11 Aralık 2020 Cuma

AKP'NİN ATATÜRK’LE VE CUMHURİYETLE HESAPLAŞMASI!

AKP'NİN ATATÜRK’LE VE CUMHURİYETLE HESAPLAŞMASI! Birisi bu vatanın nasıl kurulduğunu “Atamızın bu resimdeki giymiş olduğu ayakkabısının tabanı nasıl delindiğini” Erdoğan’a ve AKP’lilere anlatsın! Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları o cephelerden o cephelere gece gündüz demeden dile kolay tam dört yıl Türk ordusunun önünde koşarak bu vatanı canı pahasına kurduğunu kanıtı işte bu resmidir bugün Atatürk’ün kurduğu bu laik sosyal hukuk devleti olan bu cumhuriyette saltanat sürenlere ve saraylarda rahat yataklarında yatanlar ve yaşayanlar anlayamaz! “Bir Kemalist Atatürkçü yurtsever devrimci yurttaş olarak “ Atamın bu ayakkabısının tabanındaki deliği bugün Atatürk’ün kurduğu bu cumhuriyeti hasat mezat satan AKP ve yandaş MHP ye göstersin! Bu resim Sakarya meydan muharebesi sırasında Gazi Mustafa Kemal Paşa cepheden cepheye koşarken haberi olmadan çekilmiş bir resmidir (İşte bu cennet vatan böyle kuruldu! ) O nedenledir ki bu cumhuriyet hiç kimsenin babasının çiftliği değil - 83 - Milyon Türk Milletinin din ırk mezhep ayrımı yapmaksızın T.C. Devleti yurttaşlarının kanıyla canıyla öz malıdır! 60 yıllık yaşamımda Atamın bu resmini böylesine derinine görünce hiç böylesine yıkıldığımı fark etmemiştim" şimdi sormak gerekir sözde milli ve yerli olduğunu iddia edenler”! Bu günümüzde dahi böylesine bir mücadele emperyalizme karşı verilemezken! 1919 kurtuluş savaşındaki o şartlarda emperyalizme diz çöktüren her metre karesi şehit kanlarıyla sulanmış olarak kazanılmış olan bu cennet vatanı yıllardır bir kin ve hırs uğruna” AKP iktidarı ve bileşenleri cemaat ve tarikatlar elinde bulunması bir yurttaş olarak yüreğimi kanatıyor oysa bu cumhuriyeti ve Atatürk’ü yok etmek için her şartları deneyen ve her türlü yetkiyi istedikleri gibi kullandıkları acıktır! AKP ve bileşenleri FETÖ ve benzeri cemaatler tarikatlarla tam 18 yıldır T.C. Devletini adeta kişisel çıkarlar için kullanılırken bir taraftan da cumhuriyet yok ediyorlar” bunlar yetmez gibi birde bu talana soyguna dahil olan bir gurup daha var ki onlarda yıllardır Türk halkını tıpkı AKP gibi aldatarak kendilerini Türk Milliyetçisi olduğunu iddia eden bir MHP yönetimi var bunlara ’da bu talana soyguna dahil olmuş adeta cumhuriyetle ve Atatürk’le hesaplaşma yarışına girmişlerdir… AKP'nin Atatürk’le ve Cumhuriyetle hesaplaşmasını nedenlerin küçük hatırlatmalarla aktaralım! AKP’liler, Cumhuriyeti yıkmak, unutturmak için neler yapmadılar ki neler… Yaptıkları saymakla bitmez… Çelenk koymayı, ulusal bayramları, Ant’ı, bayrak taşımayı, İstiklal Marşını yasakladılar. Atatürk resimlerini kitaplardan çıkardılar, duvarlardan indirdiler. TC’yi devlet tabelalarından sildiler. 2010 yılında Mustafa Kemal Paşa’nın Ankara’ya geliş yıldönümü olan 27 Aralık 1919 kutlamasına izin vermediler. Bu tarihte Kara Harp Okulu öğrencileri, okullarından başlayıp, Ulus’ta biten bir yürüyüş düzenlerlerdi her zaman. Bu yürüyüş yasaklandı ve bu gelenek yok edildi. 2011 yılında 29 Ekim kutlaması yapılmadı… Cumhuriyet tarihimizde bir ilkti bu… Kamu mallarının altından girip, üstünden çıktılar. Tümünü “Babalar gibi” sattılar. Hedef; Atatürk’le, laik düzenle, Cumhuriyetle hesaplaşmak, siyasal İslam devletinin yol haritasını çizmekti… AKP iktidarı, BOP planı çerçevesinde, 2007’den önce, 25 kuruşluk CD’lerle, orduya, yargıya kumpas hazırlıklarına başladı. Çünkü Cumhuriyet kurumlarını tümüyle teslim almak istiyordu. Siyasal İslamcılar, şeriatçı bir toplumun oluşumuna engel olabilecek ne varsa, onu temizlemek ya da işlevsiz bir konuma getirmek amacındaydılar. Bu pervasız gidişe ve talan düzenine karşı çıkacak, “DUR” diyecek tek güç Türk halkın kendisidir ve Türk halkının örgütlü gücüdür. Kitleleri demokratik direnişlere, eylemlere yönlendirecek, onların direncini artıracak güç ise toplumun devrimci, demokrat, ulusal öncüleri, Atatürkçü partilerdir. Öyleyse, ‘İş işten geçtikten sonra, kendim ettim kendim buldum’ dememek için birleşelim, bütünleşelim. Gün birlik, beraberlik günüdür. Gün meydanlara çıkma günüdür. Uyan ey ehli-i vatan, görev başına… Bu resmini defalarca gördüm ama görmediğim bir şey varmış, daha doğrusu göremediğimiz o da kurtuluştan kuruluşa giden Sakarya Meydan Muharebesi Tarihi, Sakarya Meydan Muharebesi, Kurtuluş Savaşı'nın en önemli dönüm noktası olarak bilirdik ancak bu Savaşın gerçekleştiği alandaki siperler, mevziler, şehitlikler, savaşta kullanılan binalar kaynak değer olarak tespitleri yapılmaya başlanmıştır. İstiklal Harbi'nin gerçekleştiği Mangal Dağı, Türbe Tepe, Yıldız Dağı, Duatepe, Karatepe, Kartaltepe, Sarıçal Dağı yer almaktadır. Millî parkın hazırlık çalışmaları devam etmektedir. Sakarya Savaşı 22 gün 22 gece sürmüş 23 Ağustos 1921 tarihinde başlamış ve 13 Eylül 1921 tarihinde sona ermiştir. Sakarya Meydan Muharebesi ile milletimizin 1683'te Viyana kapılarından başlayarak Anadolu'ya doğru 238 yıllık gerileyişi son bulmuştur. Zafer kazanan Türk Ordusu ve Milli Mücadele Hükümeti'ne yurtta ve Dünya'da gösterilen saygı artmıştır. Kazanılan zaferin ordumuza verdiği moral ve yapılan hazırlıklar sayesinde 26 Ağustos 1922'de Başkomutanlık Meydan Muharebesi zaferi ile Anadolu düşman işgalinden kurtarılmıştır. Mustafa Kemal Atatürk ünlü “Hattı Müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır. Bu satıh bütün vatandır. Vatanın her karış toprağı vatandaş kanıyla sulanmadıkça vatan terk olunamaz.” sözünü bu savaşa atfen TBMM'de söylemiştir. Muharebenin ardından Miralay Fahrettin Bey, Miralay Kâzım Bey, Miralay Selahattin Adil Bey ve Miralay Rüştü Bey, Mirliva rütbesine terfi etti ve Paşa oldu. Mustafa Kemal Paşa, TBMM tarafından Müşir rütbesine terfi ettirildi ve Gazi unvanı verildi. KISACA SAKARYA MEYDAN MUHAREBESİNE BİR BAKALIM! TBMM Ordusu, Kütahya-Eskişehir Muharebelerindeki yenilgisinden sonra cephe kritik bir duruma düşmüştü. Cepheye gelerek durumu yerinde gören ve komutayı eline alan TBMM Başkanı ve Başkomutan Mustafa Kemal Paşa ile İcra Vekilleri Heyeti Başkanı Fevzi Paşa, Batı Cephesi birliklerinin Yunan ordusuyla arada büyük bir mesafe bırakılarak Sakarya Nehri’nin doğusuna çekilmesine ve savunmayı bu hatta devam ettirmesine karar verdiler. Gazi Mustafa Kemal Paşa, “Hattı-ı müdafaa yoktur; sathı-ı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır. Vatanın her karış toprağı vatandaş kanıyla sulanmadıkça vatan terk olunamaz. Onun için küçük, büyük her cüzütamı (birlik), bulunduğu mevziden atılabilir. Fakat küçük, büyük her cüzütam ilk durabildiği noktada, tekrar düşmana karşı cephe teşkil edip muharebeye devam eder. Yanındaki cüzütamın çekilmeye mecbur olduğunu gören cüzütamlar, ona tabi olamaz. Bulunduğu mevzide nihayete kadar sebat ve mukavemete mecburdur. ” emrini vererek muharebeyi geniş bir alana yaydı. Böylece Yunan kuvvetleri de karargahlarından uzaklaşıp bölünmüş olacaktı. TBMM, 3 Ağustos 1921’de Genelkurmay Başkanı İsmet Paşayı azlederek, aynı zamanda Başvekil ve Milli Müdafaa Vekili de olan Fevzi Paşayı bu makama da atadı. 22 Temmuz 1921’de Sakarya Nehri Doğusuna çekilmeye başlayan Türk ordusu, güneyden kuzeye 5. Süvari Kolordusu (Çal Dağı güneyinde), 12., 1., 2., 3., 4. Gruplar ve Mürettep Kolordu birinci hatta olacak şekilde tertiplendi. Çekilişin hızlı bir şekilde tamamlanmasından sonra Yunan birlikleri taarruz pozisyonu için tam 9 gün Türk birlikleri ile karşılaşmadan yürüdü. Bu yürüyüşün hangi yöne doğru olduğu Türk keşif birlikleri tarafından tespit edilerek cephe komutanlığına bildirildi. Bu savaşın kaderini belirleyecek stratejik hatalardan biri oldu. Yunan taarruzu baskın olma özelliğini kaybetti. Ancak 14 Ağustos’ta ileri harekata geçen Yunan ordusu, 23 Ağustos’tan itibaren 3. Kolordusu ile Sakarya Nehri doğusundaki Türk kuvvetlerini tespit, 1. Kolordusu ile Haymana istikametinde, 2. Kolordusu ile Mangal Dağı güneydoğusunda kuşatıcı taarruza başladı. Fakat bu taarruzlarında başarısız oldular. Kuşatma taarruzunda başarı sağlayamayan Yunan kuvvetleri, siklet merkezini ortaya kaydırarak savunma mevzilerini Haymana istikametinde yarmak istedi. 2 Eylül’de Yunan birlikleri, Ankara’ya kadar en stratejik dağ olan Çal Dağının tamamını ele geçirdi. Fakat Türk birlikleri Ankara’ya kadar geri çekilmeyerek alan savunması yapmaya başladı. Yunan birlikleri Ankara’ya 50 km kalacak derecede bazı ilerlemeler sağlasa da Türk birliklerinin yıpratıcı savunmasından kurtulamadı. Ayrıca 5. Türk Süvari Kolordusu tarafından cephe ikmal hatlarına yapılan taarruzlar Yunan taarruzunun hızının kırılmasında önemli etkenlerden biri oldu. Yunan ordusu 9 Eylül'e kadar süren yarma teşebbüsünde de başarılı olamayınca, bulunduğu hatlarda kalarak savunmaya karar verdi. Türk Ordusunun 10 Eylül’de başlattığı, bizzat Mustafa Kemal Paşa'nın komuta ettiği, genel karşı taarruzla Yunan kuvvetlerinin savunma için tertiplenmesine mani olundu. Aynı gün Türk birlikleri stratejik bir nokta olan Çal Dağını geri aldı. 13 Eylül'e kadar süren Türk taarruzu sonucunda Yunan ordusu, Eskişehir-Afyon’un hattının doğusuna kadar çekilerek bu bölgede savunma için tertiplenmeye başladı. Bu çekilme sonucu 20 Eylül’de Sivrihisar, 22 Eylül’de Aziziye ve 24 Eylül’de Bolvadin ve Çay düşman işgalinden kurtulmuştur. Çekilen Yunan Ordusunu takip amacıyla harekata 13 Eylül 1921 itibarıyla süvari tümenleri ve bazı piyade tümenleri ile devam edildi. Fakat teçhizat ve istihkam yetersizliği gibi sebeplerle taarruzlar durduruldu. Aynı gün Batı Cephesi’ne bağlı birliklerin komuta yapısı değiştirildi. 1. ve 2. Ordu kuruldu. Grup Komutanlıkları lağvedilerek yerine 1., 2., 3., 4., 5. Kolordular ve Kolordu seviyesinde Kocaeli Grup Komutanlığı kuruldu. Savaş, 22 gün ve gece sürerek 100 km uzunluğunda bir alanda cereyan etti. Yunan Ordusu Ankara'nın 50 km kadar yakınından geri çekildi. Yunan ordusu geri çekilirken Türklerin kullanabileceği hiçbir şey bırakmamak için özen gösterdi. Demir yollarını ve köprüleri havaya uçurdu ve birçok köyü yaktı. İşte bu cumhuriyet böyle kuruldu! Ali Berham ŞAHBUDAK...

Hiç yorum yok:

SİYASETTE İLKELERİN ÇÖKÜŞÜ:

SİYASETTE İLKELERİN ÇÖKÜŞÜ: İFTAR SOFRASINDAKİ AYDINLIK VE KARANLIK? Bugün önümüze düşen o fotoğraflar, aslında bizlere görünü nenin çok...