#ZAVALLI "MHP" TAM TAKIM
OLARAK MARATON #KOŞUSUNDA!
Siyasi #tükenmişlik bu
olsa gerek "TTB üzerinden siyaset yapacak kadar tükenmiş bir MHP
yönetimiyle karşı karşıyayız"! MHP Genel Başkanı olmak üzere MHP yönetimi
İktidarı kaybetme korkusu ve telaşı arttıkça #Türkiye’de
“Türkiye yazan ne kadar meslek örgütü varsa mutlaka bu meslek örgütlerine
düşman olmuştur!
Bu meslek
örgütlerinden biride TTB’dir bilindiği üzere en son bu meslek örgütüyle karşı
karşıya gelen MHP yönetimi ve Genel Başkanları Devlet Bahçeli “TTB Genel
Başkanı Prof. Dr. Sinan Adıyaman bir TV programında #Covitt-19
pandamı hastalığı ile iliği sağlık bakanlığını verileri eksik veriyor demesi
üzerine İktidar partisi AKP değil ’de MHP harekete geçti ve tartışma başladı…
Oysa
Türk Tabipleri Birliği, Türkiye'deki tabipleri ( Dr temsil eden
bir meslek örgütüdür) Tabiplerin haklarını korumayı, tabiplik mesleğini temsil
etmeyi ve ahlakını korumayı, tıp eğitimine katkıda bulunmayı
ve Türkiye halk sağlığını geliştirip yaygınlaştırmayı amaç
edinmiştir. #Böyle bir aydın ve çağdaş
meslek kuruluşunu MHP Marksist bir örgüt olduğunu ileri sürerek kapatılsın
sesleri çıkarmakta.
#Bundan Öncede MHP “TMMOB” Türk #Mühendis ve
Mimar Odaları Birliği, 7303 sayılı Yasa, 66 ve 85 sayılı Kanun Hükmünde
Kararnamelerle değişik 6235 sayılı Yasayla 1954 yılında kurulmuştur. TMMOB
tüzel kişiliğe sahip, Anayasanın 135. Maddesinde belirtilen kamu kurumu
niteliğinde bir meslek kuruluşudur. MHP böylesine önemli meslek örgütlerini
sırf MHP’nin siyasi savruluşunu eleştiriyor diye kapatılmasını istiyor?
“Oysa #Milliyetçiliği
kimseye bırakmayan sözde milliyetçi MHP yönetimi “Andımız olmak üzere Ülkemizde
birçok Devlet kurumunda T.C. ibaresi tabela ve resmi alanlardan AKP tarafından
kaldırıldı gıkları çıkmadı”! MHP son 2010 #Referandumuyla
birlikte gerek siyasi eylem ve söylemleriyle #Türk milletini
şaşırtmaya devam ediyor” #Cumhuriyeti istisnasız FETÖ
olmak üzere cemaat ve tarikatlar kuşatması altında bunlar için en ufak bir
eylemcide söylemimde yok?
Milli #Eğitim başta
olmak üzere birçok bakanlığı #cemaat ve #tarikatlar
teslim almış bunlar için gıkı çıkmıyor” Daha dün Sözde #Diyanet Başkanı
Ali Erbaş denen şahıs “ Ayasofya açılışında Devlet Bahçelinin gözlerinin içine
baka baka bu ülkenin kurucu lideri Mustafa Kemal #Atatürk'e
hakaret etti gıkı çıkmadı “ Üstelik #Diyaneti de
bizzat kuran Mustafa Kemal #Atatürk'tü” Zavallı Bahçeli
ve MHP yönetiminin siyasi #tükenmişliği böyle bir şey
olsa gerek…
MHP'li Semih
Yalçın hakikaten TTB’nin bir #Marksist, örgütlenme olduğunu
iddia ederek kapatılması gerektiğini ileri sürerken gerçekten de MHP yıllardır #Marksizm’i
tanımamış siyasi partidir.
Oysa #Marksizm, özgün
bir siyasal felsefe akımı, tarihin diyalektik materyalist bir yorumuna dayanan
ekonomik ve toplumsal bir dünya görüşü, kapitalizmin Marksist açıdan
çözümlenmesi, bir toplumsal değişim teorisi, Karl Marx'ın ve Friedrich
Engels'in çalışmalarından çıkarılan, insanın özgürleşmesiyle ilgili bir
düşünce... #Marksizm, özgün bir siyasal
felsefe akımı, tarihin diyalektik materyalist bir... İsmini korurlarken,
devrimci sosyalistler kendilerine komünist demeye başlar.
PEKİ,
MARKSİZM NEDİR?
Marx tarihçi
ve felsefeciydi ve özellikle de idealist olan ve diyalektiği kullanan Hegel’i
okuyordu. İdealizm felsefenin bir koludur ama Marx idealizmi
reddetmişti, diyalektiğin daha işe yarar olduğunu düşünüyordu ve dünyayı
yeni bir bakışla ele almak için onu materyalist felsefeyle birleştirdi –
diyalektik materyalizm. Bununla Marx’ın tarihi analiz ettiği tarihi
materyalizm ortaya çıktı. Buna göre, insanın teknoloji seviyesi taş
aletlerinden itibaren arttıkça, sosyal yapısı da üretime uygun olarak evrim
geçirdi. Yani ilkel bir taş devri avcı-toplayıcı toplumunda bütün kabilelerde
“ilkel bir komünizm” vardı.
İnsanlar
beraber avlanıyor, evlerini beraber yapıyordu ve her şey mecburen eşitlik
içindeydi. Belki bir çeşit hiyerarşi vardı ama sınıflar yoktu. Sınıf, bir
grubun üretim araçlarına sahip olması durumudur. Taş aletlere sahip
olunmuyordu, sadece ihtiyaç duyulduğu zaman yapılıyordu. İnsanlar günü birlik
yaşıyordu ve herhangi bir mülkiyet sahibi değildi. İnsanlar “ihtiyaç fazlası”
ürüne sahip olabilecek teknolojiye ulaştığı zaman artık güçlü olanlar
oturabilir ve diğer insanların onlara çalışmasını sağlayabilirdi.
İlk başta
bunu yapanlar dini liderlerdi. İlk başta bazı sınıf toplumları kurulmuş ama
sonradan tekrar eşitlikçi toplumlar tarafından ortadan kaldırılmıştı ama o
dönemde bu konudaki akademik bilgi fazla olmadığı için Marx’ın da kesin bir
bilgisi yoktu. Daha sonra Mısır uygarlığı, monarşik hanedanlıklar gibi
köle imparatorlukları ortaya çıktı. Orta çağda feodalizm evrildi.
Modern
üretim ve ticaret büyüdükçe, kapitalistler, feodal düzenle çatışmaya başladılar
ve İngiliz iç savaşı, Fransız Devrimi ve Hollanda’daki gibi devrimlerle
feodalizmi yıktılar. Bunlar klasik “burjuva devrimleriydi”. Bu ülkelerde
kapitalist düzen kuruldu. Bu değişim aşamasında, özellikle de feodal dönemde ve
aynı zamanda kapitalist dönemin ilk birkaç on yılında kısa bir süre için
merkantalizm popüler hale geldi. Merkantalizm bir çeşit ilkel-kapitalist
teoriydi.
Sonuçta, İngiltere,
Fransa ve Hollanda’da burjuva devrimleri gerçekleşti. Bu kapitalizmin
artık baskın sistem olduğu anlamına geliyordu ve böylece modern üretim ve
ticaret çok daha hızlı gelişebildi. Bu, o günlerde çok ilericiydi ve bu
ülkelere, özellikle de her şeyin başladığı Büyük Britanya’ya büyük bir ivme ve
üstünlük sağladı. Sanayi Devrimi, burjuva devriminin ve burjuva devrimi de
teknolojiyle beraber artan üretimin sonucuydu. Böylece birkaç ülke, özellikle
de B. Britanya diğer ülkelere göre çok ileri gitti. Büyük Britanya tüm dünya
denizlerini, ticareti ve finansı kontrol etmeye başladı ve tarihte bilinen en
büyük imparatorluğu kurdu.
Marx,
üretici güçlerin gelişimi ve var olan toplum tipi arasındaki diyalektik
bağlantıyı keşfetmişti. Birkaç bin yıl önce kölelik, ilkel komünizme göre daha
gelişmişti (üretimi geliştirmek ve çoğaltmak, daha çok üretim yapılmasına
olanak sağlaması anlamında), ve feodalizm köleliğe göre daha
gelişmişti.
Ve sonra
kapitalizm, feodalizmin yerini aldı çünkü o dönemde daha feodalizme göre daha
gelişmişti yani daha fazla üretim sağlayabiliyordu. Marx bütün bunları
açıklarken tam da o dönemde Charles Darwin, ufak genetik değişimlerin
birikimiyle yeni türlerin ortaya çıktığı benzer bir diyalektik işlemi, yani
evrimi ve türleşmeyi açıklayan “Türlerin Kökeni” adlı kitabını yazdı. Nicel
değişimler yavaşça birikiyordu ve sonunda nitel değişimleri ortaya çıkarıyordu.
Örneğin, feodal İngiltere’de yavaşça biriken kapitalizm en sonunda İngiliz iç
savaşına yol açtı ve burjuva devrimi gerçekleşti.
Bütün
bunları açıkladıktan sonra tekrar diyalektiğe gelelim. Diyalektik “değişim
bilimidir” ve eski Yunan’a ve Hindulara kadar gider. Marx diyalektiği kullandı
ve onu materyalist felsefeyle beraber geliştirdi. Materyalizm, fikirlerin
fiziksel dünyaya göre (soyut güçlere – tanrılara, ruhlara, cinlere, perilere vs
– göre değil) şekillendiği düşünce tarzıdır. Materyalist felsefe oldukça net ve
katıydı ve Marx diyalektiği ona eklediği zaman, var olan toplumun da gelecekte
nasıl şekilleneceği açıklayabileceğini biliyordu.
Peki, Marx’a
göre toplumun evrimi nasıl gerçekleşecekti? Sonsuza kadar kapitalizm?
Hayır. Her şey devamlı olarak değişim içindeydi ve hiçbir şey sonsuza kadar
aynı kalamazdı. Kapitalizm, belli bir oranda eğitimli ve fabrikalarda çalışan
şehirli işçi sınıfını yaratmıştı. Bu insanların ortak bir çıkarı vardı ve bu
ortak çıkar patronların (burjuvaların) çıkarıyla çakışıyordu. Bu aynen
feodalizm ve köle toplumları gibi bir sınıf toplumuydu. Egemen sınıf, iktidarı
ele geçirebilecek gücü sahip olan sömürülen bir sınıf yaratıyordu. Yani kendi
mezarını kazıyordu.
Diyalektik
gösteriyor ki her şey kendi karşıtını barındırır ve ufak değişimler en sonunda
büyük bir patlamayla nicel bir değişim gerçekleşene kadar zamanla neredeyse hiç
fark edilmeden birikir. Kapitalizm, feodalizm içinde sonunda devrim olana
kadar büyüdü. Darwin, aynı fikri yeni türlerin evrimini açıklamak için
kullandı. Bilimde bu her zaman olur. Mesela ben bir aralar jeolojiyle
ilgileniyordum ki jeoloji neredeyse sadece değişimi ele alır. Diyalektikte her
şey sürekli değişim içindedir.
Ve
Marx sonunda bu şehirli işçi sınıfının bir gün toplumun yönetimini patronlardan
alacağını öngördü. Üretim araçları “herkes tarafından” sahip olunacak ve
kontrol edilecekti. Ve sonra Paris Komünü ortaya çıktı. Bu Fransa’da kısa süren
bir devrimdi ama teorinin pratiğe dökümü oldu.
O
sırada, Amerika’da iç savaş başladı. Marx, köleliği bitirmek isteyen
Kuzeye büyük bir destek veriyordu çünkü köleliğin kalkması Amerikan burjuva
devriminin 2. Aşamasını temsil ediyordu. (Amerikan devriminde, Avrupa'dakilerin
aksine feodalizm yerine kölecilik ve kolonicilik yıkılmıştı) Marx, ütopyacı
değildi. Kafasında güzel bir dünya kurup “buna nasıl erişebiliriz?”
demiyordu. O sadece toplumun nasıl evrildiğini ve belli bir dönemde
toplumun hangi şekilde ilerlediğini açıklıyordu.
Ütopik
sosyalizm, kişinin kafasında ütopik bir sosyalist düzen kurup “bu düzene nasıl
erişme” fikri; bilimsel sosyalizm ise aynen Marx gibi hayatın gerçekleri ve
toplumun ilerleyişini bilimsel olarak ele alarak sonuca gitme fikri olarak
açıklanabilir. Marx toplumun nasıl everildiğini anlamıştı ve komünizm adını
verdiği gelecek toplumunun demokratik bir işçi toplumu olacağını öngörmüştü ama
detayları tahmin etmek için fazla zaman harcamadı.
Ama tabi ki
kapitalizmden komünizme dönüşümü destekledi ve bunun için çalışmaya başladı.
Marx, komünizmin büyük ihtimal gelişmiş bir ülkede ortaya çıkacağını
düşünüyordu çünkü bunun için belli bir büyüklükte “işçi sınıfına” ihtiyaç
vardı. Komünizmi (ya da Lenin anlamı değiştirene kadar onunla aynı anlamı
taşıyan sosyalizmi) getirecek olan ana kuvvet şehirli işçi sınıfıydı.
Marx’a göre
köylüler ve küçük burjuvalar organize olup bir güç teşkil edemeyecek kadar
dağınık ve kolektif bilinçten yoksundu. Marksizmi anlamak için tabi ki pek çok
kaynağı okumanız lazım ama burada anlattıklarım Marksizm’in temel hatları.
Umarım işinize yaramıştır… Ali Berham ŞAHBUDAK...

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder