önünde bu ırkçı faşist güruh Aydınlarımızın gözlerinin içine baka baka 33 canı alev alev Sivas’ta yaktılar bu insan olmayan hayvanlar! Ancak bu hayvan ruhlu insan bozması yaratıkların unuttukları çok önemli bir şey vardı.

“O etkinlikler pir sultan Abdal'ı anma ve pir sultan Abdallın yolunda olduğumuzu haykırıyor olmamızdı” (Bir ölürüz bin doğarız sloganlarını atıldığı Sivas sokakların da caddelerinde adeta aydınlar haykırıyordu.) Yobazlığın ve ırkçılığın karşısında “ Bu şehir cumhuriyetin temellerinin atıldığı şehir diye bağırıyorlardı bu şehirde yobazlar ırkçı faşistler yaşayamaz diye!

Bunun yanı sıra Sivas’ta ki bu vahşet ne ilk nede son olacaktır!

Son 30 yılda tam 30 katliam yapıldı bunların en büyüğü ise aydın alevi katılımlarıydı, Maraş, ta sonra Sivas’ta, Corumda, Malatya’da, Gazide ve cezaevlerinde bu ve benzeri katliamlar yapılmıştı “ cumhuriyetin temel taşlarını ve haclarını koyan laiklikten ve cumhuriyetten yana taraf olan aydın alevi halkına, 20 yüzyılın yapılmış en büyük katılımlarıydı " Emevi İslam uzantılarıyla devleti kuşatan bu sözde ırkçı İslamcı faşistler " bu yetmezmiş gibi 1946’dan günümüze değin devleti yöneten gerici güçler kendi egemenliklerini kurmak için sürekli aydın ve çağdaş alevi halkının öteki diye nitelediği alevi inancında ki Türk halkına karşı ya asimilasyon ya katliam demiştir ve her zaman olduğu gibi Sivas tada laiklikten ve çağdaş yaşamdan ödün vermeyen alevi halkı için doğrudan olmasa dahi dolaylı olarak egemen güçlerin, taşeronları gericiler adına bu çağ dışı katliamları yapmışlardır.

Daha sayalım mı bence belirtmekte yarar var toplum olarak dünde bugünde maalesef insanlık adına kalleşçe işlenmiş olayları unutan ve hesap sormayan bir toplum yapımız var neden mi en basit örnek vermek gerekirse bizler 12 Eylülün dayattığı toptan şeriat asimilasyonuna karşı direnememiş bireyler veya yurttaşlar olarak yaşadık oysa bizler tarihler boyu çağdaş ve laiklikten yana tarafız bu bizim tercihler-imizdir bu tercihler atalarımızın ve soy kütüğümüz oluşturan inanç önderlerimizin tercihleridir ve bu tercihler içinde bulunduğumuz 21,yüzyılda kendimizi insan olarak en iyi ifade eden inanç ve yaşam biçimidir.

Dünyanın gelişmiş demokratik ülkelerinin tamamında olmasa dahi bugün tercih edilen inanç sistemi, din değil çağdaş yaşam ve özgürlükler sistemidir ve insanlar için çağdaşlığı tanımlayan yaşam biçimidir bunlar sözde değil özde laiklikten yana taraf olmanın temel koşullarıdır oysa yıllardır bizlere dayatılan “Emevi İslam anlayışı bir din değil IRKÇI ve baskıcı bir BARBARLIK sistemidir sürekli halklarımızı biate zorlayarak dönüştürme sistemidir”.

Günümüz koşullarında emperyalist güçler “ılımlı İslam’a mensup egemen olanlarla bütünleşmiş ve ırkçılık yaparak ülkemiz olmak üzere bölgemizde uygulamaya koymaya çalıştıkları bu sistem gün geçtikçe daha da etkin olmaktadır. Dahası geçmiş yıllarda Sivas’ta Corum ‘da Malatya’da Maraş’ta Gazi’de ve Ankara, gibi Alevi nüfusunun yoğun yaşadıkları kentlerde yaşayan aydınlara açıktan veya dolaylı olarak bu ve benzeri eylemleri yapmaktan çekinmeyen bu güçler sistemden beslenen bu sürüngenleri de unutmamamız istenmekte.

Emperyalist saldırılara karşı durmanın yolu kendi düşünce ve kendi silahlarıyla onların silahlarına karşı halkların kardeşliği onların para sömürgeleştirme projeleri karşısında, halkların kardeşliği toplumsal mutabakat sağlanarak mümkün dür ve emperyalist güç karşısında ancak böyle durula bilinir.

Parçalanmış halkların yaşam alanları daraltılmakla birlikte can güvenliğinin de sağlanamadığı, bu yaşanan katliamlarla bir kez daha tarih sayfalarında kara bir leke olarak yerini aldığını gördük. Maraş, Çorum, Sivas, Gazi bunlar 30 yılın en büyük ırkçı katliamlarıdır ( katledenler ve katledilenler arasındaki farklılık sadece inanç farklılıklarından kaynaklanmamakta)

Sonuç olarak:  Sivas bir cumhuriyet şehridir "Cumhuriyetin temellerinin atıldığı en önemli bir ilidir". 

Amcan ne var ki cumhuriyetimizin Kurucusu Atatürk’ün Devrimlerinin filizlendiği bu ilde aydınların katliamı nasıl bir duygudur. Devlet desteği ile aydınlara yönelik yaşatılmış bir katliamın da adıdır Sivas; T.C. Devletinin, laik yapısının tamamen ortadan kaldırılması” Emevi din esaslarına dayanan tek kişilik biat kültüründe içine alan bir otoriter rejimin kurulması hedeflenmiştir “Tıpkı buğun AKP iktidarının yapmaya çalıştığı ve başarmak için çok az bir mesafede oldukları gibi”! 01.07.2020 Ali Berham ŞAHBUDAK



Hiç yorum yok:

SİYASETTE İLKELERİN ÇÖKÜŞÜ:

SİYASETTE İLKELERİN ÇÖKÜŞÜ: İFTAR SOFRASINDAKİ AYDINLIK VE KARANLIK? Bugün önümüze düşen o fotoğraflar, aslında bizlere görünü nenin çok...