
21; yüzyılda; modern, demokratik bir hukuk devletinde savunmanın ve yargılamanın bağımsızlığının kutsallığı her türlü tartışmadan bağımsız olması gerekirken başta yargı olmak üzere 96 yıllık cumhuriyet AKP iktidarlarıyla adeta yasama yürütme ve yargı KAÇAK SARAYA bağımlı hale getirildi?
Bu bağımlılık ülkemizi tek kişiye teslim
edilmesi sonucu Modern ve Çağdaş cumhuriyetimiz aynı zaman da bir hukuk
devletiydi bu yapı da ortadan kaldırılarak tamamen otoriter bir rejime
sürüklenme yolunda sürat le ilerlemekte..?
Bu bağımsızlık, insan onurundan ve bizzat
hukuk idesinin kutsal varlığından doğmakta; geçici olan her türlü siyasal
iradeden üstün niteliği üzerinde yükselmektedir.
Kuşkusuz ki bu nitelik, modern yasaların
hukuka uygun olarak kesintisiz uygulanması ile adaletin hiçbir ahval ve şerait
altında birtakım kişi ya da kurumların vicdanına terk edilmemesini de
kapsamaktadır. Geldiğimiz
noktada, Türk Hukuk Sisteminin bu iki varlık sebebi de ortadan kaldırılmıştır.
Bu söylemin delili ise normalleştirilmiş
KHK hukuku zemininde kaosa evrilmiş bir sistem, bağımsızlığı kağıt
üzerinde dahi bırakılmayan YSK ve HSK gibi kurumlar, tutuklu avukatlar,
liyakati senelerdir sistemli bir politikayla yerle bir edilmeye çalışılan
hakimlik ve savcılık mesleği ile sesi kısılmaya çalışılan savunma makamının
bizzat kendisidir..
"Üzülerek belirtmek gerekirse bu
kirli yapı 15 Temmuz ve benzeri yapıları her zaman hazır hale getirmek için
Cumhuriyetin temel niteliği olan hukuk olmak üzere modern ve çağdaş yaşam dan
Türk milletini koparmak için sinsice cumhuriyete ve Mustafa Kemal Atatürk
devrimlerine kurulmuş bir tuzaktır"!
"Başta Barolar birliği olmak
üzere bu davete iştirak eden tüm Av kimliği ile meslek sahipleri ve yargıçlar
savcılar bu tuzağın bir unsurlarıdır"…
Ancak belirtilmelidir ki; bu ülke üzerinde
yaşayan, sesi kısılmaya çalışıldıkça direnen, yeni adli yılı saray çatıları
altında değil modern ve laik Cumhuriyet’i borçlu olduğumuz Atamızın huzurunda
karşılayacak olan avukatlar da vardır ve sonsuza kadar hep var olacaktır bu Avukatlarımızı
yürekten kutlar onlara başarılar dileriz.
Yargıtay Başkanlığının 2019-2020 Yargı Yılı açılışı için yolladığı davete
41 barodan olumsuz yanıt verdi. İzmir Barosunun ardından İstanbul,
Ankara, Muğla, Antalya, Adana, Aydın ve Ordu Baroları da Yargıtay Başkanlığının 2019 - 2020 Yargı Yılı açılışı için yolladığı
davete olumsuz yanıt verdi bu oran avukatların barolar olarak katılmama
oranları olarak savunmada % 90' saraya da
ki 2019 - 2020 Yargı Yılı açılışına hayır dedi...
"Yargının kurucu unsuru olan
savunmanın meslek örgütü olarak, yeni bir yargı yılının açılışında birlikte
olmaktan kıvanç duyabilirdik" denilen cevap yazısında, toplantının Cumhurbaşkanlığı Kongre ve Kültür Merkezinde yapılacak olduğuna
işaret edildi ve burada yapılacak bir açılış törenine katılmanın mümkün
olamayacağı bildirildi.
"Tarihe not düşmek adına bir hukuk devleti olan cumhuriyetimizde var olan yasama yürütme ve
yargı gücünün, yargı ayağının yürütülmesi Hakim ve Savcılar eliyle olur. Yargı bağımsızlığı dar anlamıyla aslında Hakimlerin bağımsızlığı
anlamına gelir. Yargı, işlevini yargılama ile yerine getirir, buda
hakimler(yargıçlar)eliyle olur.
Hakimlerin bağımsızlığı, kararlarını
verirken. Özgür olmaları, hiç bir dış baskı altında olmamaları, yasama ve
yürütme organlarından emir, tavsiye ve talimat almamaları anlamına
gelir. Bununla kişilerin temel hak ve özgürlüklerinin
korunduğu ortadadır. Hakimlerin bağımsızlığı Anayasa ilede teminat altına
alındığından görülmekte olan bir davada yargı yetkisinin kullanılması ile
ilgili TBMM de görüşme yapılamaz soru
sorulamaz.
Hakimler aynı şekilde yürütmeye
karşıda bağımsız olduklarından tayinleri konusunda da yürütmenin etkili
olmaması gerekir. Ancak; mahkemelerin bağımsızlığı ve hakimlik teminatı
esaslarına göre görev yapan ve hakimlerin tüm özlük işleri konusunda
yetkili olan Hakimler ve Savcılar Yüksek kurulunda Adalet bakanı ve
Müsteşarın bulunması bu teminatı kısmen
zedelemektedir.
Cumhuriyet savcılarına gelince; Devlet adına iddiada bulunan makamdır.
Aslında hakimlik ve savcılık iki ayrı meslektir. Yürütme organının bir üyesi
olan Adalet bakanı savcılar üzerinde denetim yetkisine sahiptir. Yani dava aç
diye her zaman emir verebilir. Yani bağımsız değillerdir. Fakat burada
bahsedilen durumu Yüksek Mahkeme savcıları ile karıştırmamak gerekir.
Özellikle son günlerde gündem de olan Yargıtay Başsavcısının durumu farklıdır.
“Çünkü yüksek mahkemeler savcısı ve
hakimleri ile bir bütün olarak bağımsızdır. Bu da yaptıkları görevden
dolayıdır”.
Bağımsız olmayan bir Yargıtay Başsavcısı
ile yürütme ve yasamanın denetlenmesinin mümkün olmayacağı açıktır. Yargı
denetimi ancak tümüyle bağımsız Yüksek mahkemeler eliyle yapılır. Kısaca Adalet
Bakanının Yüksek Mahkeme savcılarına dava açma yada açmama konusunda emir
verme yetkisi yoktur, zaten yürütmenin bu yetkisi olmadığından
devletin temel niteliklerini yıkmaya çalışan partiler hakkında Yargıtay
Başsavcısı kapatma davası açabilmektedir.
SONUCU OLARAK: Bir hukuk devletinde var olan
yasama. Yürütme ve yargı gücünün,
yargı ayağının yürütülmesi Hakim ve Savcılar eliyle olur. Yargı bağımsızlığı dar anlamıyla aslında
Hakimlerin bağımsızlığı anlamına gelir. Yargı, işlevini yargılama ile
yerine getirir, buda hakimler(yargıçlar)eliyle
olur. kısaca" gelişmiş modern hukuk sistemin
de bağımsız yargı anlamı budur! ..Ali Berham ŞAHBUDAK…

1 yorum:
TÜRK YARGISI "SARAYA BAĞIMLI MI BAĞIMSIZ MI?
21; yüzyılda; modern, demokratik bir hukuk devletinde savunmanın ve yargılamanın bağımsızlığının kutsallığı her türlü tartışmadan bağımsız olması gerekirken başta yargı olmak üzere 96 yıllık cumhuriyet AKP iktidarlarıyla adeta yasama yürütme ve yargı KAÇAK SARAYA bağımlı hale getirildi?
Yorum Gönder