
İSKİLİPLİ
ATIF HOCA'DENEN HAİNİN VE DİĞER CUMHURİYET VE ATATÜRK DÜŞMANLARI!
Cumhuriyet düşmanlarının hedefleri farklı isimlerde anılıyor olsa
da bu Atatürk ve Cumhuriyet düşmanlarının ne ilk nede son alçakça teşebbüsleri son
olmayacaktır “Bütün hainler bir çatı altın da toplanarak top yekun farklı
kimliklerle saldırıları devem etmekte bu yapılanlar, elbette Cumhuriyet’in
başarısı ile sonuçlandı.
Asiler yok edildi. Fakat Cumhuriyet düşmanları, büyük
komplonun bütün safhaları ile son bulduğunu kabul etmediler. Alçakçasına son
bir teşebbüse giriştiler.
Bu teşebbüsler İzmir suikastı olarak kendini gösterdi. Cumhuriyet
mahkemelerinin ezici pençesi, bu defa da Cumhuriyet’i suikastçıların elinden
kurtarmayı başardı”.
Dersim tartışmaları başladıktan
sonra, başta Başbakan yardımcısı Bülent Arınç olmak üzere, bazı hükumet üyeleri
tarafından: "Bir de İstiklal Mahkemeleri arşivi açılsa, oralarda daha ne
Dersimler var." Yollu beyanlarla cumhuriyet devrimi hedefe konuldu.
Özellikle de İskilipli Atıf Hoca
konusu ve şapka devrimi üzerinden, önü ardı bilinmeden, kamuoyunun vicdanını
etkileyebilmek için ölçüsüz laflar edildi. Öle bir mizansen çizildi ki,
"cumhuriyet hiç acımadan "masun" İskilipli Hoca Atıf Efendiyi
katletti" imajı yaratıldı...
Sahi kim bu Atıf efendi? Konu
tarihse belge konuşur, geri kalan tevatürdür... Belgeli konuşalım. Ama şu notu
da düşelim, o günkü olayları bugünün koşulları içinde değerlendirirsek
yanılırız. İskilipli Atıf Hoca, sadece cumhuriyete değil, 1908 devrimine de
karşıdır. Mahmut Şevket Paşanın katli nedeniyle suçlanarak Sinop'a sürülmüştür.
Sonra, Kuvvayı Milliye karşıtıdır. Teali İslam Cemiyetinin kurucusu ve
yöneticisidir.
Teali İslam Cemiyeti Milli
Mücadele'ye ve Mustafa Kemal'e kesin olarak karşıdır. İslamcılığı, Batı ile
sentezleyen bakış açılarına göre, İngilizler ve Yunanlılar iyidir. Çünkü
onların galibiyetlerinin arkasında Kuvvayı Milliye gibi "cahilce bir
cesaret" değil uygarlık zekası vardır. En önemli ihtiyaçları ise İslamiyet’le
o "dehayı" birleştirmektir, hatta bu bir ödevdir."
MUSTAFA KEMAL ATATÜRK'E EŞKIYA DEDİ
Bugün onun mağduriyet makamına
oturtulmaya çalışılmasının nedenini daha iyi anlatabilmek için İskilipli Atıf
Efendinin Teali İslam Cemiyeti Başkanı (Reisi Evvel) olarak yayınladığı
bildiriden birkaç satır aktaralım:
"Mustafa Kemal ve Kuvvayı
Milliye maskaraları Yunan askerlerinin önünden kaçıyor. Zavallı saf ve gafil
halktan topladıkları askerlere 'siz burada onlarla savaşın, biz de arkalarını
çevirelim' diyerek sıvışıyorlar. Yazık ki halkımız Talat, Enver, Cemal, Mustafa
Kemal gibi beş on eşkıyanın vücudunu ortadan kaldırmak için gereken fedakarlığı
yapmıyor. İngilizleri kızdırdınız, üzerimize Yunanlıları musallat ettiler.
Şimdi usulca oturup yenilginin sonuçlarına katlanmak yerine Yunanlılarla harbe
tutuşuyorlar. Bu eşkıyaları ve asileri en kısa zamanda bertaraf etmek hepimize farzdır.
Harp yıllarında sizleri cephe
cephe sürükleyen ve din kardeşlerinizin suçsuz yere ölmelerine sebep olanlar
arasında Mustafa Kemal, Ali Fuat, Bekir Sami gibi zalimler de vardı. Siz bu
zalimlerin cinayetlerine daha ne kadar göz yumacaksınız? Elinize aldığınız bu
fetva Allah'ın emridir, Padişah fermanıdır. Sizler bu katil canavarları daha
fazla yaşatmamakla mükellef ve görevlisiniz. Bunların vücutlarını külliyen
ortadan kaldırmak Müslümanlık için farz olmuştur."
ATATÜRK İZİN VERDİ
İskilipli Atıf Hocanın bu
beyannamesinden çokça örnekler verilebilir ama sabrınızı zorlamamak için bu
Kısa özetle yetiniyorum. Bu cemiyetin Konya şubesi bu tavrına rağmen 1920 TBMM
seçimlerine katılmak istediğinde Atatürk bunda bir sakınca görmüyordu. Ama
onlar bu tavırlarını sürdürmeye devam ettiler. Sadece yüzde 2 buçuk oranında
okuma yazma bilen bir halk içinde bu hocaların sözleri büyük kitleleri
kışkırtabilecek güce sahipti.
Cumhuriyeti kuran kadronun
sorumluluğu sadece savaşı kazanmakla bitmiyordu, Osmanlı'dan kalan borçlar
ödenecek, yıkılmış memleket kalkındırılacak, en önemlisi de halk
aydınlatılacaktı. Bu koşullarda, örneğin "yeni
harfleri kullananlar cehennemde yanacak" veya "şapka giymek küfürdür,
dinsizliktir" diyen bir yobazın halka verdiği zarar Yunan topçusundan daha
fazladır.
ASKER KAÇAKLARI YARGILANDI
Nitekim İstiklal Mahkemelerinin
kuruluş amacı, asker kaçaklarını ve Türk Ordusu'na karşı Yunanlılarla birlikte
hareket edenleri yargılamaktı. O mahkemelerde yargılananların yüzde 99'u asker
kaçaklarıdır. Çünkü İskilipli gibilerin yayınladıkları bu tip fetvalar yüzünden
askerden kaçanların sayısı sürekli artıyordu.
(Adnan Menderes bile Milli
Mücadeleye çok geç katılmıştır, çünkü aksi halde İstiklal Mahkemelerinde
yargılanacaktı. Adnan Menderes'in mirasına sahip çıkan AKP'nin, bugün çıkardığı
Bedelli Askerlik yasasından asker kaçaklarını da faydalandırması manidardır. )
"İstiklal Mahkemelerinde
İskilipli gibi yüzlerce binlerce adam yargılandı" yalanını uyduranların
Atıf Efendi gibi birkaç örnek daha verebilmesi mümkün değildir. İskiliplinin
yargılanma nedenini sadece yazdıklarıyla sınırlamak tarihi çarpıtmaktır.
İskilipli Atıf devrim
karşıtlığından yargılanmıştır. Üstelik şapka yerine savundukları fes de ne İslam’la
ne de Osmanlılıkla alakalıdır, Yunan kültürüne aittir. Onu da 2. Mahmut
getirmiştir ve ne gariptir ki, o da "bu başlık şeriata aykırıdır"
direnişiyle karşılaşmıştır. Yani yeniye karşı direnişin sığınağı daima din
olmuştur.
Bugünün koşullarında ve cahilce
bir yaklaşımla, "Efendim, İskiliplinin yazdığı 'Frenk muhalifliği ve
Şapka' başlıklı mini kitap nihayet bir kitaptır, insan kitap yüzünden
yargılanır mı" diyenler vardır. Onlara, bırakın yünde 2 buçuk okuma
oranını, bugün bu oran yüzde yüze yaklaşmışken bile yazdığı kitaplar yüzünden
hapsedilen yazarlar ve "kitabın bomba kadar tehlikeli olabileceğini"
düşünen bir Başbakanımız olduğunu hatırlatalım!
Bir garip paradokstur ki, İskilipliyi
yere göğe sığdıramayanlar aynı hükümletin veya partinin yandaşlarıdır.
NECİP FAZIL VE MENEMEN
Din bezirganlarının birkaç sözle halkı
galeyana getirip ortalığı kan gölüne çevirmelerine verilebilecek en belli başlı
örneklerden biri Menemen faciasıdır. Yazımızı, Başbakanın çok sevdiği Necip
Fazıl'ın Menemen olayından sonra yazdığı bir yazıdan küçük bir alıntıyla
bitirelim:
"İrtica, yatağımızın
başucundaki bir bardak suya karıştırılan zehirdir. Kubilay'ın katili Derviş
Mehmet'in Menemen kapılarına sokuluşu gibi, uykumuzu bekler ve ayaklarının
ucuna basa basa gelir...(...) Onu tarife hacet yok. Onu tanırız. Yürüyüşünden,
duruşundan, bakışından, kaçışından tanırız. O zaten kendisini gizlemiyor. Dün
başına sarık takıyordu. Bugün giydiği, kanun nazarında şapka, hüsnü nazarında
gene sarıktır. Bugünün sarıklısı
dünkünden daha çok yezit tir.." (1 Aralık 2011, Aydınlık)
Bugün Cumhuriyet, çeşitli
bahanelerle tartışılıyorsa bunun tek nedeni vardır: Bizler uyuduk ve yeterince Cumhuriyete
ve Cumhuriyetimizin kurucusu önder Mustafa Kemal Atatürk'e sahip çıkamadık
demektir. Ali Berham ŞAHBUDAK…22.09.2019

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder