17 Ağustos 2019 Cumartesi

TÜRK YARGISI "SARAYA BAĞIMLI MI BAĞIMSIZ MI?





21; yüzyılda; modern, demokratik bir hukuk devletinde savunmanın ve yargılamanın bağımsızlığının kutsallığı her türlü tartışmadan bağımsız olması gerekirken başta yargı olmak üzere 96 yıllık cumhuriyet AKP iktidarlarıyla adeta yasama yürütme ve yargı KAÇAK SARAYA bağımlı hale getirildi?
  
Bu bağımlılık ülkemizi tek kişiye teslim edilmesi sonucu Modern ve Çağdaş cumhuriyetimiz aynı zaman da bir hukuk devletiydi bu yapı da ortadan kaldırılarak tamamen otoriter bir rejime sürüklenme yolunda sürat le ilerlemekte..?
Bu bağımsızlık, insan onurundan ve bizzat hukuk idesinin kutsal varlığından doğmakta; geçici olan her türlü siyasal iradeden üstün niteliği üzerinde yükselmektedir.

Kuşkusuz ki bu nitelik, modern yasaların hukuka uygun olarak kesintisiz uygulanması ile adaletin hiçbir ahval ve şerait altında birtakım kişi ya da kurumların vicdanına terk edilmemesini de kapsamaktadır. Geldiğimiz noktada, Türk Hukuk Sisteminin bu iki varlık sebebi de ortadan kaldırılmıştır.

Bu söylemin delili ise normalleştirilmiş KHK hukuku zemininde kaosa evrilmiş bir sistem, bağımsızlığı kağıt üzerinde dahi bırakılmayan YSK ve HSK gibi kurumlar, tutuklu avukatlar, liyakati senelerdir sistemli bir politikayla yerle bir edilmeye çalışılan hakimlik ve savcılık mesleği ile sesi kısılmaya çalışılan savunma makamının bizzat kendisidir..

"Üzülerek belirtmek gerekirse bu kirli yapı 15 Temmuz ve benzeri yapıları her zaman hazır hale getirmek için Cumhuriyetin temel niteliği olan hukuk olmak üzere modern ve çağdaş yaşam dan Türk milletini koparmak için sinsice cumhuriyete ve Mustafa Kemal Atatürk devrimlerine kurulmuş bir tuzaktır"!
"Başta Barolar birliği olmak üzere bu davete iştirak eden tüm Av kimliği ile meslek sahipleri ve yargıçlar savcılar bu tuzağın bir unsurlarıdır"…

Ancak belirtilmelidir ki; bu ülke üzerinde yaşayan, sesi kısılmaya çalışıldıkça direnen, yeni adli yılı saray çatıları altında değil modern ve laik Cumhuriyet’i borçlu olduğumuz Atamızın huzurunda karşılayacak olan avukatlar da vardır ve sonsuza kadar hep var olacaktır bu Avukatlarımızı yürekten kutlar onlara başarılar dileriz.


Yargıtay Başkanlığının 2019-2020 Yargı Yılı açılışı için yolladığı davete 41 barodan olumsuz yanıt verdi. İzmir Barosunun ardından İstanbul, Ankara, Muğla, Antalya, Adana, Aydın ve Ordu Baroları da Yargıtay Başkanlığının 2019 - 2020 Yargı Yılı açılışı için yolladığı davete olumsuz yanıt verdi bu oran avukatların barolar olarak katılmama oranları olarak savunmada % 90' saraya da ki 2019 - 2020 Yargı Yılı açılışına hayır dedi...

"Yargının kurucu unsuru olan savunmanın meslek örgütü olarak, yeni bir yargı yılının açılışında birlikte olmaktan kıvanç duyabilirdik" denilen cevap yazısında, toplantının Cumhurbaşkanlığı Kongre ve Kültür Merkezinde yapılacak olduğuna işaret edildi ve burada yapılacak bir açılış törenine katılmanın mümkün olamayacağı bildirildi.

"Tarihe not düşmek adına bir hukuk devleti olan cumhuriyetimizde var olan yasama yürütme ve yargı gücünün, yargı ayağının yürütülmesi Hakim ve Savcılar eliyle olur. Yargı bağımsızlığı dar anlamıyla aslında Hakimlerin bağımsızlığı anlamına gelir. Yargı, işlevini yargılama ile yerine getirir, buda hakimler(yargıçlar)eliyle olur.

Hakimlerin bağımsızlığı, kararlarını verirken. Özgür olmaları, hiç bir dış baskı altında olmamaları, yasama ve yürütme organlarından emir, tavsiye ve talimat almamaları anlamına gelir. Bununla kişilerin temel hak ve özgürlüklerinin korunduğu ortadadır. Hakimlerin bağımsızlığı Anayasa ilede teminat altına alındığından görülmekte olan bir davada yargı yetkisinin kullanılması ile ilgili TBMM de görüşme yapılamaz soru sorulamaz. 
         
Hakimler aynı şekilde yürütmeye karşıda bağımsız olduklarından tayinleri konusunda da yürütmenin etkili olmaması gerekir. Ancak; mahkemelerin bağımsızlığı ve hakimlik teminatı esaslarına göre görev yapan  ve hakimlerin tüm özlük işleri konusunda yetkili olan Hakimler ve Savcılar Yüksek kurulunda Adalet bakanı ve Müsteşarın bulunması bu teminatı kısmen zedelemektedir.         
  
Cumhuriyet savcılarına gelince; Devlet adına iddiada bulunan makamdır. Aslında hakimlik ve savcılık iki ayrı meslektir. Yürütme organının bir üyesi olan Adalet bakanı savcılar üzerinde denetim yetkisine sahiptir. Yani dava aç diye her zaman emir verebilir. Yani bağımsız değillerdir. Fakat burada bahsedilen durumu Yüksek Mahkeme savcıları ile karıştırmamak gerekir. Özellikle son günlerde gündem de olan Yargıtay Başsavcısının durumu farklıdır.

“Çünkü yüksek mahkemeler savcısı ve hakimleri ile bir bütün olarak bağımsızdır. Bu da yaptıkları görevden dolayıdır”.

Bağımsız olmayan bir Yargıtay Başsavcısı ile yürütme ve yasamanın denetlenmesinin mümkün olmayacağı açıktır. Yargı denetimi ancak tümüyle bağımsız Yüksek mahkemeler eliyle yapılır. Kısaca Adalet Bakanının Yüksek Mahkeme savcılarına dava açma yada açmama konusunda emir verme yetkisi yoktur, zaten yürütmenin bu yetkisi olmadığından devletin temel niteliklerini yıkmaya çalışan partiler hakkında Yargıtay Başsavcısı kapatma davası açabilmektedir.

SONUCU OLARAK: Bir hukuk devletinde var olan yasama. Yürütme ve yargı gücünün, yargı ayağının yürütülmesi Hakim ve Savcılar eliyle olur. Yargı bağımsızlığı dar anlamıyla aslında Hakimlerin bağımsızlığı anlamına gelir. Yargı, işlevini yargılama ile yerine getirir, buda hakimler(yargıçlar)eliyle olur. kısaca" gelişmiş modern hukuk sistemin de bağımsız yargı anlamı budur! ..Ali Berham ŞAHBUDAK…


1 yorum:

Ali Berham ŞAHBUDAK dedi ki...

TÜRK YARGISI "SARAYA BAĞIMLI MI BAĞIMSIZ MI?



21; yüzyılda; modern, demokratik bir hukuk devletinde savunmanın ve yargılamanın bağımsızlığının kutsallığı her türlü tartışmadan bağımsız olması gerekirken başta yargı olmak üzere 96 yıllık cumhuriyet AKP iktidarlarıyla adeta yasama yürütme ve yargı KAÇAK SARAYA bağımlı hale getirildi?

SİYASETTE İLKELERİN ÇÖKÜŞÜ:

SİYASETTE İLKELERİN ÇÖKÜŞÜ: İFTAR SOFRASINDAKİ AYDINLIK VE KARANLIK? Bugün önümüze düşen o fotoğraflar, aslında bizlere görünü nenin çok...